ALANYALI otelciler tedirgin, kızgın.   Şu sebeplerden...   Birincisi, OHAL'in 3 ay daha devam edecek olması nedeniyle Rus ve Avrupalı turistin

ALANYALI

otelciler tedirgin, kızgın.

Şu sebeplerden...

Birincisi, OHAL'in 3 ay daha devam edecek olması nedeniyle Rus ve Avrupalı turistin "güvenlik" gerekçesiyle rezervasyon yaptırmama ihtimalinin güçlü olması.

İkincisi, otellerin en önemli demirbaşlarından biri olan alkoldeki ÖTV'nin halen düşürülmemesi.

Ve üçüncüsü; yeni dayatmalarla karşı karşıya gelme olasılığının her geçen gün daha da artması.

Nedir bu "dayatma" maddeleri, birini hemen izah edelim.

Misal, başta Alanya olmak üzere Manavgat, Side, Kumköy, Belek, Kaş, Kemer, Fethiye, Marmaris gibi yüzlerce otelin bulunduğu turistik ilçelerde "güvenliğin tam olarak sağlanabilmesi" adı altında otellerin giriş kapılarına x-ray cihazı konulma şartı getirileceği iddialarının her geçen gün artması, zaten ekonomik kriz yaşayan, zaten otelini zar zor açan, zaten geçen sene 50 işçi çalıştırırken bu sene aynı hizmeti 20 personelle vermeye çalışan, hal böyle olunca da servis kalitesi yer ile yeksan olan, müşteri memnuniyeti yerlerde sürünen otelciyi adeta isyan noktasına getirmiş durumda.

Alanya'nın doğusunda oteli bulunan "ismi bende saklı" tanınmış bir işadamına dün bu konuyu sordum, kelimenin tam manasıyla bir dokunup bin ah işittim.

Piyasada dolaşan bir dedikoduya göre, otellerin kapılarına monte edilme şartı getirileceği iddia edilen x-ray cihazlarına bir kriter konulacakmış, hayli pahalı olan o cihazın dışındakiler kabul edilmeyecekmiş, Avrupa'dan ithal edilecek o cihazı pazarlayacak firma da siyasetin en üst makamlarında yer alan bazı isimlerin akrabalarına aitmiş.

Turizmciler, daha doğrusu otel sahipleri, zaten krizde olan sektörün rahatlatılması gerekirken bu tür dayatmalarla boğulmaması gerektiği fikrinde birleşiyor.

Dün telefonda görüştüğüm otel sahibi işadamı, şöyle konuşuyor: "Eğer terörist otelin kapısına kadar bomba getirecek cesarete sahipse, o bombayı içeri girmeden kapıda patlatsa bile bunun sesi o dakika Avrupa'dan ve Rusya'dan duyulur. Hem neden getirip otelin kapısında, bahçesinde veya içinde patlatsın ki? Amacı ses getirmek, kamuoyu oluşturmak, turizmi ve ülke imajını bitirmekse gider şehrin en kalabalık caddesinde, alışveriş merkezlerinde patlatır."

Haksız sayılmaz, öyle değil mi?

Fiyatı, en ucuzu 150-200 bin TL olan x-ray cihazı bir yana, başında dönüşümlü olarak bekleyecek en az 3 personelin giderlerinin bir otelciye aylık en az 15-20 bin TL maliyeti olacağı ifade ediliyor.

"Bir terörist bombayı, tüfeği, tabancayı turizm şehrine kadar getirebiliyorsa, otelin içinde veya kapısında patlatsa, ateş etse ne değişir? Önemli olan o teröristin o turizm kentine gelmeden imha edilmesi, bunun için istihbarat çalışması yapılmasıdır" diyerek özellikle İçişleri Bakanlığı ile Milli İstihbarat Teşkilatı'na çağrıda bulunan otel sahibi işadamının sözlerine tamamen katılıyorum.

Ve şunu ekliyorum...

"Bizler, kimin akrabalarının kaça pazarlayacağını bilmediğimiz x-ray cihazlı otelleri olan bir şehir değil, ellerinde detektör aletleriyle, otele giren turistlerin üzerini, bavulunu, çantasını 7/24 arayan güvenlik personelinin görev yaptığı otelleri olan bir şehir değil, cadde ve sokaklarında özgürce, rahatça dolaştığımız, x-ray cihazlı, güvenlik görevlisi kostümlü elemanları kapılarında 7/24 nöbet tutan otelleri olmayan şehirler istiyoruz."

Yıllardır "üvey evlat" muamelesi görmekten yakınan, Avrupa ve Rusya ile yaşanan krizlerden dolayı büyük çoğunluğunun referanduma "hayır" dediği tahmin edilen otelci zaten krizde, darboğazda, "bu sene açsam mı açmasam mı" diye düşünüyor, en azından dayatmalarla, zorlamalarla daha boğmamak gerekir.

"Elçiye zeval olmaz" derler.

Biz otelcinin meramını ve serzenişini Ankara'ya iletelim, takdir Ankara'da musluğun başındakilerin olsun.