Osmanlıdan bu yana, ordu içinde zaman zaman derin yapılanmaların olduğu bir gerçek. Bu yapılar, tabii ki ordunun geneline mal edilemez amma, ordunun üst düzeyinde şekillenen bu tür yapılanmalar, ordunun hiyerarşik düzeni ve katı disiplini içinde,...
Osmanlıdan bu yana, ordu içinde zaman zaman derin yapılanmaların olduğu bir gerçek.Bu yapılar, tabii ki ordunun geneline mal edilemez amma, ordunun üst düzeyinde şekillenen bu tür yapılanmalar, ordunun hiyerarşik düzeni ve katı disiplini içinde, üst düzey görevlere bir biçimde gelmiş bazı ordu mensuplarının ülke yönetimine sahip olma hırsı ya da, ülkeyi yönetenleri, şu ya da bu biçimde yönetmeye kalkmalarına da neden olabilmiştir.Osmanlı döneminde monarşik bir yapıya yani, padişaha bile müdahale edilebilmiş, tahttan biri indirilip bir başkası getirilebilmiştir.Cumhuriyet döneminde de sık sık darbeler olmuş, ordunun üst düzey görevlileri siyasete açıkça ya da dolaylı yollardan müdahalelerde bulunabilmişlerdir.Bu dönemler hep karanlıklarda kalmış, ülkeye ve ülke insanına verdiği zararlar hep sümen altına atılmıştır.Son günlerde, 28 Şubat müdahalesiyle ilgili tutuklamalar nedeniyle, toplumun her kesiminde özellikle de medya da ciddi tartışmalar ve de bu konuyla ilgili ciddi açıklamalar yapılmakta.Rahmetli Erbakan’ın Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalması sonrasında Tansu Çiller’in Başbakan olması beklenirken, birden bire meclis aritmetiğinde değişikliklerin gündeme gelmesiyle birlikte, Mesut Yılmaz’ın Başbakan olması süreci o tarihlerde ki, siyasi istikrarsızlığın ve sık sık değişen koalisyon hükümetlerinin gündeme gelmesi nedeniyle, toplumun önemli bir kesimince olağan bir gelişme olarak görülmüştü.Rahmetli Erbakan’ın Libya ziyareti, Kaddafi ile arasında geçen diyalog ve birbirinden çok uzaktaki İslam ülkeleriyle hayali ittifaklar kurma çabaları, AB karşıtlığı, ütopik politikalara yelken açması nedeniyle, toplumun önemli bir kesimi, Erbakan’dan kaygı duymaya başlamıştı.28 Şubat’ın mimarları, bu durumdan yararlanmasını bildiler.O dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’le Erbakan arasındaki çelişki, vurgun ve soyguncuların işini kolaylaştırdı. Bugünkü tartışmaların derinliğine inildiğinde, Türkiye’nin bu süreçte çok büyük ekonomik kayıplara uğratıldığını, büyük bir soygun ve vurgun sürecinin yaşandığını, insanların ne hak yere mağdur edildiklerine şahit oluyoruz.Bir biçimde baskı altındaki kapalı toplum dönemlerindeki rezillikleri, bugün açık toplum sürecinde çok daha rahat bir biçimde öğrenme imkanına kavuşmuş durumdayız.Bana göre, ortaya konan ve bugünlerde gündeme taşınan soygun ve vurgunların boyutunun hangi noktaya taşındığını görünce, 1960, 1971 ve 1980 darbelerindeki rezillikleri, 28 Şubatın özellikle de Susurluk kazası sonrasında ortaya konan tezgahların yanında devede kulak kalacak cinsten.Öyle ki, eğer söylenenler ve iddia edilenler doğruysa, PKK terörünün bitmesi için değil, devamı için olmadık rezillikler sergilemiş, bu reziller, terör örgütüyle bile, belli ilişkiler içine girebilmişler!–DEVAMI YARIN-