Bir önceki 'MHP'li Oktay Vural'a hatırlatma!” başlıklı yazımdan kısa bir alıntı yaparak ana konuya girmek istiyorum. 'MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, CHP'nin yemin törenine katılmamasıyla ilgili olarak CHP Genel...

Bir önceki “MHP'li Oktay Vural'a hatırlatma!” başlıklı yazımdan kısa bir alıntı yaparak ana konuya girmek istiyorum. “MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, CHP’nin yemin törenine katılmamasıyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz, millet iradesini de satmayız, bize oy veren milyonların iradesini de satmayız” gibi çok ağır ve maksadını aşan bir hakaretle cevap vermişti. MHP’nin mecliste temsil edilmesini savunan bir kişi olarak kendisine cevap vermek isterim. MHP’den milletvekili seçilen Balyoz davasından tutuklu ‘Efsane Komutan’ Engin Alan’a verilen oyları ve o iradeyi, Kıllıçdaroğlu'na verdiğiniz mesnetsiz cevapla asıl siz satıyorsunuz Sayın Oktay Vural… Seçim öncesi Engin Alan konusunda ve MHP üzerine kurulan tezgâhları, komplo teorilerini gündeme getirmiştim. Son gelişmelerden sonra Vural ve onun gibi düşünenleri, Engin Alan’ın kim olduğu konusunda biraz daha aydınlatmanın gerekli olduğunu düşünüyorum… Çünkü birileri Engin Alan’ın kim olduğunu unutmuş… En başta unutmaması gereken MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural unutmuş…” Yazımı böyle bitirmiştim. Şimdi gelelim Engin Alan’ın kim olduğuna…
“KALKMADIĞI ANDA BEDELİNİ ÖDER”
Başbakan Erdoğan, geçen Mayıs ayında Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen toplantıda, Çanakkale’deki anma törenlerine katıldığında ayağa kalkmayan bir korgeneralden bahsederek, “Bir ülkenin başbakanı anma törenine gider de korgeneral ayağa kalkmaz mı? Kalkması gerekir. Kalkmadığı anda da bedelini öder. Zaten bedelini de ödedi. Ondan sonra da gereği yapıldı. Ama şimdi gideceği yeri o da buldu” diye konuşmuştu. Sözü edilen korgeneral, Balyoz davasının tutuklu sanığı, Korgeneral Engin Alan’dı. Alan, Başbakan Erdoğan’ın tespitinde belirttiği gibi makama saygı göstermemiştir. Bunun nedeni Başbakan Erdoğan'a saygı duymamasıydı. Korgeneral Alan'ın niye ayağa kalkmadığını yaşanmış bir tarihle yorumda bulunmadan açmak istiyorum.
NEDEN AYAĞA KALKMADI?
24 yaşındaki genç Fatih Sultan Mehmet bir gün haber vermeden hocası Akşemseddin'i ziyarete gitti. Fakat çadıra girdiğinde hocasının ayağa kalkmamasına çok bozuldu, içerledi. Diğer hocalarına bu durumdan yakındı. Hocaları dedi ki, "Bir nedeni vardır, elini öpüp öğrenmelisin." Fatih denileni yaptı ve Akşemseddin'in neden ayağa kalkmadığını öğrendi. Hocası, öğrencisinin İstanbul'u aldıktan sonra alçakgönüllülüğü terk ettiği ve kendini beğenmiş halini eleştirdiği için ayağa kalkmamıştı.
“ŞİMDİ BİZ TERÖRİST OLDUK”
Balyoz iddianamesinin sanıklarından olan Engin Alan, bir süre Silivri Cezaevi’nde yatmıştı. Rahatsızlanınca GATA’da tedavi gördü. Tedavisi sırasında ziyarete giden Gazeteci Emin Çölaşan, 11 Nisan 2010 tarihinde Sözcü gazetesinde Engin Alan’ın söylediklerine köşe yazısında yer vermişti. O yazıdan kısa bir özet vermek istiyorum:
“Dağlarda ölümden dönmüş adamım. Kucağımda nice Mehmetçikler, hatta Emir Subayım şehit düştü. Üç kez helikopterde mermi yedim, iki kez yerde PKK tarafından tarandım. Kuzey Irak’ta Metina dağlarında Tümgeneral rütbesiyle tam 38 gün dağlarda kaldım, vücuduma su değmedi. Bitlendim. Ölümden korkmam. Ben bunlardan mı korkacağım, bunlara mı diz çökeceğim? Benim 20 yıl savaştığım adamlar Habur’dan girdi, seyyar mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Şimdi biz terörist olduk! Bizi düşman ordusunun esir düşen generalleri gibi sorguladılar. Silah arkadaşlarım cezaevinde yatarken, ben burada yatmam. Mutlaka Silivri’ye döneceğim. Tek çareleri beni öldürüp kurtulmaktır. Ya da beni İmralı’da Abdullah Öcalan’ın veya Diyarbakır’da Şemdin Sakık’ın yanına gönderecekler, yarım kalan hesabımızı orada bitireceğim.”
Çölaşan bu sırada “Balyoz olayı nedir? Var mı böyle darbe gibi şeyler?” diye soruyor. Alan’ın yanıtı şöyle: O seminere katılan 162 komutan aklını mı yitirdi ki böyle bir şey olsun! Cami bombalama falan külliyen yalan. Orada, Yunanistan’la aramızda savaş çıktığında arkamızda toplu isyan olursa ne yapılır, onlar irdelendi.”
“İŞTE SİZE SIFIR SORUN”
Çölaşan yazısında Engin Alan’ın kendisine yazdığı mektuptan alıntılar da yapmış:
“Amaçları, olayı TSK’nın bütününe yansıtmak. Tutuklamayla ilgili ben ve avukatlarım ısrarla neyle suçlandığımızı gösteren belge ve bilgileri istiyoruz. Cevap: Mahkemenin gizlilik kararı var. Hele bir Silivri’ye git, orada öğrenirsin! TSK her gün hakaretlere uğruyor. Çok gizli planlarını dahi bile koruyamaz, tatbikat ve seminer yapamaz, üç kamyonunu yürütemez, mühimmatını taşıyamaz hale getiriliyor. TSK’yı bitirdikten sonra gelsin Kıbrıs, gelsin Ermenistan protokolü. ABD çekilince Irak bataklığı ve bunun öncüsü olan Kürt açılımı! Sonra gelsin ABD’nin İran planları. İşgalci TC, Kürdistan’dan defol… Öcalan’a özgürlük… İşte size ‘sıfır sorun’!
Ben niye 20 yıl bunlarla mücadele ettim? Niye fidan gibi şehit evlatlarımı toprağa koydum? Ben neyin bedelini ödüyorum? Terörist yaftalamasıyla beni Silivri’ye attıran irade kim? Bunları sormak hakkım değil mi?”
Sonuç olarak… Bu yazımda Engin Alan’ın kim olduğunu hatırlattım. Bu hatırlatma en başta MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’a… Ve tüm MHP’lilere…