Gazeteci Murat Ağırel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ailesinin Almanya’daki şirket ve gayrimenkul faaliyetlerine ilişkin öne çıkan iddiaları kamuoyuna taşıdı. Onlar TV’de yayımlanan programında Almanya’ya giderek şirket kayıtları, mali tablolar ve gayrimenkullere ilişkin belgeleri incelediğini belirten Ağırel, aile üyeleriyle bağlantılı HAMAG adlı şirketin kısa sürede milyonlarca euroluk taşınmaz varlığına ulaştığını öne sürdü. Ağırel’in gündeme getirdiği iddialara Melih Gökçek ise sert tepki göstererek suçlamaları “iftira” olarak nitelendirdi ve konuyu yargıya taşıyacağını açıkladı.
30 BİN EUROLUK ŞİRKET MİLYONLUK VARLIĞA ULAŞTI İDDİASI
Ağırel’in aktardığı bilgilere göre Hülya Gökçek, 2022 yılında Türkiye’de düzenlenen noter vekaletnamesiyle Filiz Polat İşler’i Almanya’da şirket kurmak üzere yetkilendirdi. Ardından HAMAG GmbH adıyla 30 bin euro sermayeli bir şirket kuruldu. Ağırel, şirketin ilk döneminde çalışanının ve cirosunun bulunmadığını, sermayenin de yalnızca bir bölümünün ödendiğini ileri sürdü. Gazetecinin incelediğini belirttiği mali tablolara göre daha sonraki dönemde şirketin bilançosunda önemli miktarda finansman ve gayrimenkul varlığı görülmeye başladı.
Ağırel, şirket kayıtlarında 2023 yılında “hissedar finansmanı” niteliğinde yüz binlerce euroluk kaynak bulunduğunu, sonraki mali tabloda ise gayrimenkul varlığının yaklaşık 3 milyon 857 bin euro seviyesine çıktığını aktardı. Ağırel ayrıca belgelerde Türkiye’deki bir bankaya işaret eden ifadelerin bulunduğunu savunarak söz konusu finansmanın kaynağının açıklanması gerektiğini söyledi. Bir şirketin ortaklarından veya üçüncü kişilerden finansman sağlaması ve bu kaynakla gayrimenkul edinmesi tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmezken, tartışmanın merkezinde paranın kaynağı ve işlemlerin mali kayıtlardaki karşılığı bulunuyor.
DÜSSELDORF’TAKİ BİNAYI YERİNDE GÖRÜNTÜLEDİ
Araştırması kapsamında Almanya’ya giden Ağırel, Düsseldorf’ta HAMAG ile bağlantılı olduğunu belirttiği taşınmazı yerinde görüntülediğini açıkladı. Farklı yayınlarda da aktarılan belgelere göre söz konusu gayrimenkulün milyonlarca euroluk bir bedelle edinildiği ileri sürülüyor. Ağırel, şirketin başlangıçtaki sınırlı sermayesi ve ticari faaliyet hacmiyle daha sonraki gayrimenkul varlığı arasındaki farkın finansman yönteminin açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
VELBERT’TE AVM İÇİN 8,5 MİLYON EUROLUK ANLAŞMA İDDİASI
Dosyanın ikinci ayağında ise Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Velbert kentinde bulunan ticari bir kompleks yer aldı. Ağırel, HAMAG bağlantılı olarak bu taşınmazın satın alınması amacıyla 8,5 milyon euro üzerinden bir sözleşme yapıldığını öne sürdü. Böylece tartışma yalnızca Düsseldorf’taki mevcut gayrimenkulle sınırlı kalmayarak yeni ve daha yüksek tutarlı bir yatırım girişimine de uzandı. Ancak satın alma girişimi, sözleşme yapılması ve bir taşınmazın mülkiyetinin kesin olarak devredilmesi hukuken farklı aşamalar olduğundan, iddiaların değerlendirilmesinde resmi sicil ve tapu kayıtları belirleyici önem taşıyor.
ALMANYA’DA GAYRİMENKUL ALIMI NASIL İŞLİYOR?

Almanya’da şirketler üzerinden gayrimenkul yatırımı yapılması yaygın ve yasal bir ticari yöntem. Gayrimenkul işlemleri noter, ticaret sicili, vergi kayıtları ve taşınmaz sicili gibi farklı resmi mekanizmalar üzerinden izlenebiliyor. Şirketlerin sermayesi ile satın aldıkları varlıkların değeri arasında büyük fark bulunması da tek başına usulsüzlük göstergesi kabul edilmiyor; şirketler ortak finansmanı, kredi veya başka hukuka uygun kaynaklarla yatırım yapabiliyor. Bu nedenle böyle bir dosyada hukuki açıdan kritik nokta, kullanılan finansmanın kaynağının, muhasebe kayıtlarının, vergi yükümlülüklerinin ve sınır ötesi para transferlerinin ilgili mevzuata uygun olup olmadığının yetkili kurumlar tarafından incelenmesi oluyor.
SINIR ÖTESİ PARA TRANSFERLERİNDE KAYNAK ÖNEM TAŞIYOR
Türkiye ile Almanya arasındaki yüksek tutarlı para transferleri bankacılık sistemi üzerinden gerçekleştirildiğinde hem gönderen hem de alıcı tarafta çeşitli kayıtlar oluşuyor. Bankalar ve finans kuruluşları, kara para aklamanın ve suç gelirlerinin finansal sisteme sokulmasının önlenmesine yönelik düzenlemeler kapsamında belirli işlemlerde müşterinin ve paranın kaynağına ilişkin inceleme yapabiliyor. Bununla birlikte yüksek miktarda para transferi yapılmış olması tek başına suç veya usulsüzlük anlamına gelmiyor. Bir işlem hakkında hukuki sonuç doğurabilmesi için paranın kaynağı, transferin amacı, vergi ve muhasebe kayıtları ile tarafların beyanlarının yetkili makamlarca birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
İDDİALARIN HUKUKİ BOYUTU NE OLACAK?
Ağırel’in kamuoyuna açıkladığı belgeler gazetecilik araştırmasının ve karşılıklı siyasi tartışmanın konusu olurken, iddiaların hukuken doğrulanması ancak resmi makamların incelemesiyle mümkün olabilecek. Şirket sicilleri ve gayrimenkul kayıtları bir şirketin kuruluşu, yöneticileri veya belirli varlıkları hakkında bilgi sağlayabilse de paranın hukuki ve ekonomik kaynağı konusunda tek başına kesin hüküm kurulmasına yeterli olmayabilir. Herhangi bir suç şüphesinin ortaya çıkması halinde savcılıkların, mali denetim kurumlarının ve gerektiğinde ülkeler arasındaki adli veya idari iş birliği mekanizmalarının devreye girmesi söz konusu olabilir.
GÖKÇEK: MAHKEMEDE GÖRÜŞÜRÜZ
Melih Gökçek ise Ağırel’in yayınından sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla iddiaları kesin bir dille reddetti. Ağırel’in daha önce ailesine yönelik ortaya attığı iddialara da değinen Gökçek, yeni açıklamaların gerçeği yansıtmadığını savundu ve hukuki süreç başlatacağını duyurdu. Gökçek, “Attığın iftiraların hesabını hukuk önünde sonuna kadar soracağım. Mahkemede görüşürüz” ifadelerini kullandı. Böylece Almanya’daki şirket, para transferleri ve gayrimenkul yatırımlarına ilişkin tartışmanın bundan sonraki aşamasının yargıya taşınması beklenirken, Ağırel’in iddiaları ile Gökçek’in reddi karşı karşıya bulunuyor.




