Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesine ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun dönemin koğuş arkadaşlarından emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur’un savcılık ifadesinde, Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı saatlere ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri, verilen dil altı hapı ve önceki beyanları gündeme geldi.

UĞUR’A DİL ALTI HAPI SORULDU

Hasan Atilla Uğur, savcılık ifadesinde Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı sırada kendisine seslendiğini, yanına gittiğinde ise göğsünün sıkıştığını söylediğini anlattı. Uğur, Kozinoğlu’nun kendisinden dil altı hapı istediğini ve ilacı verdiğini belirtirken, hapı nereden alıp verdiğini hatırlamadığını söyledi. Uğur ayrıca olay sırasında kullanılan tansiyon cihazının nereden temin edildiğini de hatırlamadığını ifade etti.

Savcılık sorgusunda Uğur’a, Kozinoğlu’nun odasına girdiği ve daha sonra odadan çıktığı anlara ilişkin güvenlik kamerası kayıtları da soruldu. Soruşturma dosyasındaki tutanağa göre Uğur’un Kozinoğlu’nun odasında bir süre kaldığı, çıkarken sağ elinde bir cisim bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi. Uğur ise elinde ne olduğunu hatırlamadığını ve bir cisim bulunduğunu da düşünmediğini söyledi.

ÖNCEKİ İFADELER DE GÜNDEME GELDİ

Savcılık, Uğur’un geçmişte verdiği belirtilen ifadeler ile son beyanlarını da karşılaştırdı. Önceki soruşturma sürecinde kendisine atfedilen, görevlilerin görevlerini yerine getirdiği yönündeki ifadeler hatırlatılan Uğur, söz konusu sözlerin kendisine ait olmadığını savundu. Önceki beyanlarla yeni ifade arasındaki farklılıkların da soruşturma kapsamında değerlendirildiği bildirildi.

İKİ ESKİ SAVCI TUTUKLANDI

Soruşturmadaki son işlemler yalnızca Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşlarıyla sınırlı kalmadı. Olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmalarının ardından adliyeye sevk edildi. İşgören ve Doğan, “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Toprak Razgatlıoğlu Avusturya sprint yarışında 17. oldu
Toprak Razgatlıoğlu Avusturya sprint yarışında 17. oldu
İçeriği Görüntüle

Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları Hasan Atilla Uğur ile emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında ise farklı bir tedbir uygulandı. İki isim “kasten öldürme” suçundan yürütülen soruşturma kapsamında hakimliğe sevk edilirken, sağlık durumları ve yaşları da dikkate alınarak haklarında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi. Tutuklama ve adli kontrol kararları soruşturma aşamasındaki koruma tedbirleri olup, kişiler hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü anlamına gelmiyor.

SORUŞTURMA 2011'DEKİ ÖLÜME UZANIYOR

Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011’de rahatsızlanmasının ardından hastaneye sevk edilmiş, hastaneye ulaştırıldığında yaşamını yitirdiği belirlenmişti. Aradan geçen yılların ardından yeniden ele alınan dosyada, ölümün gerçekleştiği gün cezaevinde yaşananların ve olay sonrasında yürütülen işlemlerin ayrıntılı biçimde incelenmesi soruşturmanın temel başlıkları arasında bulunuyor.

KAMERA KAYITLARI DOSYADA ÖNEM TAŞIYOR

Yeni soruşturmada güvenlik kamerası görüntüleri de inceleniyor. Kozinoğlu’nun rahatsızlanması ve hastaneye götürülmesi çevresindeki zaman diliminde koğuşta yaşanan hareketlilik, kullanılan eşyalar ve şüphelilerin görüntülerdeki davranışları savcılığın yönelttiği sorular arasında yer alıyor. Kamera kayıtlarının tek başına bir kişinin cezai sorumluluğunu ortaya koymadığı, görüntülerin tanık ve şüpheli ifadeleri ile diğer adli delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği biliniyor.

ADLİ SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Soruşturma aşamasında savcılık; mevcut görüntüler, geçmiş soruşturma evrakı, ifadeler ve ulaşılabilecek diğer delilleri birlikte değerlendirecek. Şüphelilerin önceki beyanlarıyla yeni ifadeleri arasında farklılık bulunması halinde bu farklılıkların nedenleri de araştırılabilecek. Soruşturmanın sonunda yeterli şüphe oluşturacak delile ulaşıldığı değerlendirilirse iddianame hazırlanarak dava açılması istenebilecek; aksi durumda ilgili kişiler yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilecek. Nihai cezai sorumluluk ise ancak yargılama sonucunda mahkeme tarafından belirlenebilecek.

Kaynak: Haber Merkezi