30 Mart yerel seçimlerine sadece 24 gün kaldı. Yaklaşık üç hafta sonra, Alanya'nın merkez, belde ve köylerinde yaşayan 182 bin 652 vatandaş 639 sandıkta oy kullanacak. Alanya merkezinde 242 sandıkta 72 bin 610 seçmen, köy ve beldelerinde...

30 Mart yerel seçimlerine sadece 24 gün kaldı.
Yaklaşık üç hafta sonra, Alanya’nın merkez, belde ve köylerinde yaşayan 182 bin 652 vatandaş 639 sandıkta oy kullanacak.
Alanya merkezinde 242 sandıkta 72 bin 610 seçmen, köy ve beldelerinde ise 397 sandıkta 110 bin 42 seçmen sandığa gidecek.
Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise iki veya üç sandık konularak tutukluların oy kullanmaları sağlanacak.
(Bu kadar Google bilgisi yeterliyse ve girizgâhı yapabildiysek, gelelim asıl meselemize.)
Şimdiden ilan ediyorum, ben oyumu bu seçimde bir tek kriter üzerinden kullanacağım.
Son güne kadar sütre gerisinden çaktırmadan bakacağım, mümkün mertebe yolda sokakta, parkta bahçede, tarlada tapanda gördüğüm bütün köylü kardeşlerime, arkadaşlarıma, ağabeylerime, ablalarıma, amcalarıma ve teyzelerime tek tek şunu soracağım: “Senin gönlün kimden yana?”
***
Kısacası, köyler en çok kimi destekliyorsa, oyumu gönül rahatlığı ile gidip o partiye ve o adaya vereceğim.
Neden mi?
Çünkü…
Mademki başımıza Büyükşehir Yasası diye bir iş çıkardılar, mademki şehirde artık ne varsa köyde de aynısı olacak.
O halde benim yıllardır görmezden gelinen, itelenen, “Nasıl olsa arkasında dayısı yoktur, sesini çıkaramaz” diye talepleri hep geri çevrilen veya ötelenen köylü vatandaşlarımın da şehirde biz neyi kullanıyorsak aynı hizmeti almalarını istiyorum.
Ben, tabiri caizse balkon çocuğuyum, köyde hiç yaşamadım.
Köy hayatını pek çoğunuz gibi ilkokulda hayat bilgisi dersindeki kıytırık ve kısıtlı bilgilerden öğrendim.
Bu satırları okuyan pek çoğunuz gibi, günübirlik veya birkaç günlüğüne, pastoral şiir yazılası, manzarası hoş köylerde kalmışlığım vardır.
***
Ama ben; Köyde doğmuş, köyde büyümüş, ekmeğini suyunu köyün kıt imkânlarından damıtarak çıkarmaya çalışan, şehirde evinin önüne kadar gelen klimalı servisi bile beğenmeyen milyonlarca bebeye sahip şehir hayatına inat, okumak için horozlardan bile önce uyanıp gecenin kör karanlığında yola dökülmek zorunda kalan köydeki minik kardeşlerim de bizimle aynı imkânlara sahip olsunlar diye, sağlık ocağı bulamadığı için hayatını kaybedenlerin anısına, dört yıldızlı bir otelinde bile bütün köylerin toplam ampulünden daha fazla enerjinin harcandığı Alanya’daki elektriği ve suyu olmayan, buna rağmen köyünden vazgeçmeyen köylü amcalarım ve teyzelerim nereye oy veriyorlarsa, ben de gidip oyumu oraya vereceğim.
***
Sadece şehirdeki belli bir zümrenin menfaatlerini değil, garip gurebanın hakkını da koruyan, köylüyü kömetliyi adam yerine koyan, tokalaştıktan sonra elini seçim minibüsündeki kolonyalı mendille silmeyen kimi destekliyorsa benim köylü kardeşim, ben de oyumu gidip o adama, adaya vereceğim.
Şehir hayatını bilen fakat köylüyü hor görmeyen, köyleri seçimden seçime hatırlamayan, randevu listesine bakıp adam seçmeyen kimi istiyorsa benim köylü kardeşim, şimdiden ilan ediyorum, oyum anasının ak sütü gibi helal olsun.
Ve son olarak size neden Alanya’nın köylerini bilen, köylünün halinden anlayan bir adayı istediğim ile ilgili bir ipucu vereyim.
***
Alanya’da turizmden ekmek yiyorsanız, Alanya’da ticaret yapıyorsanız, Alanya’da eğitim görüyorsanız, Alanya’da bir işyerinde SSK’lı olarak çalışıyorsanız, Ve şimdiki kazandığınızdan daha fazla kazanmak, daha iyi yaşamak istiyorsanız, inanın siz de benim gibi, köye ve köylüye sahip çıkacak, köyleri kalkındıracak, bu yüzden köylüyü iyi tanıyan bir adaya oy vermek zorundasınız.
Bakın, “Vermelisiniz” demiyorum, direkt “Zorundasınız” diyorum.
Çünkü…
Yazın turizm sezonu neredeyse 4 aya kadar düşen Alanya’nın sosyal ve ekonomik geleceği köylerde yaşıyor ve yatıyor.
Anımsayın.
Bunu ilk keşfeden isim, şimdi Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde görev yapan eski Alanya Kaymakamı Hulusi Doğan olmuştu.
Önce, Sapadere Köyü’ne muhteşem bir eser kazandırıp kanyonu turizme açtı, ardından Türkler beldesinin kuzeyine Aromatik Cennet Vadisi kazandırdı.
***
Şimdiki Alanya Kaymakamı Erhan Özdemir’in mesaiye ilk başladığında sarf ettiği cümleyi anımsayın.
Aynen şöyle demişti: “Alanya’nın köyleri muhteşem. Ben bile Hükümet Konağı’nı her an yakın köylerden birine taşıyabilirim.”
Uzun lafın kısası, Alanya şehir merkezine yapılacak çok fazla bir şey kalmadı.
Şehir merkezi dolu, yorgun, bitik…
Orta şeker bütçeli bir proje için dahi uygun kamu arazisi yok.
Oteller, apart oteller, 90’lı yıllardan sonra yapılan acayip acayip apartmanlar, ve dolayısıyla Seyir Terası’ndan bakıldığında “Beton Kent” fotoğrafı veren bu şehrin (bana göre) uzun vadede içine düştüğü ekonomik çıkmazdan tek kurtuluş yolu, köylere yapılacak önemli projeler ve cazibe alanı yaratacak bu projeler sayesinde çekilecek turistlerdir.
Bunun da ilk ve elbette en önemli adımı, köylünün dilinden anlayan, köylüye adam yerine konulduğunu (seçime üç beş hafta kala değil) yıllardır gösteren bir belediye başkanının işbaşına getirilmesidir.
***
Yazının başında da dediğim gibi, 30 Mart Pazar günü oyumu, köylü kimi istiyorsa, köylünün gönlü kimden yana ise gidip “Anasının ak sütü gibi helal olsun deyip” o adaya vereceğim.