HİCAP duyarak yazıyorum sevgili okuyucularım. Bölücülük ve vatan hainliği bu kadar prim yapmamıştı. Tehditler, ağza alınmayacak hakaretler, her gün yeni yeni alçaklıklar sergileniyor. Bütün bunlar olurken yukarıdakilere ve onların şakşakçılarına...
HİCAP
duyarak yazıyorum sevgili okuyucularım. Bölücülük ve vatan hainliği bu kadar prim yapmamıştı. Tehditler, ağza alınmayacak hakaretler, her gün yeni yeni alçaklıklar sergileniyor. Bütün bunlar olurken yukarıdakilere ve onların şakşakçılarına kalırsanız her şey yerinde! Demeyin gitsin. Beyler, bayanlar iyi misiniz? Neler oluyor görmüyor musunuz, yoksa duymuyor musunuz? Akşam olalı çok oldu, yatsıya ise az kaldı. Gerçekleri nereye kadar gizleyeceksiniz? Artık mızrak çuvala sığmıyor beyler.
Olanlar ne “vandallık” ne de “şımarıklıktır”, tamamen bir isyandır, devlete başkaldırıdır. “Büyük Ermenistan” ve “Büyük İsrail” için seferber olanlar yani bu kahpe oyunun figüranları her gün yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor. Şehirlere hendekler kazıyor, özerklik ilan ediyor, vali atıyor. Araçları yakıyor, vergi topluyor, okullara saldırıyor, milli kurtarıcının büstlerine saldırıyor. Bir de efendim uyuşturucu kaçakçılığı yapan bu alçaklar uyuşturucu kontrolleri de yapıyor. Bölgeyi bıraktık, İstanbul’da dahi geceleri araç yakıyor vs. vs. vs.
Bu olayların bu boyutlara gelmesinde sorumlu olanlar konuşabiliyorlar. Sizler 2002’de geldiğinizde örgüt bitme noktasındaydı ve ülkeyi sıfır terör ile devraldınız. Bugün ise PKK sizin yanlış politikalarınız ile altın çağını yaşıyor. Nitekim bunu, “2014 yılı en fazla kazanımlarımızın olduğu yıl” diyerek itiraf ediyor. Kürt kanı içen vampirleri Kürtlerin temsilcisi yaptınız, o konuma getirdiniz.
Bölgede asker kışlasında, Polis ise karakolundadır. Memurlar Başbakana mektup yazmışlar, “Gelin burada bir hafta yaşayın” diyerek. (Yeni Çağ Gazetesi yazdı). Asker ve polisin eli kolu bağlı, “Aman çözüm süreci yara almasın” gerekçesiyle. Sizin acaba bu safsatanın, bu masalın olumlu neticeleneceğine inancınız var mı? Siz taviz verdikçe onlar daha da şımarıyorlar. Asla silah bırakmayacaklarını her defasında söylüyorlar. Acaba yetkililer duymuyorlar mı? Bunları söyleyen sağduyulu, feraset sahibi insanlara da “Siz analar ağlasın, şehit cenazeleri gelsin istiyorsunuz” türünden akıl ve mantıkla bağdaşmayan sözler söylüyorlar.
Yani olay her yönü ile bir utanç ve rezalet. Bir de Başbakan, tıpkı ağabeyinin vaktiyle söylediklerini söylüyor, onun yolundan giderek liderleri bölgeye gitmeye davet ediyor. “Tunceli’ ye gidemezsin” türünden söz etti. Buyur işte, gitti. Kimin madara olduğunu millet gördü. Lütfen beyler bu ülkenin bir yerine birilerini gitmeye davet etmek tam bir ucuz siyasettir. Ülkeyi siz yönetiyorsunuz, bu muhalefetin değil, sizin görevinizdir. Sonra bu sözleriniz dahi ülkeyi ne hale getirdiğinizin açık bir itirafıdır. Hem içeride, hem de dışarıda her şeyi berbat ettiniz. Bir de üstelik konuşabiliyorsunuz. Acaba bu algı operasyonları, medya gücü ile aldatma ve kandırmaca nereye kadar gidecek. Eğer cami, türban, İmam Hatip Okulu vs. vs. denilmiş ise, biliniz ki orada bir suç örtülmesi söz konusudur. Milli ve manevi değerlerimiz, hiç bu kadar çıkarlar için kullanılmamıştı. Ne diyelim “Hayaldi, gerçek oldu” elbette ki sayelerinde. Daha fazla söze gerek var mı?