EN baştan anlaşalım. Yazıyı okuduktan sonra kimse kızıp darılmasın, gönül mönül koymasın. İddia ediyorum, bu şehirde ne yazık ki 'politika” üretimi yoktur, bitmiştir, iflas etmiştir, hatta epey bir zaman önce ölmüştür, gizlice...
EN
baştan anlaşalım. Yazıyı okuduktan sonra kimse kızıp darılmasın, gönül mönül koymasın.
İddia ediyorum, bu şehirde ne yazık ki “politika” üretimi yoktur, bitmiştir, iflas etmiştir, hatta epey bir zaman önce ölmüştür, gizlice Hak’kın rahmetine kavuşmuştur.
Sizin anlayacağınız, politika mevta olmuştur, “Ruhuna El Fatiha”dır.
Doğru Yol Partisi’nin (DYP) hızlı olduğu 80’li ve 90’lı yıllarda Alanya’da gençlik dönemlerini yaşayan politika, Anavatan Partisi’nin hüküm sürdüğü 90’lı yıllarda orta yaşın verdiği olgunluk sürecini geçirmiş, 2000’li yıllardan itibaren ihtiyarlayıp çaptan düşmüş, ne yazık ki birkaç yıl önce de kuytu bir köşede acı bir şekilde hayatını kaybetmiştir.
***
Basit ve değişmez bir fizik kuralıdır, kâinat boşluk sevmez, giden/ölen her şeyin yeri mutlaka ama mutlaka dolar. Hiçbir şey olmazsa, o boşluğu, evrenin vazgeçilmez elementlerinden olan “hava” doldurur.
Bu prensipten hareketle, Alanya’da “politika” öldüyse, yeri ne ile doldu dersiniz?
Hemen cevap vereyim.
Yerel siyasette, daha doğrusu siyasetin egemen olduğu parti teşkilatlarında, sivil toplum kuruluşlarında, pek çok oda ve dernekte “dedikodu” üretimi had safhadadır. “Çekememezlik” diz boyudur. “Arkadan konuşup yüze gülme” gırla gider. “Başarılı olan adama/kadına yafta takma” konusunda mastır yapanlar boldur.
Fakat iş “politika üretimi” meselesine gelince maalesef pek çok kişinin dizinin bağı tutmaz, adeta elden ayaktan kesilirler.
Alanya Belediyesi de buna dâhildir, Antalya Büyükşehir Belediyesi de, bazı siyasi partiler de.
En sert ve etkili politika üretimi yapılan CHP ise İlçe Başkanı Şevki Türktaş’ın görevden alınmasıyla maalesef fetret dönemine girmiştir, siyasal ölümü yakındır.
***
Neden böyle konuşuyorum, hemen izah edeyim.
Size tek bir soru soracağım, lütfen tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla bana yanıt verin.
Alanya gibi, bacasız sanayi adı verilen turizmin başkenti sayılabilecek koskoca bir şehirde, genel seçimlerin ardından 3,5 yıl, yerel seçimlerin ardından ise 8 ay geçmesine karşın, şöyle elle tutulur, gözle görülür somut bir proje göreniniz var mı?
Biliyorum, pek çoğunuz, “Birader, Alanya Belediyesi MHP’de. AKP’liler ne yapsın?” deyip topu MHP’ye atacaksınız.
Buna mukabil, eminim, pek çoğunuz da, “Paranın, yani musluğun başı olan Ankara’da genel iktidar AKP’nin elinde. Zaten Büyükşehir Yasası ile pek çok gelir kalemi elinden alınan MHP’li Alanya Belediyesi ne yapsın?” deyip suçun AKP’de olduğunu söyleyeceksiniz.
***
Alanya’da yaşayan, yolunu, sokağını, caddesini, kaldırımını, sahilini, dağını taşını, kısacası tüm nimetlerini maksimum derecede kullanan bir vatandaş olarak her iki görüşe de saygı duyuyorum ve her iki görüşü de destekliyorum.
Maalesef, üzülerek söylemem gerekirse, her iki görüş de doğruyu söylüyor.
Alanya Belediyesi MHP’de, AKP ne yapsın!
Doğru mu? Yerden göğe doğru!
Genel iktidar AKP’de, MHP’li Adem Başkan ne yapsın! Bu da doğru mu? Kahretsin, bu da doğru!
Peki, 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri ile hayatımıza giren ve başımıza bu ve benzer sıkıntıları açan Büyükşehir Yasası böyle emrediyor diye, Alanya’da yaşayan bireyler olarak, Alanya yönetiminde söz sahibi olan yöneticiler olarak, susacak mıyız?
Biz 30 Mart’ta sandık başına, Alanya Belediyesi ile Antalya Büyükşehir Belediyesi yollara asfalt döksün, kırılan, çatlayıp patlayan su borularını onarsın, çöp toplasın, su parası tahsil etsin, açılışlara katılıp kurdele kesilsin, objektiflere poz verilsin, başka da bir şey yapılmasın diye mi oy verdik.
***
“Başbakan Ahmet Davutoğlu, hemen şuracıktan, iki adımlık yerden, komşumuz Taşkent’ten” diye günlerce manşet haber yaptık, boşuna mıydı?
***
Allah’tan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu özbeöz Alanya’nın evladı. Sağ olsun, 2002’den beri Alanyalı Ankara’ya gidip ne istediyse ikiletmedi, ne dediysek makul sürede yaptı, yaptırdı.
Para ise para, ödenek ise ödenek, hizmet ise hizmet, kısacası, elinden geleni ardına koymadı.
“Bölge Hastanesi” dedik, programa aldırdı.
“Ağız Diş Sağlığı Hastanesi” dedik, “Derhal” dedi.
“Gazipaşa Havalimanı uluslar arası uçuşlara açılsın” dedik, “Tıp Fakültesi Alanya’da olsun” dedik, Bakanlar Kurulu’na girip kabine arkadaşlarına tek tek imzalattı, kararlarını çıkarttı.
“Kuşyuvası yolu tünelli olsun” dedik, başkası olsa “Ama siz de çok oluyorsunuz” derdi, demedi, ona da “Başım gözüm üstüne” deyip tünelleri şimdi açma noktasına getirdi.
***
Peki, Dışişleri Bakanı Alanyalı olmasaydı, Alanya’da şu anda neler olurdu, neler olmazdı, varın gerisini siz düşünün.
Yazının başında dedim ya, “Alanya’da politika öleli çok oldu, El Fatiha!” diye.
Biz yatıp kalkıp Sayın Bakan’ın siyasi kariyeri için dua edelim.
Edelim ki, 2015’ten sonra da görevine devam etsin, Alanya hizmetten yoksun kalmasın.
Yoksa, isteyenle her türlü iddiaya girerim, şehrin her yerine sinmiş bu “sözde politika anlayışı” yüzünden Alanya’nın İç Anadolu’daki ufak bir ilçenin orta şekerli bir mahallesinden hiçbir farkı kalmaz.