CUMARTESİ akşamı İskele'ye indim, yaya olarak turluyorum. Malum, hava ayaz, sanırım biraz da bu yüzden sokaklar bomboş. Saat 19.00 suları, bu yüzden civardaki müzikli içkili mekanlar da henüz tam manasıyla dolmuş değil. Kuyularönü Cami...

CUMARTESİ

akşamı İskele'ye indim, yaya olarak turluyorum.

Malum, hava ayaz, sanırım biraz da bu yüzden sokaklar bomboş.

Saat 19.00 suları, bu yüzden civardaki müzikli içkili mekanlar da henüz tam manasıyla dolmuş değil.

Kuyularönü Cami önünden İskele Yolu'na giriyorum, solda bir iki köfteci, tekel büfesi, az ötede bir iki nargileci açık.

"Kızıl Kule'ye kadar olan yolda adeta in cin top oynuyor" desem yeridir.

Eski adı "Harbour", yeni adı "Rıhtım" olan lokanta da henüz tam manasıyla dolmuş değil, kriz burayı da etkilemiş.

Eski Balıkçılar Kahvesi'nin olduğu alanda, Atilla (Kılıçay) ağabey kafeterya tarzı bir yer işletiyordu, şimdi işi büyütmüş, nefis bir Girit/Yunan meyhanesi tarzı, İstanbul Kumkapı'daki balıkçı lokantaları benzeri bir mekan kazandırmış bölgeye.

Dışarıdan harika gözüken mekanı bir de içeriden incelemek için içeri girdim, önünde kağıt kalem, masanın birinde oturmuş, malum, ay sonu, sanırım hesap kitap yapan Atilla Kılıçay'la selamlaştım, mekanın güzel olduğunu söyleyip tebrik ettim, ayaküstü bir iki dakika sohbet edip müsaade istedikten sonra tam mekandan ayrılacakken, ALİDAŞ'ın kiracısı olan Kılıçay, "Bu bölgenin canlanması lazım. Bu konuda gazeteci olarak sana da büyük görev düşüyor" dedi, üzerime büyük bir misyon yükleyerek.

Eskiler iyi bilir, yeniler mutlaka duymuştur.

Bundan yıllar önce, 90'lı yılların ortalarında, İskele henüz ALİDAŞ diye bir şirketin güdümünde değilken, Balıkçılar Kahvesi adında, muhteşem, harika, insanların aileleriyle, çoruyla çocuğuyla vakit geçirdiği, en muhafazakâr erkeklerin bile eşlerini, kız çocuklarını güvenle, gözü arkada kalmayacak şekilde gönderebildikleri bir mekan vardı, İskele'de.

İşin başında, yine İskele bölgesinde yetişip büyümüş Tevfik Aşlama ile Yusuf Mut vardı.

Sonra ne olduysa oldu, yok "Kira krizi", yok "Hazine'ye ecrimisili kim ödeyecek" problemi derken, güzelim Balıkçılar Kahvesi, Alanya tabiriyle "yoolemen" oldu gitti.

İskele şimdilerde adeta Ölüler Şehri filminin doğal dekoru gibi.

Buna mukabil, bana göre tıpkı İskele gibi şehrin en güzel bölgesi olan Turizm Çarşısı da ölü.

Şehir halkı ile bu bölgelerin arasında 30-35 yıldır ilginç bir görünmez duvar örülmüş adeta.

Bırakın kışı, yazın bile yerli halk, İskele ile Atatürk Bulvarı arasındaki bu çarşıya inmek istemiyor.

İmitasyon, yani taklit ayakkabı, çanta ve tekstil ürünlerinin satıldığı dükkanların önünden bile geçmek istemiyor bu şehirde yaşayan binlerce insan.

Uzun lafın kısası...

Epeydir akşamları İskele bölgesine inemiyordum, indiğime ineceğime pişman oldum, çünkü o bölgede hiçbir aktivitenin olmadığını, güzelim İskele'nin adeta kaderine terk edildiğini görünce moralim bozuldu, içim burkuldu.

Diyeceğim şu ki...

Bu şehrin dinamikleri acilen bir araya gelmeli, yazın zaten capcanlı olan İskele'nin kışın da canlı tutulması için proje üretmelidir.

AKP Hükümeti'nin, Dinek'teki Yat Limanı'nın yerini İskele'deki Balıkçı Barınağı ile değiştirme projesinden, bunun için de Alanya Belediyesi'nin İskele'deki tüm diskoları şehir dışına gönderme tebligatlarına çok yakında başlayacağından falan söz etmiyorum.

Demek istediğim, daha minimal, daha orta ve alt gelir seviyesine hitap eden aktivitelerle, çoluk çocuk şehir dışına gidecek bütçesi olmayan ailelerin kısıtlı bütçelerle hoş vakit geçirebilecekleri, her gün açık bir kermes alanı, bir mini fuar aktivitesi oluşturulmasıdır.

İnanın, böyle bir projeyi hayata geçiren hangi kurum olursa olsun, hem o bölgede ticaret yapacak olan insanlardan, hem de ailesiyle dışarı çıkma ve eğlenme olanağı sunulan vatandaştan tam not alır.

Dip not: Velittin Yenialp'in davetine rağmen henüz uğrayamadım ama Cumartesi günü önünden geçerken bir kez daha gördüm. İskele Yapay Şelale'nin tam karşısında, hemen deniz kenarında "Alpler" adlı bir tekne var ve İstanbul Galata Köprüsü dibindeki tekneciler gibi çok cüzi rakamlara balık ekmek satıyor. Yolunuz düşerse Arap Mustafa'ya uğrayın derim, eminim pişman olmazsınız.