TOPLUM olarak gittikçe geriliyoruz. Hiç birimizde ne huzur, ne de güven kaldı. Haberler bir felaket. Her gün fındık kabuğunu doldurmayan konularda kavga, gürültü, çatışma, soygun, vurgun, cinayetten geçilmiyor. Sorumsuzluk, vurdumduymazlık,...
TOPLUM
olarak gittikçe geriliyoruz.
Hiç birimizde ne huzur, ne de güven kaldı.
Haberler bir felaket.
Her gün fındık kabuğunu doldurmayan konularda kavga, gürültü, çatışma, soygun, vurgun, cinayetten geçilmiyor.
Sorumsuzluk, vurdumduymazlık, serserilik sıradan olaylar haline geldi.
Şehit haberlerini bile kanıksar olduk.
Suriye ve Irak’a dönük operasyonlar, Fırat Kalkanı ile ilgili savaşın hangi yöne evrileceği henüz belli değil.
ABD, Rusya, İran, Irak ve Suriye ile ilgili çok denklemli, aynı zamanda girift ilişkilerin sonuçlarını ise bugünden öngörebilmek çok zor.
Toplum olarak sosyal şizofrenik bir durumun batağında bocalayıp duruyoruz.
Siyasetçilerimizin gerginliği bize de yansıyor.
Siyasetçilerimiz özellikle de önde gelen siyasi aktörlerimiz, uluslararası ilişkilerimizde bile muhataplarına dönük olarak, diplomasi dilini bir kenara bırakıp, kavga üslubuyla ve de medya üzerinden en ağır eleştirilerde bulunmaya başladılar.
Dünyada doğru dürüst güçlü bir dostumuz kalmadı gibi bir şey.
Yiğitlenmeyi, ona buna saldırmayı sevmeye başladık.
Toplumun önemli bir kesimi de bu üsluptan oldukça memnun!
İç siyasette ise, siyasetçilerimizin çoğu, kantarın topuzunu çoktan kaçırdı.
Birbirlerine dönük en ağır ithamlarda bulunuyorlar.
İmam böyle davranınca cemaat da ipin ucunu iyice kaçırmış durumda.
Siyasette hamasi söylemler giderek çeşitlenip şirazesinden çıktı.
Türkiye tüm bu olumsuzluklara karşın, neredeyse yolgeçen hanına döndü.
Afgan’ından Suriyelisine kadar doğu menşeili milyonlarca insan Türkiye’ye çadır kurmuş, kentlerde olmayacak çeteleşme ve bir sürü kavgalı, gürültülü eylemin içindeler.
FETÖ belasının bir türlü kökü kazınamadı.
Turizm can çekişiyor.
İşsizlik had safhada.
Ekonomi dibe vurdu.
PKK terör örgütüne dönük operasyonlarda ise giderek başarılı olmaya başladık.
Bu yönüyle, güvenlik güçlerimize, askerimize ve polisimize ne kadar teşekkür etsek azdır.
Böylesine olumsuz bir atmosferde, toplum olarak bir an önce silkelenip kendimize gelmemizde ve birbirimize sahip çıkmamızda yarar var.
Bize bizden başkasından fayda gelmeyeceğinin bilincine varıp, birbirimizin ayağının altına karpuz kabuğu koymaktan, birbirimize düşmekten özellikle kaçınmamızda yarar var.
Hiçbir zaman aklımızdan çıkartmayalım, geçmişte de saçma sapan siyasi kutuplaşmaların içine girip, birbirimize düşman olmuş, birbirimizi vatan haini ilan ederek vurmuş, kırmış, hatta öldürmüştük.
Bugün ne oldu?
Dün çatışıp öldürmek istediğimiz insanlarla bugün sarmaş dolaş olduk.
Nerede kaldı, Demokrat Parti-CHP, ANAP-CHP, CHP-MHP kutuplaşması.
Yarın da, AK Parti karşıtlığına dayalı bir kutuplaşmadan söz etmeyebilir, siyasi tablo tamamen değişebilir!