ÖNCE, Alanya Belediyesi açısından müjdeli bir haberle yazıya başlayıp, ardından dün Adem Başkan'la yaptığım telefon görüşmesinin detaylarını anlatacağım. *** Antalya 3. İdare Mahkemesi, Alanya Belediyesi'nin Antalya Valiliği...
ÖNCE
, Alanya Belediyesi açısından müjdeli bir haberle yazıya başlayıp, ardından dün Adem Başkan'la yaptığım telefon görüşmesinin detaylarını anlatacağım.
***
Antalya 3. İdare Mahkemesi, Alanya Belediyesi'nin Antalya Valiliği aleyhine açtığı davayı karara bağladı.
Şöyle ki...
Antalya Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Başkanlığı Komisyonu'nun; Büyükşehir Yasası'nı gerekçe göstererek 25 Temmuz 2014 tarih ve 2014/78 sayılı kararı ile 2 adedi İncekum'da, 8 adedi Türkler'de, 12 adedi Mahmutlar'da, 11 adedi Kargıcak'ta ve 8 adedi Oba'da olan sahil büfesi protokollerinin Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne verilmesine ilişkin Alanya Belediyesi'nin açtığı iptal davasının karar duruşması yapıldı.
***
Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin karar metninde, "Antalya Valiliği'nin yaptığı bahse konu büfe dağıtım toplantısında, taraflardan biri olan Alanya Belediyesi yer almadığı için işlemin iptaline, ayrıca yargılama bedellerinin de davalıdan tahsiline karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi.
***
Peki, bu ne anlama geliyor?
Hemen izah edelim.
Bilindiği gibi, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerle birlikte yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası'nı gerekçe göstererek ilk başta Belediye Başkan Yardımcısı Adem Er'in kullandığı makam aracını, ardından bazı eski belde belediye hizmet binalarını alan Antalya Büyükşehir Belediyesi, son olarak Hazine sınırında olan sahil büfelerini talep etmiş, böylece Antalya Valiliği başkanlığında yapılan 25 Temmuz 2014 tarihli taksimat toplantısında, toplam 41 sahil büfesi AKP'li Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin olmuştu.
Ancak bu taksimat sırasında toplantıda herhangi bir temsilcilerinin bulunmadığını, dolayısıyla görüşlerinin alınmadığını söyleyerek dava açan Alanya Belediyesi haklıbulundu ve bu karardan sonra Alanya'nın doğu ve batı mahallelerindeki 41 sahil büfesiyle ilgili yeni bir süreç başlamış oldu.
***
Antalya Valiliği, Büyükşehir Yasası'na sığınıp da Alanya Belediyesi temsilcisinin de hazır bulunacağı yeni bir taksimat toplantısı yapar mı, Alanya Belediyesi bu kez o toplantıya katılır mı, veya Adem Başkan'ın bu konuda bir "B Planı" var mı, şimdilik meçhul.
Ama şu an itibariyle bilinen bir gerçek var ki, o da 41 sahil büfesinin şu an boşta olduğudur.
***
Öte yandan, malum, son dönemde Alanya Balıkçı Barınağı'nda da garip şeyler yaşanıyor.
Buna mukabil, önce Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Antalya Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu, "Balıkçı Barınağı üzerine yapılan yapılar usule uygun değil, çünkü burası doğal sit alanı" kararı verdi.
Daha önceki açıklamalarında, "İlgili kurumlara bilgi verdik, oradan gelecek raporları bekliyoruz" diyen Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel ile Yeni Alanya'nın üç gündür bu konuyla ilgili süren yayınlarını konuşma fırsatımız oldu.
***
"Önce Koruma Kurulu, ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 'Yapan da yaptıran da suçlu' diyor. Şimdi ne yapacaksınız Sayın Başkan?" dedim, Adem Başkan'ın yanıtı kısa ve net oldu.
Dedi ki: "Yeni Alanya'nın ulaşıp yayınladığı belgeler henüz bizim elimize ulaşmadı. Resmi raporlar ve kararlar elimize ulaşır ulaşmaz gerekeni yapacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu olmasın."
***
"ALİDAŞ sınırındaki ve himayesindeki Rıhtım Restoran, yolcu bekleme salonu ve Pupa Kafe'nin durumu da doğal sit alanı maddesinden dolayı aynı. Yıkıma başlayınca buralar da gidecek mi?" diye sordum, Adem Başkan şu yanıtı verdi: "O binalar için geçmişte Koruma Kurulu'ndan izin alınmış. Ama Balıkçı Barınağı üzerindekilerin şu an için izni yok. Devlet bana 'Yık, yoksa suçlu sen olursun' diyorsa yıkmak zorundayım, aksi takdirde bunun yasal sorumlusu ben olurum."
***
Uzun lafın kısası...
Adem Başkan'ı bu konuda kararlı gördüm.
Yeni Alanya'nın ele geçirip yayınladığı belgeler Alanya Belediyesi'nin eline geçince gerekeni yapacağını söylüyor.
Çok değil, üç beş güne belgeler Alanya'ya ulaşır, turizme zarar vermeme adına yıkım için muhtemelen sezonun bitmesi beklenir ve Eylül ortası veya sonu gibi de gereken yapılır.
Elbette Balıkçılar Kooperatifi karşı dava açmaz veya ara bir formül bulunmazsa...