Dün dediğime bakmayın siz. Aslında, eski tarihlere şöyle bir gezinti yapmaya çalışacağım. Benim gibi yetmişini sollayıp, son durağa yaklaşırken fren küçültüp dikiz aynasından geriye bakanlar, dünlerle bugünler arasında akıl almaz...
Dün dediğime bakmayın siz.
Aslında, eski tarihlere şöyle bir gezinti yapmaya çalışacağım.
Benim gibi yetmişini sollayıp, son durağa yaklaşırken fren küçültüp dikiz aynasından geriye bakanlar, dünlerle bugünler arasında akıl almaz farklılıkların olduğunu rahatlıkla görür.
Farkı fark etmek beceri ister.
Bakar kör gibi bakarsanız, sadece görmek istediğinizi görürsünüz.
Kıyaslamayı neye göre yapacaksınız?
Olaylara ve gelişmelere hatta somut tüm yapılanmalara nasıl baktığınız da çok önemli.
Bundan yetmiş seksen yıl öncesini öve öve bitiremeyenlerin romantizmine dayalı nostaljik değerlendirmelerine kendinizi kaptırırsanız, bir nevi ilkel kominal topluma bile öykünmeye başlayabilir, bugünü yerin dibine batırabilirsiniz.
Hani zaman zaman denir ya, “Kent yaşamının yoğunluğundan ve gürültüsünden bıktım, şöyle ormanın ıssız bir köşesinde bir yerlerde yaşamak istiyorum.”
Tabii bu sadece bir söz.
Bu sözün ya da bu özlemin pratiğe dönüşmesi mümkün mü?
Bunu gerçekleştirebilenlerin sayısı bin kişide ancak bir kişidir.
Herkes televizyondan, telefondan ve diğer ileri teknoloji ürünlerinden şikayetçi ama herkes de onlarla sarmaş dolaş.
Komşuluk, dostluk akrabalık ilişkileri nalları dikti diye yakınanlar, aslında bu ilişkileri kalbinden vurup öldürenler.
Nüfus arttıkça, toplumsal bozulma, yozlaşma, kokuşma giderek artıyor.
Rahmetli Türkeş, “Kemiyet önemli değil önemli olan keyfiyet” derken Sayın Başbakanımız en az üç çocuk diyerek nüfus artışını teşvik etmekle meşgul.
1960’ları 70’leri 80’leri birebir en aktif bir biçimde yaşayanlardanım.
Öncelerini de tarih kitaplarından öğrenmeye çalışıyorum.
Dünlerle bugünü mukayese ederek birilerine anlatmaya kalkarsanız, konuyu hangi bakış açısıyla ele alırsanız alın, bir sürü olumlu yanlarıyla birlikte sayısız olumsuzlukları da peş peşe sıralayabilirsiniz.
Özetlersek, bugünü kötülemek istiyorsanız olumsuzlukları, övmek istiyorsanız da, olumlu yanlarını ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz.
Ama salt kendi açınızdan olayı ele alırsanız, mutlu olabilmek için, kötümserliğin karanlık dehlizlerine dalma yerine, iyimserlikle aydınlığa dayalı mutluluk güzergahlarında gezinebilirsiniz.