Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/8086 sayılı soruşturmada, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin adli tıbbi inceleme yeni bir aşamaya geçti. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, daha önce “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilen ölümün farklı bir mekanizmayla gerçekleşmiş olabileceğinin mevcut verilerle dışlanamayacağı belirtildi.

145 FOTOĞRAF VE VİDEO YENİDEN İNCELENDİ

Bilirkişi çalışmasında 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsünün yanı sıra dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri ve soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte ele alındı. İncelemeye ayrıca 19 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen fethi kabir işlemine ilişkin tutanak da dahil edildi. Denizolgun’un mezarının yeniden açılması, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gerçek ölüm nedeninin yeniden araştırılması amacıyla kararlaştırılmıştı.

GÖĞÜS BÖLGESİNDEKİ DÖRT ALAN İNCELENDİ

Rapora göre otopsi görüntülerinde Denizolgun’un sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan yaklaşık 4x6, 3x5, 2x4 ve 1x2 santimetre boyutlarında dört ayrı ekimotik alan tespit edildi. Bu alanların altındaki dokularda da kanama görülmesi, bilirkişi tarafından söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğine işaret eden bir bulgu olarak değerlendirildi. Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki dağılımı üzerinden yapılan değerlendirmede, göğse dizle baskı uygulanırken ağız ve burnun bir yastıkla kapatılması sonucu nefessiz bırakılma şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olabileceği kaydedildi.

Bu verilere göre, Denizolgun'un üzerine biri çıkıp yastıkla boğmuş olabilir.

KASTEN ÖLDÜRÜLME İHTİMALİ DIŞLANAMADI

Bilirkişi, eldeki bulgular ile ilk otopsi sırasındaki ileri derecedeki çürüme durumunu birlikte değerlendirdi. Raporda, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldı. Bu değerlendirme, ölümün kesin olarak bu şekilde gerçekleştiği anlamına gelmiyor; mevcut adli tıbbi verilerle bu ihtimalin ortadan kaldırılamadığını ortaya koyuyor. Kesin ölüm nedeni ve ölüm şeklinin belirlenebilmesi için yeni incelemelerin tamamlanması gerekiyor.

Ya In 1787738726770

2016'DAKİ “DOĞAL ÖLÜM” DEĞERLENDİRMESİ İNCELENİYOR

Alihan Kuriş soruşturmasında Antalya’da 37 klasör ele geçirildi
Alihan Kuriş soruşturmasında Antalya’da 37 klasör ele geçirildi
İçeriği Görüntüle

Denizolgun’un ölümü 2016 yılındaki incelemelerde “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilmişti. Dönemin haberlerinde de Denizolgun’un Beykoz’daki evinde beyin kanaması geçirdiği ve hastaneye götürülürken yaşamını yitirdiği bilgisi kamuoyuna yansımıştı. Yeni bilirkişi raporunda ise mevcut belgeler üzerinden travmatik olmayan beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgunun ortaya konulmadığı ve bu açıdan adli tıbbi eksiklik bulunduğu değerlendirmesine yer verildi.

AĞIR METALLER İÇİN YENİ ANALİZ GEREKİYOR

Dosyadaki bir başka inceleme başlığını ağır metaller oluşturuyor. Raporda, 2016 yılındaki çalışmalarda Denizolgun’un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı, ancak bunların düzeylerinin belirtilmediği aktarıldı. Bu nedenle söz konusu maddelerin ölüm üzerinde etkisinin bulunup bulunmadığının mevcut bilgilerle objektif biçimde değerlendirilemeyeceği kaydedildi. Adli toksikolojik değerlendirmelerde yalnızca bir maddenin tespit edilmesi tek başına ölüm nedeni sonucuna ulaşmak için yeterli görülmüyor; miktar, örneğin niteliği, maruziyet biçimi ve diğer tıbbi bulguların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

FETHİ KABİR NEDEN YAPILDI?

Fethi kabir, ölüm nedenine ilişkin yeni bir adli değerlendirmeye ihtiyaç duyulması halinde mezarın yetkili makamların kararı doğrultusunda açılarak cenaze veya kalıntılardan yeniden örnek alınmasını sağlayan adli süreçlerden biri. Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 19 Ağustos’ta açıldı. İşlemin ardından elde edilen materyallerin yeni adli tıp ve laboratuvar incelemelerinde kullanılması amaçlandı. Aradan uzun süre geçmiş dosyalarda çürüme ve çevresel etkenler incelemeyi zorlaştırabildiğinden, yeni bulguların önceki otopsi kayıtları ve saklanan örneklerle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

İKİ İHTİSAS KURULUNUN ORTAK DEĞERLENDİRMESİ İSTENDİ

Bilirkişi raporunda ölüm nedeninin kesin olarak ortaya çıkarılabilmesi için Denizolgun’un tüm tıbbi öz geçmişinin incelenmesi, 2016 yılındaki otopsiden kalan şahit numuneler ile fethi kabir sonrasında alınan numuneler üzerinde yeni analizler yapılması gerektiği belirtildi. Bu çalışmalar tamamlandıktan sonra dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından müştereken değerlendirilmesi ve ölümün nedeninin ve şeklinin bütün veriler ışığında belirlenmesi önerildi.

SORUŞTURMA GENİŞLETİLEREK SÜRÜYOR

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı yalnızca adli tıp bulgularıyla sınırlı tutmuyor. Fethi kabir sonucunda elde edilen materyallerin yanı sıra HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları, tereke dosyasından sağlanacak bilgi ve belgeler, devam eden ifade işlemleri ve elde edilecek diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi planlanıyor. Ceza soruşturmalarında bilirkişi raporları teknik ve bilimsel değerlendirme niteliği taşıyor; nihai hukuki sonuca ise dosyadaki bütün deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılıyor. Bu nedenle yeni rapordaki tespitler ölümün kesin biçimde cinayet olduğunu ortaya koyan nihai bir karar değil, ölüm nedeninin yeniden ve daha kapsamlı araştırılmasını gerektiren adli tıbbi bulgular niteliğinde.

10 YIL ÖNCEKİ ÖLÜM YENİDEN AYDINLATILMAYA ÇALIŞILIYOR

1998-1999 yıllarında Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulunan Arif Ahmet Denizolgun, 61 yaşında hayatını kaybetmiş ve cenazesi İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmişti. Yaklaşık 10 yıl sonra yürütülen yeni soruşturmanın temel amacı, ilk incelemelerdeki bulgular ile bugün yeniden değerlendirilen adli tıbbi veriler arasındaki soru işaretlerini gidermek. Yeni laboratuvar analizleri, saklanan numuneler, fethi kabirden elde edilen materyaller ve diğer soruşturma delilleri tamamlandıktan sonra ölümün doğal nedenlerle mi yoksa dış etken sonucu mu meydana geldiğine ilişkin daha kesin bir adli tıbbi değerlendirme yapılması bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi