SANIRIM yazıya şöyle bir giriş uygun düşecek. 'Her şey, Cumartesi günü şehir turu atarken, Milli Egemen Stadyumu'nun karşısındaki plajda gördüğüm olağanüstü hareketlilik ile başladı.” Kaldırım kenarına park etmiş devasa...

SANIRIM yazıya şöyle bir giriş uygun düşecek.
“Her şey, Cumartesi günü şehir turu atarken, Milli Egemen Stadyumu’nun karşısındaki plajda gördüğüm olağanüstü hareketlilik ile başladı.”
Kaldırım kenarına park etmiş devasa bir kamyonun açık olan arka kapısında profesyonel film çekim malzemelerini görünce, bunların Alanya’nın tanıtımını yapan yabancı TV kanallarından birine ait olduğunu sandım.
Meğer öyle değilmiş.
Meğer…
Türk sinemasının ve reklam piyasasının önemli yönetmenlerinden Sinan Çetin, son filmini sessiz sedasız Alanya’da çekiyormuş, haberimiz yokmuş.
“Asım ile Kasım” adını taşıyan komedi avantür içerikli filmde, Türk tiyatrosunun ünlü ismi, Kurtlar Vadisi’ndeki unutulmaz “Süleyman Çakır” rolüyle hafızalara kazınan Oktay Kaynarca’nın yanı sıra sinema oyuncusu Pelin Batu ve ünlü şarkıcı Nil Karaibrahimgil başrolleri paylaşıyor.
Klasik “hayran” fotoğraflarından birini çekmek için Sinan Çetin’e yanaşınca olanlar oldu.
Fotoğraf çektirmek için izin istemek amacıyla yanaştığım Sinan Çetin, üzerimde siyah gömlek ve siyah camlı güneş gözlüğünü görünce, “Kardeş, filmde tam senlik bir rol var. Bize biraz rol kesebilir misin?” dedi.
Alanya Kalesi, Kızılkule ve Tersane’yi boydan boya görüntüleyen filmin Alanya’nın tanıtımına büyük katkı sağlayacağını düşünerek, “Markaya bizim de katkımız olsun” düşüncesiyle rolü hemen kabul ettim.
Az buz değil, oyuncu koçum da, bugün cümle Yeşilçam artistinin kendisinden rol kapmak için can attığı Sinan Çetin ile bir zamanlar oynadığı “Çakır” rolü ile gönüllere taht kuran Oktay Kaynarca olur da, böyle bir rol kabul edilmez mi?
Sinan Çetin ayaküstü oynayacağım rolü anlattı, zaman zaman kendisi canlandırıp, “Böyle oynayacaksın” dedi, sonra da, “Rol bu hocam, oynayabilir misin?” diye sordu.
“Oynarım hocam” dedim.
Rolüm şöyleydi.
Filmde Asım karakterini oynayan Oktay Kaynarca, yer altı dünyasından elini eteğini çekmiş, bir sahil kasabasına yerleşerek kendisini küçük kızına adayan eski bir mafya babasıdır. Tabi peşini rakip mafya bırakmıyor. Ben de bir zamanlar mafyanın içinde olan fakat tıpkı Kaynarca gibi o işlerden elini eteğini çekmiş eski bir mafya elemanıyım. Rakip mafya uzaktan Kaynarca’yı takip ederken, ben işi bozmak üzere olan ama son anda engellenen bir adamı canlandırıyorum.
Rolün hakkını verdikten sonra Sinan Çetin’den okkalı bir tebrik de aldık.
“Bizim camiada, ‘Her Türk erkeğinin içinde bir aktör yatar’ sözü bugün seninle yeniden kanıtlanmış oldu, tebrik ederim” dedi.
Şimdi Türk sinemasından yeni roller bekliyorum. Sinema olmazsa TV dizilerinden de teklif alabilirim. Her ne kadar Kenan İmirzalıoğlu gibi iki metre boyum, Kıvanç Tatlıtuğ gibi baklava dilimi karın kaslarım olmasa da, bugüne bugün Sinan Çetin’den rol kapmış adamım. Ben de bir ışık olduğunu sezinleyebiliyorum.
İşin şakası bir yana…
Bu ve benzer filmlerin, “Alanya marka mı, değil mi?” tartışmalarının yaşandığı günümüzde daha da çoğalmasını diliyorum.
Sinan Çetin gibi önemli ve artık kendi alanında marka olmuş isimlerin, Alanya’daki tarihi mekanları fon alarak çekeceği her film, Alanya’nın markalaşma sürecine bir tuğla koyacaktır.