RİVAYET odur ki, AK Parti kurulurken pek çok önemli siyasetçiye 'birlikte çalışma” teklifi götürülmüş, ancak 2000'li yılların başındaki çalkantılı süreç nedeniyle Türkiye'de yeni bir partiye ihtiyaç olmayacağını...

RİVAYET odur ki, AK Parti kurulurken pek çok önemli siyasetçiye “birlikte çalışma” teklifi götürülmüş, ancak 2000’li yılların başındaki çalkantılı süreç nedeniyle Türkiye’de yeni bir partiye ihtiyaç olmayacağını öngören pek çok deneyimli (!) siyasetçi, o zamanlar henüz eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu teklifini nazikçe geri çevirmişti.

Bu teklif o dönemde, Alanya’nın bağrından kopup gitmiş, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirip ABD’de ekonomi alanında mastır yapan ve daha 30’lu yaşlarının başında olan Mevlüt Çavuşoğlu’na da gitmişti.

Çavuşoğlu, o dönemde pek çok deneyimli (!) siyasetçi ve gazeteci tarafından “Pek fazla yaşamaz, siyasal ömrü az olur” denilen AK Parti’nin teklifine “Evet” deyip partinin kurucularından biri oldu.

Son dönemde sevenleri (!) tarafından, “Başbakan Erdoğan, onu AKPM Başkanı olduğu için mecburen ikinci sıraya yazdı” denilen Mevlüt Çavuşoğlu, partinin kurucular kurulu üyelerinin başında geliyor.

Yani misafir değil, evin gerçek sahibi.

Pek çok siyasetçinin, siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına yaklaşmaya çekindiği dönemde, elini taşın altına koyup partinin bugünlere gelmesine vesile olan bir avuç “gönüllü” AK Partiliden birisi de Mevlüt Çavuşoğlu’dur.

Bugün, sırf “tek başına dokuz senedir iktidar” olduğu için AK Parti’nin kapısından, penceresinden, olmazsa baca deliğinden içeri girmek isteyen pek çok kişiye ve siyasetçiye karşın, o partiyi sıfırdan alıp bugünlere getirmiş bir isimdir.

Sırf bu bile, Başbakan Erdoğan’ın neden Mevlüt Çavuşoğlu’ndan asla vazgeçmeyeceğinin, vazgeçemeyeceğinin bir kanıtı gibi durmaktadır.

Bir de şu gerçek var ki, işte asıl burası bizi ilgilendiriyor.

2002’de AK Parti iktidara geldiğinde Alanya’daki pek çok “yarım bırakılmış” yatırımın bugünlere gelmesinin, pek çoğunun “bitirilmiş” olmasının ender sebeplerinden biri de yine Mevlüt Çavuşoğlu’ndan başkası değildir.

Bu sözleri, son dönemin moda tabiriyle “iktidar şakşakçılığı” olarak değil, “Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim” olarak değerlendirmenizi, Çavuşoğlu’ndaki müthiş değişimi yakından takip edip bu değişimden Alanya adına mutlu olan birisi olarak yazdığımı belirtmek isterim.

Peki, Çavuşoğlu’nun hiç mi handikapı yok?

Vardı, ama eskiden.

Milletvekilliğinin ilk yıllarında yeni siyasetçi olduğu için halktan kopuk bir imaj sergileyen, hoşuna gitmeyen şeyler söyleyen muhataplarını zaman zaman insanların içinde haşlayan, agresif bir tutum sergileyen, bu yönüyle zaman zaman aralarında benim de olduğum pek çok gazeteci, köşe yazarı ve siyasetçi tarafından acımasızca eleştirilen Mevlüt Çavuşoğlu, tıpkı Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi, gelişerek değişti.

Örneğin artık daha sık Alanya’ya geliyor, yüzü artık daha sık gülüyor, insanlarla olan iletişimine daha çok önem veren bir profil sergiliyor.

Alanya’daki sorunlardan, ödenek bekleyen yatırımlardan birebir haberdar olması da bu bölgeye yönelik yaptırımlarının en hızlı şekilde gerçekleşmesini sağlıyor.

Bir gazeteci olarak kişisel gözlemim şudur.

Çavuşoğlu, son dönemde daha sık görüştüğü, daha çok irtibat kurduğu AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Güney’le yakınlaşmaya başladıktan sonra Alanya’ya olan ilgisinde de büyük bir artış var.

Alanya, Çavuşoğlu ile parti teşkilatının uyumlu çalışmasından büyük kazançlar sağlamaya başladı.

Örneğin Hüseyin Güney öncülüğünde Ankara’ya giden belediye başkanlarının veya sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin önüne düşüp onları en kritik Bakanların, en kapı duvar daire amirlerinin yanına götürüp Alanya için bir kuruş fazla ödenek almaya çalıştığını artık rakipleri bile kabul ediyor.

Kısacası, Mevlüt Çavuşoğlu’ndan kaynaklandığını düşündüğüm, teşkilatla olan bu yakınlaşması, Alanya’ya da olumlu bir şekilde yansıyor.

Tüm bunları görüp yorumladıkça, insan, “Keşke aynı uyum Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu ile AK Partili Belediye Meclisi üyeleri arasında da olsa” demekten kendini alamıyor.