VAKA BİR: Önceki gün, 'MHP'nin 12 Şubat'ta yapacağı ilçe kongresine eski Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın müdahil olması anasının ak sütü gibi helaldir. Çünkü Yıldız bu partiye emek veren kişiler listesinde...

VAKA BİR: Önceki gün, “MHP’nin 12 Şubat’ta yapacağı ilçe kongresine eski Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın müdahil olması anasının ak sütü gibi helaldir. Çünkü Yıldız bu partiye emek veren kişiler listesinde başa güreşir” diye yazmıştım.Dün akşamüzeri Yıldız aradı. Ankara’dan yeni dönmüş, biraz da hastaymış. “Öncelikle yazındaki ifadeler için teşekkür ederim” dedi.Sonra şöyle devam etti: “Ben iddia edildiği gibi bugüne dek hiçbir delegeyi telefonla arayıp da ‘Oyunu falanca adaya ver’ demedim, demem de. Çünkü MHP’nin tüm delegeleri neyi nasıl yapacağını çok iyi bilir. Başkan adayları bizim delegeyi arayıp sormasa, yanına gidip projelerini anlatmasa bile, bizim delege sandık başına geldiğinde nasıl karar vereceğini iyi bilir. Çünkü bizim delege, bu partiye kimin hizmet verdiğini, kimin hariçten gazel okuduğunu iyi bilir.”Yıldız’a gönlünde bir aslan yatıp yatmadığını da sordum.Yani, “Kimi destekliyorsunuz?” imasında bulundum.Yıldız, “Benim bir oyum var. Sandık başına gittiğimde benim hangi adaya oyumu vereceğimi Alanya’da herkes çok iyi bilir” yanıtı verdi.SONUÇ: Yıldız bu! Gözünü budaktan, lafını dudaktan esirgemez. Dünkü telefon görüşmemizde de aynen böyle yaptı.

VAKA İKİ: Dünkü köşe yazımın girişinde, “Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun, birkaç gün önce merhume Saniha Hacıkura’nın cenaze töreni için geldiği Alanya’dan hemen ayrılması sevenlerini üzdü. Oysa partililer bir selamlaşma, bir kaynaşma bekledi” diye yazmıştım. Sabah saat 09.30’da telefonum çaldı. Arayan, ismi bende saklı, Çavuşoğlu’na yakın bir isimdi. “Mevlüt Bey annesi rahatsız olduğu için sürekli Antalya’da bulunuyordu. Bu yüzden acilen geldi, acilen gitti” dedi.SONUÇ: “Bilmiyordum, söylemeniz iyi oldu, teşekkür ederim” deyip telefonu kapadıktan sonra mahcubiyetimle baş başa kaldım.

VAKA ÜÇ: Dünkü köşe yazımın bir bölümünde, “Parti tabanı, atama usulü ile koltuğa oturan CHP İlçe Başkanı Şevki Türktaş’ın seyir defterinde neler yazdığını bilmek istiyor. Birkaç fanatik hayranı dışında desteklediği kalmadığı konuşulan Türktaş kalacak mı, gidecek mi?” diye yazmıştım.Öğleden sonra CHP’nin başkan yardımcılarından ve sıkı bir Türktaş fanatiği olduğunu bildiğim Avukat Ertuğrul Yeşildal aradı: “Alper Bey, yazınızı okudum, bir yanlışı düzeltmek istedim” dedi.Yanlışım şuymuş. CHP İlçe Başkanı Türktaş, atama yoluyla değil yönetimin oybirliği ile koltuğa oturmuş. Demek ki yazdıklarımda bunun dışındaki tüm iddialar gerçek.SONUÇ: CHP’yi işte bu yüzden çok seviyorum. Yöneticileri bu siyaset anlayışı ile devam ettiği sürece biz hep Ulu Önder Atatürk’ü özlemle anacağız, O’nun CHP’nin başında olduğu günleri özlemle yad edeceğiz.