MALUM,

MALUM

, "bacasız sanayi" adlı verilen turizm sektörü epeydir krizde.

Yıllardır süregelen "fakir turist" edebiyatı ile krizi bir türlü aşamayan sektör, son olarak Rus uçağının düşürülmesi ve Ankara ile İstanbul'da peş peşe patlatılan bombaların Avrupalı turistleri ürkütmesiyle iyice krize girdi.

Uçak düşürülmesinden sonra Rusya zaten kayıptı, ülkenin siyasi ve ekonomik başkentlerinde patlayan bombalar da tuz biber ekti.

Peki, dış ilişkilerdeki krizi çözmesi, çözemiyor ise de iç ilişkilere bir formül bulması gereken siyasi otorite ne yapıyor dersiniz?

14 yıldır tek başına iktidarda olan AKP'yi sona bırakıyorum.

CHP'de gözler, Antalya Ticaret Odası Başkanı iken önce Antalya Milletvekili, ardından Genel Başkan Yardımcısı olan Çetin Osman Budak'ta.

Turizmin içinden gelen, turizmin başkenti Antalya'dan seçilen bir isim olarak çalışmaları takdire şayan.

En azından siyasi otoritenin, yani AKP'nin dikkatini bu konuya çekip farkındalık yaratma adına sık sık açıklamalar yapıyor, rapor hazırlıyor, Kültür ve Turizm Bakanı'na verip, Antalya'dan bakıldığında krizin nasıl görüldüğünü söyleyip reçetesini sunuyor.

MHP'de ise iki Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrukulu ile Emin Haluk Ayhan, 2015'in Aralık ayı ortasında Antalya'ya gelip sektör temsilcileri ile buluşmuş, bir rapor hazırlayacaklarını söyleyip Ankara'nın yolunu tutmuşlardı.

Hazırlanan rapor ise 24 Aralık'ta TBMM'ye verilerek gereğinin yapılması istendi.

Gelelim AKP'ye.

AKP'nin çiçeği burnunda Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal'ın, selefi Ömer Çelik'e nazaran turizm sektörü ile daha yakından ilgilendiği aşikâr.

Bu konuda zaman zaman önemli konulara dikkat çekiyor.

Örnekse, hafta sonu Nevşehir'in Uçhisar Beldesi'nde bir otelde düzenlenen Kapadokya Bölgesi'nin kültür ve turizm potansiyelleri, sektörün sorunları ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı Nevşehir-Kapadokya Kültür ve Turizm Çalıştayı'na katıldı ve son 20 yılda yürütülen politikalarla orta ve alt gelir düzeyindeki dünyadan alınabilecek maksimum turist sayısına ulaştıklarını, artık pazar ve ürün çeşitliliğini artırarak orta üst gelir grubu turistleri Türkiye'ye çekmek gerektiğini vurguladı.

Bu da bir açılımdır, saygı duyarız.

Ancak...

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir.

Hafta sonu, yerel ve bölgesel gazetelerde ilginç ve üzücü bir haber vardı.

Habere göre, Rus krizinin patlak vermesiyle Alanya'da tam 111 turistik tesis birer ikişer satışa çıkarılmış.

"Son 24 saat içinde 7 turizmci daha otelini satmak için Türkiye'nin en büyük alışveriş portalı sahibinden.com'a ilan verdi" denilen haberde, Rus turist rezervasyonunun bıçak gibi kesilmesiyle umudunu yitiren Alanyalı çok sayıda otelcinin tesisini gizlice satmak için görüşmeler yaptığı, bazılarının da büyük alışveriş portallarına ilan verdikleri ifade ediliyor.

Merkez ve civar mahalleler dahil Alanya'da 586 kayıtlı otel varmış ve satışa çıkarılan otel sayısının 350 civarında olduğu tahmin ediliyormuş.

Müşteri bulup da tesisini satabilirse otelci zaten parasız kalmaz.

Peki ya 6-7 ay boşta gezip, orada burada geçici işlerde çalışıp umudunu turizme bağlayan insanlar ne yapacak?

Bence zurnanın zırt dediği yer tam da burasıdır ve kışın zaten yarı aç yarı tok gezen bu insanlar yazın da işsiz kalırsa, Alanya'da bazı dengeler o zaman değişecektir.