ABD'li yatırım bankası Morgan Stanley, Türk lirasına yönelik carry trade işlemlerindeki olumlu görüşünü korudu. Bankanın ekonomistleri Georgi Deyanov ve Arnav Gupta tarafından hazırlanan değerlendirmede, TL cinsi varlıklarda elde edilen nominal getirinin kurdaki değer kaybının üzerinde kalmasının bu stratejiyi desteklemeye devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede kurum, üç aylık dolar/TL kısa pozisyon carry trade tavsiyesinde değişikliğe gitmedi.
CARRY TRADE NASIL İŞLİYOR?
Carry trade, yatırımcıların görece düşük maliyetle fonlandıkları bir para biriminden çıkarak daha yüksek faiz getirisi sunan başka bir para birimine yönelmelerine dayanıyor. Türkiye açısından bakıldığında yabancı yatırımcı, dövizini TL'ye çevirerek yüksek faiz getirisi sağlayan kısa vadeli araçlarda değerlendirebiliyor. İşlemin sonucunu yalnızca faiz oranı değil, yatırım dönemi boyunca Türk lirasının döviz karşısındaki performansı da belirliyor. TL'deki değer kaybı elde edilen faiz getirisinden düşük kaldığında yatırımcının döviz bazındaki getirisi korunabiliyor.
Morgan Stanley'nin değerlendirmesinde de bu nedenle politika faizinin tek başına seviyesinden çok, Türk lirasının nominal getirisi ile kurdaki değer kaybı arasındaki fark öne çıkıyor. Bankaya göre bu farkın TL lehine kalmaya devam etmesi, carry trade açısından destekleyici bir görünüm oluşturuyor. Buna karşılık kur hareketlerinin hızlanması veya piyasalardaki risk algısının belirgin şekilde değişmesi halinde aynı stratejinin getirisi kısa sürede farklılaşabiliyor.

YIL SONUNA KADAR FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ALAN GÖRÜYOR
Banka ekonomistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yıl sonuna kadar piyasa fiyatlamalarıyla uyumlu şekilde toplam 250 baz puanlık faiz indirimi yapabilecek alanının bulunduğu görüşünde. TCMB ise para politikası kararlarını gerçekleşen ve beklenen enflasyon ile enflasyonun ana eğilimini dikkate alarak toplantı bazında değerlendireceğini, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli parasal sıkılığın korunacağını vurguluyor. Merkez Bankası ayrıca enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması halinde para politikası duruşunun yeniden sıkılaştırılabileceğine işaret ediyor.

ZAYIFLAYAN İÇ TALEP PARA POLİTİKASINI ETKİLİYOR
Morgan Stanley raporunda finansal koşullardaki sıkılığın özellikle tüketim üzerinden ekonomik aktiviteyi baskıladığına dikkat çekildi. Sıkı para politikası dönemlerinde kredi maliyetlerinin yükselmesi ve finansmana erişimin zorlaşması, hane halkı tüketimi ile şirketlerin yatırım kararlarının daha temkinli hale gelmesine yol açabiliyor. İç talepteki bu dengelenme ise fiyat artışlarının hız kaybetmesine yardımcı olarak merkez bankalarına ilerleyen dönemde kontrollü faiz indirimleri için hareket alanı oluşturabiliyor.
TCMB'nin para politikası yaklaşımında da iç talep, kur gelişmeleri ve beklentiler dezenflasyon sürecinin temel kanalları arasında yer alıyor. Bu nedenle faiz indirimlerinin yalnızca büyümedeki yavaşlamaya bakılarak değil; enflasyonun ana eğilimi, beklentiler, kur hareketleri, kredi koşulları ve finansal piyasalardaki gelişmeler birlikte değerlendirilerek belirlenmesi bekleniyor. Böyle bir yaklaşım, gevşemenin enflasyonda yeniden belirgin bir bozulmaya yol açmasını önlemeyi amaçlıyor.

TAHVİLLER İÇİN DAHA NET DEZENFLASYON SİNYALİ BEKLENİYOR
Morgan Stanley, kısa vadeli TL carry trade işlemlerine olumlu yaklaşmasına rağmen Türk lirası cinsi tahviller konusunda daha güçlü bir sinyal görmek istiyor. Banka ekonomistleri, tahvillere yönelik daha olumlu bir pozisyona geçilebilmesi için enflasyondaki gerilemenin geçici olmaktan çıkıp daha kalıcı bir eğilime dönüştüğüne ilişkin daha net kanıtların ortaya çıkması gerektiğini belirtti. Bunun temel nedeni, uzun vadeli tahvil yatırımında gelecekteki enflasyon ve faiz patikasının kısa vadeli işlemlere göre çok daha belirleyici olması.

YATIRIMCILAR İÇİN KUR RİSKİ BELİRLEYİCİ
Carry trade yüksek nominal faiz nedeniyle cazip görünse de risksiz bir yatırım stratejisi olarak değerlendirilmiyor. Kurda beklenenden hızlı bir yükseliş, elde edilen faiz kazancını azaltabileceği gibi tamamen ortadan kaldırabiliyor. Küresel faiz beklentileri, jeopolitik gelişmeler, yabancı sermaye hareketleri ve Türkiye'ye yönelik risk algısındaki değişimler de TL cinsi yatırımların performansını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle piyasanın önümüzdeki dönemde yalnızca olası faiz indirimlerinin büyüklüğüne değil, faiz ile kur hareketleri arasındaki dengeye ve dezenflasyon sürecinin kalıcılığına odaklanması bekleniyor.





