Sosyal medyada kullanıcıların fotoğraflarını farklı dönemlere, yaşlara ve görsel tarzlara dönüştüren yapay zekâ akımları kısa sürede geniş kitlelere ulaşırken, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) bu eğlenceli görünen uygulamaların dijital mahremiyet açısından taşıyabileceği risklere öne çıktı. Kurum, özellikle #80lerchallenge benzeri akımlarda kullanılan yapay zekâ araçlarına fotoğraf yüklenmeden önce uygulamanın hangi kişisel verilere eriştiğinin ve bu verileri hangi amaçlarla kullandığının araştırılması gerektiğini vurguladı.

Alanya'da vatandaşın girmeye korktuğu kavşak: Ölüm kavşağına dönüştü
Alanya'da vatandaşın girmeye korktuğu kavşak: Ölüm kavşağına dönüştü
İçeriği Görüntüle

FOTOĞRAFLAR YAPAY ZEKÂ TARAFINDAN NASIL İŞLENİYOR?

Yapay zekâ destekli fotoğraf uygulamalarında kullanıcı tarafından yüklenen görüntü, istenen yeni görselin oluşturulabilmesi için algoritmik olarak analiz ediliyor. Yüz hatları, saç, mimik ve benzeri görsel özellikler sistem tarafından değerlendirilerek kullanıcının seçtiği dönem veya stile uygun yeni bir görüntü oluşturulabiliyor. İşlemin kullanıcının cihazında mı yoksa uzaktaki sunucularda mı gerçekleştirildiği ise kullanılan uygulamanın teknik altyapısına göre değişebiliyor.

Ancak bir fotoğrafın yapay zekâ tarafından işlenmesi, o görüntünün her durumda doğrudan biyometrik veri olduğu anlamına gelmiyor. KVKK'nın biyometrik verilere ilişkin yaklaşımında, yüz görüntüsü gibi verilerin kişiyi benzersiz biçimde tanımlamak veya kimliğini doğrulamak amacıyla belirli teknik işlemlerden geçirilmesi durumunda biyometrik veri niteliği kazanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle yüz tanıma veya kişiye özgü özelliklerin çıkarılmasına imkân veren sistemlerde mahremiyet riski daha yüksek olabiliyor.

ÖZEL NİTELİKLİ VERİLER İÇİN DAHA SIKI KORUMA

Biyometrik veriler, kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatta özel nitelikli kişisel veriler arasında değerlendiriliyor. Bu nedenle böyle bir verinin işlenmesi söz konusu olduğunda veri işleme amacının açık ve belirli olması, ihtiyaç duyulandan fazla veri toplanmaması, verilerin amaçla bağlantılı ve ölçülü şekilde kullanılması ile gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerinin alınması önem taşıyor. KVKK'nın yapay zekâ alanındaki tavsiyelerinde de şeffaflık, hesap verebilirlik, veri güvenliği ve amaçla sınırlılık ilkelerinin yapay zekâ sistemlerinin merkezinde bulunması gerektiğine dikkat çekiliyor.

UYGULAMAYI İNDİRMEDEN ÖNCE İZİNLER KONTROL EDİLMELİ

Kullanıcıların bir fotoğraf uygulamasına görsel yüklemeden önce gizlilik politikasını incelemesi, fotoğrafların ne kadar süre saklanabileceğini, başka taraflarla paylaşılıp paylaşılmadığını ve silme seçeneklerinin bulunup bulunmadığını kontrol etmesi önem taşıyor. Fotoğraf düzenleme işleviyle ilgisi bulunmayan konum, mikrofon, rehber veya benzeri izinlerin talep edilmesi durumunda ise kullanıcıların bu erişimin gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirmesi gerekiyor. KVKK'nın mobil uygulamalara yönelik tavsiyelerinde de hizmet için gerekli olmayan veri ve izin taleplerine karşı dikkatli olunması öneriliyor.

Yapay zekâ hizmetinin altyapısının veya hizmet sağlayıcılarının yurt dışında bulunması halinde kişisel verilerin başka ülkelere aktarılması konusu da gündeme gelebiliyor. Böyle bir durumda aktarımın kişisel verilerin yurt dışına gönderilmesine ilişkin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle kullanıcı açısından yalnızca “fotoğrafımı değiştiren uygulama” olarak görülen bir hizmetin arkasında farklı sunucuların, hizmet sağlayıcıların ve veri işleme süreçlerinin bulunabileceği göz önünde bulundurulmalı.

BİYOMETRİK VERİLER DAHA ÖNCE DE GÜNDEME GELDİ

KVKK'nın geçmişte yüz verisi, parmak izi ve benzeri biyometrik verilerin kullanıldığı farklı uygulamalara ilişkin değerlendirmeleri de bulunuyor. Bankacılık uygulamalarındaki yüz verilerinden iş yerleri ve spor salonlarında kullanılan biyometrik giriş sistemlerine kadar farklı örneklerde, veri işlemenin gerekliliği ve ölçülülüğü üzerinde duruldu. Bu yaklaşım, yapay zekâ ile oluşturulan sosyal medya akımlarında gündeme gelen mahremiyet tartışmasının yalnızca geçici bir internet trendinden ibaret olmadığını, biyometrik verilerin kullanımına ilişkin daha geniş bir veri güvenliği meselesinin parçası olduğunu gösteriyor.

SADECE KENDİ FOTOĞRAFINIZ OLMAYABİLİR

Kullanıcıların dikkat etmesi gereken bir başka nokta da yapay zekâ uygulamalarına yüklenen fotoğraflarda başka kişilerin bulunabilmesi. Aile üyeleri, arkadaşlar veya çocukların yer aldığı karelerin sisteme gönderilmesi durumunda yalnızca fotoğrafı yükleyen kişinin değil, görüntüde bulunan diğer kişilerin verileri de işleme sürecine dahil olabiliyor. KVKK'nın üretken yapay zekâ konusunda yayımladığı rehberde de bireylerin kişisel verilerini koruyarak bu teknolojilerden yararlanmasına ve özellikle çocukların kullanımında ebeveynlerin alabileceği önlemlere dikkat çekiliyor.

AKIMA KATILMADAN ÖNCE MAHREMİYET HESABI YAPILMALI

Sosyal medya akımlarının hızla yayılması, kullanıcıların uygulamaların kullanım koşullarını incelemeden fotoğraf yüklemesine neden olabiliyor. Uzman kurumların yaklaşımı ise yapay zekâ araçlarından tamamen uzak durulmasından ziyade bilinçli kullanımın önemine işaret ediyor. Kullanıcıların hangi veriyi paylaştığını bilmesi, gereksiz izinleri kapatması, mümkünse yüklenen görüntüleri ve hesap geçmişini silebilmesi ve verilerin farklı amaçlarla kullanılmasına ilişkin seçenekleri kontrol etmesi dijital mahremiyetin korunmasına katkı sağlayabilir. KVKK'nın “Hatıralar yaşasın, size ait olan size kalsın” mesajı da popüler yapay zekâ akımlarına katılırken kişisel verilerin değerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini özetliyor.

Kaynak: Haber Merkezi