AYTEMİZ Alanyaspor'un maçı Cumartesi olduğu için 24 saat sosyal medyada yapılan yorumları takip etme imkanım oldu. Mağlubiyetten dolayı yine tüm okların Sayın Hüseyin Kalpar üzerinde olması her şeyi günlük sonuçlara göre yaşadığımızın...

AYTEMİZ

Alanyaspor’un maçı Cumartesi olduğu için 24 saat sosyal medyada yapılan yorumları takip etme imkanım oldu. Mağlubiyetten dolayı yine tüm okların Sayın Hüseyin Kalpar üzerinde olması her şeyi günlük sonuçlara göre yaşadığımızın tipik bir örneğidir. Sayın Kalpar nasıl bir kadro çıkarmış, bir bakalım. Geçen hafta oynadığımız Gaziantepspor maçının ikinci yarısında oynanan futbol taraflı tarafsız herkesin olumlu bakmasına yol açmadı mı? Sayın Kalpar’ın da bu kadroyu sahaya sürerek kazanan takımı ödüllendirmesi doğru ve yerinde bir karardı. Eğer Kalpar eleştirilecekse bu haftaya değil, sezon başından bu yana müdahaleleri, tercihlerine bakmak gerekir. 13 oyuncu ile oynanan 11 haftada sorulması gereken asıl soru ise diğer oyuncuların niye hazır olmadığıdır. Bu yedek kulübesi yetersiz ise niye onca transfer yapıldı, bu sorulmalıdır. Bugün maaşını vererek kadro dışında bıraktığın Türk statüsündeki Sezer ve Timuçin’in oynayan oyunculardan eksiği yok, fazlası vardır. O kadar çok sorgulanacak şeyler var ki bunu bir maça indirgemek rüzgara göre yön almaktan ileriye gitmez. “Osmanlı maçının ikinci yarısında takım iyi oynadı ama başaramadı” yorumlarını gördükçe kendi futbol bilgimi sorgular hale geldim. Osmanlı maçında kötü bir Alanyaspor izledik. Osmanlıspor 2-0 öne geçtikten sonra bize izin verdiği sürece oyundaydık. İstatistikler bizden yana olsa ne olur ki, sonuca etki yapamadıktan sonra. Tabiri caizse bal yapmayan arı gibiyiz. Defansımızın arkasına ve araya atılan her top sezon başından beri canımızı yakıyor ama çözüm bulunamıyor. Sahada kalmak, oyunu çirkinleştirmeden pozitif oynamaya çalışmak günü birlik övgü almaktan ileri gitmez. Maçları ayrı ayrı değerlendirmeden ve maçına göre eylem planı olmazsa bu sonuçlar daha çok olacaktır.
‘Eksik olan ne?’ sorusunu günlerdir kendime soruyorum. Sorma sebebim ise diğer takımları gördükten sonra bu takımın yerinin burası olmadığıdır. Biraz geriye gidelim ve bir bakalım. 2. ve 1. Lig’de şampiyonluk yolunda en büyük silahımız kolej takımı havası, kardeşlik ve birbirini tamamlama duygusu idi. İnanmışlar ordusu, yedek kulübesinde gördüğümüz manzaralar idi. Soruyorum şimdi bunların hangisini görüyoruz? 10 yabancı ile oynarsak göreceğimizi de sanmıyorum. Yabancı futbolcuların bakış açısı ile Türk futbolcuların bakış açısı siyah-beyaz gibidir. Bunu sadece bizim takımda değil tüm takımlarda görüyoruz. Yabancı futbolcu sözleşmesi gereği her müsabakaya iş olarak bakıyor ve yenilmiş, yenilmemiş fazla önemi yok. O yüzden ‘Haydi aslanım, bak taraftar senin yanında’ gibi sözler etkili değildir. Yenildiğimiz maçlar öncesi ve sonrası yabancı futbolcularla ilgili birçok fotoğraf geliyor. Eğer bu resimleri bir yenilgi sonrası Türk futbolcu verse, yer yerinden oynar ama onlar yapınca normal karşılanıyor. Devre arası kesinlikle harman yapılarak kadro oluşturulmalıdır.
Bazen hedef yükseltilse de sezon başından bu yana hep bu takım ligde kalırsa başarıdır diyoruz. Ama şu an herkesin eli kolu bağlı durumda olsa da hep kaybeden takımla oynamak herkesi umutsuzluğa sevk ediyor. Karar alıcılar neşter vurmazsa tedirginliğim odur ki, Süper Lig’e çıkarak tarih yazanlar yine aynı sezonda küme düşürerek tarihe geçecekler. “Kayseri, Konya, Karabük, Akhisar, Galatasaray maçından 9 puan çıkar mı?” derseniz, “Keşke çıksa ama o ruhu göremiyorum” derim. İşimiz gereği ne kadar gerçekçi yorumlarda bulunsak da gönlümüz her zaman haksız çıkmaktan yanadır. Kayseri aynı Gaziantep gibi kırılma maçı olacaktır. İnşallah kazanan biz oluruz ve ligde tutunmak için yeni bir başlangıç yaparız.