DİM TV ekranlarının sevilen sağlık programı Dr. Nihal Kurt ile A’dan Z’ye Sağlık hız kesmeden devam ediyor. Programda bu hafta, rinoplasti ve alerjik rinit konuları konuşuldu. DİM TV ekranlarına konuk olan Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ergün Sevil şunları söyledi: 

‘DOKTOR OLMAK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ’ 

“1983 yılında Antalya’da doğdum. 2009 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Akabinde Yozgat’ta mecburi hizmetimi yaptım. Sonrasında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz ihtisasıma başladım. 2014 yılında mezun oldum. Ardından Karaman Devlet Hastanesi’nde bir süre çalıştım.Ardından Trabzon’a, sonrasında da Alanya’ya geldim. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapıyorum. Doktor olmak benim çocukluk hayalimdi. Ben çocukluk çağlarımdan itibaren ‘doktorluk’ dışında farklı bir meslek ismi kullanmadım. Nihayetinde bu hayalimi gerçekleştirdim. Kulak Burun Boğaz alanına ilgim Tıp Fakültesi 5’inci sınıfta şekillendi. Hem polikliniğinin olması, hem cerrahi bir bölüm olması ve alt birimlerinin geniş olması Kulak Burun Boğaz alanına beni itti. 

‘HEM FONKSİYONEL HEM DE ESTETİK SONUÇ AMAÇLANIYOR’ 

Rinoplasti ameliyatı burnun dış görünümünün estetik olarak daha iyi bir noktaya getirilmesidir. Rinoplasti aslında sadece dış kısmı ifade eder. Ama, biz yaptığımız cerrahilerde fonksiyonel kısmı da yani, burnun iç kısmını da düşünerek bir cerrahi yapıyoruz. Amaç hem fonksiyonel hem de dış görünüşte daha iyi bir sonuç elde etmek. Rinoplasti öncesinde, hasta ile birkaç görüşme yaptıktan sonra, hasta polikliniğimize geliyor. Detaylı bir fizik ve endoskopik muayene gerçekleştiriliyor. Hasta ile burnun dış yüzeyine ilişkin detaylar tanımlanıyor. Ardından hastalarımızın fotoğraflarını çekiyoruz. Hastanın taleplerini detaylandırıyoruz. Akabinde hastayı anestezi hazırlığına yönlendiriyoruz. Anesteziden de onay aldıktan sonra kliniğimize yatırıyoruz ve ameliyatımızı gerçekleştiriyoruz. 

‘BAŞARI HASTANE MEMNUNİYETİ VE FONKSİYONA BAĞLIDIR’ 

Rinoplasti cerrahisinde iki tür yaklaşımımız var. Bir açık diğeri de kapalı yaklaşım. Birbirlerine kıyasla dezavantajları ve üstünlükleri tabii ki de var. Anatomik olarak ulaşmak istediğimiz yer ikisinde de aynı. Açık teknikte burnun ön kısmında 2-3 dikişlik bir kesi oluyor. Kapalı yöntemde bu olmuyor. ama kapalı yöntemde de yine kesi var. Sadece bu kesileri burnun iç kısmına saklıyoruz. Açıkla kapalının farkı bu aslında. Rinoplastide başarı aslında görecelidir. Ama burada hasta memnuniyeti ön plandadır. Eğer hasta memnunsa ameliyat başarılıdır. Diğer taraftan da hasta nefes alabiliyorsa ameliyat yine başarılıdır. Bu ikisi çok önemli. Ameliyatın sonucunda hastanın memnun olması, fonksiyonel olarak hem hastanın nefes alabilmesi hem de koku alabilen bir burun oluşturmaktır aslında amaç. Sadece dış görünüşü değişmiş ama nefes alamayan bir burun çok hasta memnuniyeti ile geri dönmez bize. O nedenle ikisinin dengesi çok önemli. Dengeyi bozmamak gerekiyor. Cerrahinin bir sınırı var ve bir yerde durmak gerekiyor. Estetik ve fonksiyonel sonucu birbirine yakınlaştırıyoruz biz. 

‘HASTALARIMIZIN AĞRISI OLMUYOR’

Ameliyatın süresi yine hastaya göre ve kullanılan tekniğe göre değişir. Ama ortalama 2 saat ile 4 saat arasında sürebilir. Özellikle revizyon ameliyatlarda bu süre uzayabilir. Tekrar yapılan ameliyatlarda başka bir bölgeden kıkırdak almak gerekebiliyor. Rinoplasti ameliyatları kesinlikle ağrılı değildir. Sonuçta cerrahi yapıyoruz ve illa ki bir ağrı olacak. Ama burnunda çok ağır bir ağrı olduğunu söyleyen hiç hasta görmedik. Paracetamol dediğimiz ilaçlarla hastalarımızın ağrısı hafifleyebiliyor. Ekstra ağrı kesicilere gerek kalmadan 7-10 günlük süreci tamalayabiliyorlar. Biz ameliyat sırasında da ağrı kesici verdiğimiz için hastalarımıza ameliyat sonrası dönemde hem serviste hem de evlerinde hastalarımızın ağrısı olmuyor. Hatta başka bölgelerden kıkırdak aldığımız hastalarımız, kıkırdak alınan bölgede ağrı hissediyorlar. Burunlarında yine ağrı hissetmiyorlar. 

‘ARTIK SİLİKON TAMPONLAR KULLANIYORUZ’ 

Ben asistanken de gazlı tamponlar kullanırdık. Ama şu anda o tamponları kullanmıyoruz. Onlardan hastalarımız rahatsız olurlardı, çıkarırken de rahatsız olurlardı. Şimdi slikon tamponlar kullanıyoruz. Hem koyması hem de çıkartması kolay. Biz tamponu çekmiş oluyoruz, bazı hastalarımız farkına bile varmıyorlar. Daha iyi yapışması ve oturması için genelde 7 gün kadar tutuyoruz. 3 günde de alınabilir aslında, ama 7 günde alınan tamponlarda burnun açtığımız alanları daha iyi oturuyor. Erken alınanlarda hem ödem geç sonlanıyor hem de oturması burnun uzun sürebiliyor. Bu ameliyatı tamponsuz yaptığımız hastalarımız da oldu. Yine burada iyileşme süreci tamponsuz yapılan hastalarda çok uzuyor. Tamponun buradaki görevi hem kanamayı azaltsın hem de dokuları iyileştirmesi. Alçı da aynı şekilde. Ölü boşluk kalmasın diye alçı kullanılıyor. Eskiden ortopedi alçıları kullanırdık. Hazır alçılar yoktu o zamanlar. Şimdi hazır alçılar var. Şekillendirip burun üstüne yapıştırıyoruz. 7 gün içinde çekiliyor. Sonra bir hafta kadar bandaj yapılıyor ve ardından bir şey yapmaya gerek kalmıyor. Hastalarımız ameliyat sonrası genelde 1 gece yatıyor ve sabahına taburcu ediyoruz. 1 günden fazla yatırdığımız hasta sayısı çok nadir. Aynı gün de taburcu edilebilir ama genel anestezi aldığı için ve ameliyat da 2-4 saat arasında sürdüğü için 1 gece yatırmak uygun oluyor. Genelde 10’;uncu günden sonra hastalarımız tamamen işlerine dönebiliyorlar. Tabii hastaya ne zaman yüzmesi gerektiğini, ne zaman güneşlenmesi gerektiğini ve buna benzer uygulaması gereken detayları anlatıyoruz. Ama sosyal hayata ve işe dönme 10 günü geçmiyor. 

‘HALK ARASINDA SAMAN NEZLESİ OLARAK DA BİLİNİYOR’ 

Alerjik rinit, alerjenlerin burun mukozasına temas etmesi sonucu kişide burun akıntısı ve kaşıntısı, gözlerde sulanma, hapşırma, damak kaşıntısı, yorgunluk gibi şikayetlere neden olmasıdır. Bize daha çok hastalarımız bu saydığımız semptomlarla geliyorlar. Ama daha farklı zarar görmüş şekilde hastalarımız da olabiliyor. Halk arasında saman nezlesi olarak da bilinir. Hastamız polikliniğe geldiğinde şikayetlerini analiz edip  fizik muayenesine alıyoruz. Burun içinde alerjiyi destekleyen bulgular var mı buna bakıyoruz. Daha da detaylandırmak gerekirse kan tahlili istenebilir. Deri alerjen testi istediğimiz hastalarımız da var. Genellikle ardından kombine bir şekilde birleştirip tanıyı netleştiriyoruz. 

‘TEDAVİ OLUNMAZSA SONUÇLAR DOĞURABİLİR’ 

Alerjik rinitte alerjenin ne olduğunu tespit etmek çok önemli. Deri testi bize burada yol gösterecektir. Eğer alerjeni tespit edersek ilk yapılması gereken bundan kaçınmaktır. En önemli parametre alerjenden uzak durmak. Bu mümkün olmadığında ek tedaviler de veriyoruz. Korunmanın yanında ilaç tedavisi ve burun içinden direkt verilen ilaçlarımız var. Bir de halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen tedavi uygulanabiliyor. Aşı tedavisi ya polene karşı ya da ev tozu akarına karşı yapılabilir. Damla, sprey şeklinde dil altına verilebiliyor ya da cilt altına yapılabiliyor. Bütün basamakları atlayıp hemen aşı tedavisine gitmiyoruz. Alerjin rinit hastanın sosyal hayatını çok değiştirir. Bunun yanında tedavi olmazsa beraberinde viddi bir ödeme bağlı apne ve burun tıkanıklığı gelişebilir. Kulağı etkileyen olaylar söz konusu olabilir. Burun içinde et büyümesine neden olabilir. Sinüzit gelişebilir. Bunlar en olası ihtimaller. Tedavi olmazsa hasta buna astım da eşlik edebiliyor.” (Gülşah ANAK)

Kaynak: Haber Merkezi