BU köşenin hikayesi birkaç gün önce, elimde bir bardak çay ile denize karşı oturuyorken çalan telefon ile başladı. Telefonun diğer ucundaki Yeni Alanya Politika Editörü Alper Kutay, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan...
BU
köşenin hikayesi birkaç gün önce, elimde bir bardak çay ile denize karşı oturuyorken çalan telefon ile başladı.
Telefonun diğer ucundaki Yeni Alanya Politika Editörü Alper Kutay, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Vekili ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Sayın Mehmet Ali Dim'in, farklı siyasi partilerin genç yöneticilerine gazetede "konuk yazar" olarak yer verme önerisini her zamanki kendine has üslubu ile anlatmaktaydı.
Sözünü tamamladı, ardından “Ne dersin?” diye sordu.
Ses tonundan, gayet güzel bir projeyi hayata geçirecek olmaktan duyduğu memnuniyeti hissetmemek mümkün değildi.
O da bendeki heyecanı hissetmiş olmalıydı, çünkü kısa bir duraklamadan sonra diyebildiğim şey, “Görülmemiş bir vizyon” olmuştu.
Bu, kişisel bir heyecan değildi, daha ziyade ülkemizin içinde bulunduğu zor durumlar karşısındaki yegane çözüm olan ve CHP’nin ısrarla durduğu “Tam Demokrasi” yolundaki önemli bir adımın heyecanıydı.
Diyalog kurarak, irdeleyerek, kutuplaşmadan sorgulayarak ve neticesinde ortak noktayı bularak, fikirleri özgürce ifade ederek konuşan bir şehir olmak, en çok da Alanya'mıza yakışacaktı.
Yaklaşık 10 dakikalık bir dilimde yaşadıklarımın yansımasını anlattım az önce.
Bundan sonraki bölümlerde ise Alanya’nın yansımalarını, yani başlıkta olduğu gibi Alanya-nsımaları anlatacağım.
Öyle ki, Alanya’dan yansıyanlar her politikacının dikkat etmesi gereken çok önemli bilgileri içeriyor, adeta siyasal bir hazine barındırıyor.
Tarihi geçmişi, kültürel yapısı, hem kırsal hem kentsel varlığı, tarım ve turizmin iç içe etkinliği, göç alması, büyümesi derken; artık Türkiye’ye birçok konuda öncülük edebilecek ve ülke genelini yansıtabilecek birçok bilgi, politikacıların kendisini keşfetmesini bekliyor.
Ülkenin genelini etkileyen politik hareket ve dönüşümler Alanya’da kolaylıkla gözlemlenebilip değerlendirilebiliyor.
Ve en önemli yanı, Alanya tüm bunları yaparken, işi hiçbir zaman şiddet gösterisine dönüştürmemeyi, saygılı ve hoşgörülü olmayı başarmasını biliyor, birbirine saygılı insanları sayesinde bilgi kirliliğinden arınmanın yollarını da buluyor.
Örneğin, çocuğun cinsel istismarına ilişkin bir önceki günün gece yarısında ansızın TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen değişiklik teklifi, Alanya halkınca sadece sosyal medyada değil, meydanlarda, sokaklarda, işyerlerinde de aynı hızla tartışılıyor.
Bir siyasal parti önderliği olmaksızın Atatürk Anıtı önünde buluşmak için sözleşiliyor ve önemli mesajları politikacıların bilgisine sunuyor.
Halkın büyük önem verdiği çocuk ve ahlak konusunda vicdanları zorlayan düzenlemeye karşı tepki, tüm bilgi kirliliğine rağmen olgun bir şekilde ortaya çıkıyor.
Aynı şekilde, tanıdığım bir esnaf ondan alışveriş yaparken "Yüzde 86 oy alan rektör adayı varmış, atanmamış, nedir bu olay?” diye sorabiliyor.
Aslında durumun ne olduğunu kendisi de çok iyi biliyor, yalnızca “benim bundan haberim var, bilgin olsun” mesajı veriyor.
İşte bu yüzden, Türkiye’ye yayılacak bir demokrasi, ilerleme ve insanlık hareketinin Alanya’dan başlamaması için hiçbir neden yok.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genç bir yöneticisi olarak, genç siyasetçilere bir "köşe" teslim edecek kadar güvenen ve değer veren vizyonu alkışlıyor, bir kez daha Mehmet Ali Bey başta olmak üzere bu vizyonu sahiplenen tüm basın emekçisi dostlarıma teşekkür ediyorum.
Bu ve benzeri siyasal vizyonların Alanya’nın İl olma süreci başta olmak üzere, kültürel ve ekonomik varlığına da büyük katkı yapacağına eminim.
Bu girişten sonra, önümüzdeki haftalarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel ve yerel (sosyal demokrat belediyecilik) politikalarının Alanya'mıza nasıl bir fayda sağlayabileceğini birlikte konuşmak üzere şimdilik veda ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.