VAKIFLAR Genel Müdürlüğü'nün

VAKIFLAR

Genel Müdürlüğü'nün "Üniversite kurmak isteyen vakıflar en az 50 milyon TL'lik teminat mektubu getirmek veya kasalarında o kadar nakit para olduğunu belgelemek zorundadır" şartına rağmen...

Kuruluş aşamasında işyeri açılışlarından gelecek 3-5 bin TL'lik bağışlara bel bağlayan/bağlatılan Alanya Hamdullah Emin Paşa (AHEP) Üniversitesi'nin, kasasında hepi topu 3-5 milyon TL olmasına karşın ve bu olmazsa olmaz kurala rağmen nasıl olup da hem Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden, hem YÖK'ten, hem de TBMM'den onay alıp kurulduğu hep tartışıldı, halen de kapalı kapılar ardında tartışılmaya devam etmektedir.


***

Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun büyük katkıları sonucu geçtiğimiz aylarda vücut bulan "Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi"nin Ankara destekli bir Devlet Baba projesi olduğu gerçeğinden hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Alanya'nın, Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük projesi AHEP'tir. Çünkü fikir babaları Alanyalıdır, projesi tamamen Alanya'da hazırlanmıştır, başta Alaaddinoğlu Ailesi olmak üzere çok sayıda hayırsever Alanyalının maddi destekleriyle hayata geçirilmiştir, ancak ne yazık ki aylık 500 bin TL'ye varan masrafları nedeniyle mali açıdan dipsiz bir kuyu olduğu geç fark edilmiştir.


***

Mevcut Isparta Vali Yardımcısı ve dönemin Alanya Kaymakamı Erhan Özdemir ile birlikte en başından beri AHEP'in mali açıdan ayakta kalmasını sağlayan isim olan işadamı Kemal Atlı, HEP Vakfı ile olan AHEP ilişkisini bakın hangi sözlerle anlatıyor.


***

"Benim vakıf yönetimine son teklifim şuydu. 12 dönüm arazi ve 19 dönüm 1. derece sit alanı arazisi 14 sene erken iade edilecekti. 12 dönüm satılıp 20-25 milyon TL gelir elde edilecekti. Benden 1 milyon TL daha alıp rakamı 6 milyon TL yapacaklardı. Normalde 14 sene için ödemem gereken kiraya, senelik 500 bin TL zam yapıp 7 milyon TL fazladan ödeyecektim ve normal sürenin bitiminden itibaren 11 yıl uzatma için senelik 1 milyon TL verecektim. Şimdi peşin aldıkları paralar faizi ile birlikte zaten 20 milyon TL yapıyor. Ama vakıf yönetimi daha fazla para vermek zorunda olduğumu söyleyince ve AHEP'in geleceğini karanlık görünce tekliflerim kabul edilmedi, bunun üzerine ben de geri çekildim."


***

Bu aşamada şu gerçeğin altını çizmekte yarar var.

Mali açıdan sıkıntılı günler yaşayan AHEP'in göz göre göre batışına ne bu şehrin yöneticileri, ne de AHEP gibi bir değere az veya çok, mali açıdan tam destek veren Alanya halkı izin vermemelidir.

Neden?

Çünkü, çok değil, bundan 5-10 sene önce şaşalı tanıtım ve törenlerle hayata geçirilen, "Alanya'nın öz değerleri" olarak pazarlanan ALMAR ve DEMAŞ gibi yeni bir batıkproje, Alanya'nın sosyoekonomik hafızasını daha da köreltecektir ve Alanya'nın dinamikleri uzun yıllar bir daha bu gibi dev projelerde bir araya gelmek istemeyecektir.


***

Buna mukabil...

Türkiye'de şimdiye kadar hiçbir vakıf üniversitesi batırılmamış ve devlete devri yapılmamıştır.

Ancak ne yazık ki üniversite konusunda ilklerin şehri konumundaki Alanya, bu konuda da Türkiye'de bir ilk olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Hem de ulusal ve uluslararası düzeyde proje üretebilen ve yüzde 91 doluluk yüzdesi ile de başarısını ispat eden bir üniversiteyi yolun sonuna getirerek...

"AHEP'le birleşecek" haberleriyle bile öğrenci tercihleri sırasında AHEP'i neredeyse yüzde 100 kapasiteye ulaştıran Bahçeşehir Üniversitesi'nin AHEP'e olan "işbirliği" teklifi bu nedenle oldukça önemlidir.

Nitekim daha önce Doğuş Üniversitesi, yine başka bir vakıf üniversitesi olan Beykent Üniversitesi ile işbirliğine gitmiştir.

AHEP, Bahçeşehir ile işbirliğine gittiği takdirde yaratılacak güç birliği ile Bahçeşehir'in tecrübe ve imkanları sayesinde çok kısa bir sürede uluslararası öğrencilerin yoğunluklu olduğu 10 bin öğrenci kapasitesine ulaşabilecek ve Alanya'nın önemli bir üniversite markası oluşturma konusunda önünü açabilecektir.


***

İddia edildiği gibi üniversite veya vakıf mallarının üzerine konma veya peşkeş çekilmesi gibi bir mevzu da söz konusu değildir.

Çünkü AHEP Mütevelli Heyeti, ilgili mevzuat gereği AHEP'in kaynaklarını yine üniversite için kullanmakla mükelleftir. Aksine, battığı takdirde mal varlığı tümüyle devlete geçecektir.

Diğer senaryoda ise akademik kadrosu maaş alamadığı için hızla eriyen ve yeni öğretim üyesi alamaz duruma düşen bir üniversitenin ciddi yasal yaptırımlara maruz kalabileceği de kaçınılmazdır.


***

Sadece YÖK soruşturması ile değil, kalitesine ve öğretim kadrosuna güvenerek çocuklarının geleceği için AHEP'e kaydettiren veliler de bu durumda yasal yollara başvurarak tazminat talebinde bulunabilecektir.

AHEP'in devlet üniversitesine devri halinde hem üniversite mal varlıkları devlete geçecek, hem de bürokratik yapısı ile mevcut ve alınacak kaliteli akademik kadro korunamayacağı için AHEP'in şehre sağlayacağı ulusal ve uluslararası birçok önemli proje verimsiz kalacaktır.


***

(

YARIN:

Bahçeşehir Üniversitesi'nin teklifinin içeriğinde neler vardı? İyi niyetli yaklaşımlara rağmen işbirliği teklifleri neden geri çevrildi? AHEP'i zora sokan istifalar nasıl başladı, nereye doğru evriliyor?)