İDDİA odur ki, Türkiye'nin en büyük gazetelerinden birinde, akşam haber/manşet toplantısı sırasında editörler

İDDİA

odur ki, Türkiye'nin en büyük gazetelerinden birinde, akşam haber/manşet toplantısı sırasında editörler "Yarına hangi haberi manşete taşıyalım?" sorusunda kilitlenip kalırmış, bir kaç haber üzerinde yoğunlaşıp okuyucuyu cezbedecek bir başlıkla manşeti belirlerlermiş.

Bu arada gazetenin Genel Yayın Yönetmeni sayfayı baskıya göndermeden önce, o sırada odaya girip çıkan, boş çay kahve bardaklarını alıp yerlerine yenilerini koyan çaycıyı yanına çağırır, "Şu manşet haberi oku bakalım. Anladıklarını bize de anlat" dermiş.

Eğer çaycı o haberi okuyup anlatabilirse gazete baskıya gider, anlamadıysa ya başlık ya da içerik o çaycının anlayabileceği şekle dönüştürülür, baskıya yeni haliyle gönderilirmiş.

Kısacası, gazetecinin görevi, bir haberi yazarken profesöre olduğu kadar çaycıya da hitap etmesini sağlamaktır.

Peki, ülke olarak 24 Haziran'a doğru seyir halindeyken, cumhurbaşkanı adaylarının birbirine salvo yapmasından fırsat kalmadığından olsa gerek, 24 Haziran'dan sonra Türkiye'de neler değişecek, bu soruya da bizim anladığımız şekliyle yanıt verelim.

Lütfen yanlışımız varsa arayıp düzeltin.

27. Yasama Dönemi, yani 24 Haziran'daki Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri'nden bir gün sonra ülkede neler değişecek?

İşte, sade vatandaş olarak benim bildiklerim, anlayabildiklerim.

Bir kere, genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, cumhurbaşkanı seçilecek.

Yani yüzde 51'i cebine koyan ya mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi Beştepe'ye, ya da Muharrem İnce gibi Çankaya'ya gidip oturacak.

İlk oylamada yüzde 51 sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci Pazar günü ikinci oylama yapılacak.

Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilecek.

Birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanı'nın göreve başladığı tarihte yürürlüğe girecek değişikliklere göre, yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılacak ve yerine getirilecek.

Cumhurbaşkanı "devletin başı" olacak.

Yani bundan sonra o makamda oturan kişiye "Devlet Başkanı" hitabıyla seslenilecek.

Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı'na ait olacak.

Cumhurbaşkanı, "Devlet Başkanı" sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, ayrıca Anayasa'nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin edecek.

Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapacak.

Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla "Cumhurbaşkanı Yardımcısı" atayabilecek.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanacak ve görevden alınacak.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içecek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı veya Bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erecek.

Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen 600 milletvekilinden oluşacak.

Bunlar su yüzeyinde olan, sade vatandaşın bilebildikleri.

Bunların dışında Devlet Başkanı'na tanınan daha yüzlerce imtiyaz olduğu ifade ediliyor.

Ancak ne yazık ki gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında birbirlerine laf yarıştıran, 24 Haziran sonrasını değil, geçmişi sorgulayan Cumhurbaşkanı adaylarının atışmaları yüzünden 24 Haziran sonrası bizi neler bekliyor, bilmiyoruz.

"Falanca partinin internet sitesinde yazıyor, açıp bakarsın" demek kolay.

İnternete erişimi olmayan, belki buna vakti olmayan, ya da aklına gelmeyen, seçimi ülkenin kader oylaması gibi değil, haftalık futbol maçı gibi algılayan, "sizin takım", "bizim takım" seviyesine indirgeyen, ne geçmişi ne de geleceği sorgulamayan milyonlarca insanın yaşadığı bir coğrafyada, 24 Haziran sonrası bizi nelerin beklediğini eli kalem tutan sade bir vatandaş olarak inanın ben de tam manasıyla bilmiyorum.

Bildiğim bir tek şey var.

O da şudur.

16 milletvekilin olacağına, bir Bakan'ın olsun yeter.

Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Alanya için yaptıkları ortada.

Tek temennimiz, Sayın Bakan'ın yeni dönemde de Kabine'de yer bulması ve Alanya için hizmetlerine devam etmesidir.