Osmanlı döneminde Türkler yani Anadolu insanı, hep hakir görülmüş, sadece savaştan savaşa en ön saflara sürülmüşlerdir! Osmanlı'nın çöküş sürecinde, Türklük öne çıkarılarak, Milli Mücadele'nin altyapısı oluşturulmuştur....
Osmanlı döneminde Türkler yani Anadolu insanı, hep hakir görülmüş, sadece savaştan savaşa en ön saflara sürülmüşlerdir!
Osmanlı’nın çöküş sürecinde, Türklük öne çıkarılarak, Milli Mücadele’nin altyapısı oluşturulmuştur.
Anadolu topraklarında, çevre ülkelerden, çok farklı etnik kökenden gelme insanlar var.
Birinci Dünya Savaşı döneminde komşu ülkelerdeki rejim muhalifleri Türkiye’ye akın etti.
Bunlar dinamik aynı zamanda uyanık insanlardı.
Türkler ise, örgütsüz, devlet deneyimi olmayan, ticaretten ve sanattan nasibini alamamış garibanlardı.
Okuma yazma bile bilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı.
Milli Mücadele boyunca da, Anadolu insanı vatan ve millet için hayatını ortaya koyarken, dışarıdan gelmeler, bu hareket içinde yer alıp, en ön safları tutma becerisini gösterdiler.
Osmanlı döneminin devşirmeleri yerine, bu sefer de, özünde Türk olmadıkları halde, Türkçülük adına, başrol oyunculuğuna soyunmuş yepyeni bir yapılanma ortaya çıktı.
Bu kesimler, her anlamda çok iyi örgütlendi.
Türkiye’yi Cumhuriyet döneminde de, perde arkasından, şu ya da bu biçimde yönetme becerisini gösterdiler.
Tabii ki bunların içinde çok iyi niyetli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını benimseyip, doğduğu yeri değil doyduğu yeri vatan olarak kabul edip, bu ülkeye hizmet eden, her tür kutuplaşmaya karşı çıkan unsurlar da var.
Belli bir genelleme içine girerek, bunların da hakkını yememek lazım.
Son yıllarda, Anadolu insanı, her alanda başarıdan başarıya koşup, ülke yönetimine de damgasını vurmaya başlayınca, bu uyanıklar rahatsız olmaya başlayıp, bu gelişim ve değişimin önünü kesmek için ittihatçı ve darbeci geleneğe sarılmaya başladı.
Bugün, Türk ordusunun siyaset dışı kalarak, asli görevine dönmesi çabalarına en büyük tepkiyi bunlar göstermekte.
Hem de bunu Atatürkçülük adına yapıyorlar.
Halbuki büyük Atatürk bu konuda ne diyor:
“Bir ordunun cevheri ne olursa olsun siyasete karışırsa birlikte hareket ve savaşma kabiliyetini esasından kaybeder. Ve vatanın müdafaa gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun karışmadan önceki disiplinli ve savaşma kabiliyetini yeniden kazanabilmesi için çok zaman ister.”
Atatürk’ün bu veciz ve anlamlı sözünü defalarca yazmama rağmen, anlamazdan gelenler çoğunlukta!
Bunların Atatürk’le, Türklükle, bu ülkenin ve bu ülke insanının kalkınmasıyla falan bir ilgileri yok.
Bunlar, elde ettikleri rantları korumaktan başka bir şey düşünmüyorlar.
Bunlar, kurtuluş savaşının bir anlamda miras yedileri!
Şunu net bir biçimde söyleyebilirim.
Türkiye’de siyasi anlamda Türklük adına MHP ve Ülkücü yapılanma var ama, diğer can alıcı alanlarda, etnik anlamda, en örgütsüz güç biz Türkleriz.