Türkiye’nin mevcut yapı stokuna ilişkin yeni bir uyarı geldi. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, yaklaşık 6 milyon konutun risk havuzunda değerlendirildiğini belirterek bu yapılarda ön inceleme, risk analizi ve gerekli durumlarda deprem performans analizi yapılması çağrısında bulundu.
ÖZELLİKLE 1980-2000 ARASI YAPILARA İŞARET ETTİ
Çak’a göre bir binanın yaşı tek başına deprem güvenliği konusunda kesin hüküm vermek için yeterli değil. Ancak özellikle 1980-2000 yılları arasında inşa edilen çok katlı yapıların ayrıntılı biçimde ele alınması gerekiyor. 1998 Deprem Yönetmeliği öncesinde yapılan, beton üretim ve döküm koşulları yetersiz olabilecek ya da ağır çıkmalara sahip binalar öncelikli inceleme grubunda değerlendirilebilecek yapılar arasında gösteriliyor.
TÜİK'in 2021 Bina ve Konut Nitelikleri Araştırması da Türkiye'deki hanelerin önemli bölümünün eski yapılarda yaşadığını ortaya koyuyor. Resmi araştırmaya göre hanehalklarının yüzde 30,9'u 1981-2000 arasında, yüzde 12,6'sı ise 1980 ve öncesinde inşa edilmiş binalarda ikamet ediyordu. Buna karşılık 2001 ve sonrasında yapılan binalarda yaşayanların oranı yüzde 47,4 olarak hesaplandı.
ÖNCE TARAMA, ARDINDAN PERFORMANS ANALİZİ
Çak, risk havuzuna giren her yapının doğrudan “riskli bina” olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı. Önerilen yöntemde önce binanın mevcut durumu ve taşıyıcı sistemi inceleniyor. Gerek görülmesi halinde betondan karot alınması ve donatıların özelliklerini belirlemeye yönelik ölçümler yapılıyor. Elde edilen veriler kullanılarak yapının bilgisayar modeli oluşturuluyor ve deprem etkisi altındaki performansı mühendislik hesaplarıyla değerlendiriliyor.
Analiz sonucunda yetersiz olduğu belirlenen binalar için güçlendirme seçeneği gündeme gelebiliyor. Güçlendirmenin teknik veya ekonomik açıdan uygun olmadığı yapılarda ise yıkılıp yeniden inşa seçeneğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Riskli yapıların aynı bölgede yoğunlaşması halinde tek tek binalar yerine ada veya mahalle ölçeğinde dönüşüm uygulanması da öneriler arasında.
RESMİ VERİLER ESKİ YAPI STOKUNUN BOYUTUNU GÖSTERİYOR
TÜİK'in 2021 verilerinde hanehalklarının ikamet ettiği yaklaşık 25,3 milyon konut bulunuyordu. Bunların yaklaşık 7,8 milyonu 1981-2000, 3,2 milyonu ise 1980 ve öncesinde yapılmış binalardaydı. Bu rakamlar tek başına söz konusu konutların depreme dayanıksız olduğu anlamına gelmiyor; yapının güvenliği zemin özellikleri, taşıyıcı sistem, malzeme kalitesi, proje ve uygulama koşulları ile sonradan yapılan müdahaleler gibi çok sayıda unsurun birlikte incelenmesini gerektiriyor.
İMO Adana Şube Başkanı Çak, son yıllarda inşa edilen konutların da hesaba katılmasıyla Türkiye genelindeki toplam konut sayısını yaklaşık 36 milyon, aktif kullanılan konut sayısını ise yaklaşık 26 milyon olarak ifade etti. Çak'ın verdiği yaklaşık 6 milyonluk rakam ise tek tek yapılmış kesin riskli bina tespitini değil, ayrıntılı incelemeye ihtiyaç duyduğu değerlendirilen geniş bir risk havuzunu ifade ediyor.
ALANYA'DA DA YAPI STOKU İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILMIŞTI
Türkiye genelindeki tartışmanın Alanya açısından da karşılığı bulunuyor. Alanya Belediyesi, Nisan 2025'te mevcut yapı stokunu, kent dokusunu ve olası riskleri analiz etmek amacıyla Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlıklarına başladığını açıklamıştı. Çalışma kapsamında kentin havadan görüntülenmesi, mevcut yapılaşmanın belirlenmesi ve riskli alanların tespitine yönelik verilerin oluşturulması planlandı.
Alanya Belediyesi'nin 2025 faaliyet hedeflerinde de kenti olası afetlere hazırlamak, kentsel dönüşüm hizmetlerini geliştirmek ve eskimiş yapı stokunu yenilemek başlıkları yer aldı. Böylece ülke genelinde gündeme getirilen yapı envanteri ve risk önceliklendirmesi ihtiyacı, Alanya'da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının da temel başlıklarından biri haline geldi.




