Yıllardır konuşulur durur

Yıllardır konuşulur durur "kaliteli turist, kaliteli turist" diye...
Nedir bu kaliteli turist? ISO-9001 kalite kontrol belgesiyle kalitesi kanıtlanmış turist mi?
Alanya jargonuna göre kaliteli turist "alışveriş yapan turist" demek.
Yoksa kültürlü, görgülü turist demek değil, eğer bir turist alışveriş yapıyorsa otomatik olarak "kaliteli turist" diye damgalanıyor.
Peki acaba bizim dükkanlarımız kaliteli mi? Esnafımız kaliteli mi? Neredeyse hiç alışveriş yapılmamasının "kaliteli turist" gelmemesinden başka sebepleri olamaz mı?
Belki de nice kaliteli turisti kaçırıyoruz farkında olmadan? Nereden biliyoruz ki?
Acaba bu "kaliteli turist"ler bizim dükkanlarımızdan alışveriş eder mi?
Asıl sorulması gereken soru bu işte.
Kaç kere buradan yazdım, kaç kere belirttim "dükkanlarımızda yeterli çeşitlilik yok, esnaflarımız turistin arkasından küfrediyor" diye.
Evet, 2011 yılında hala turistin arkasından küfreden esnaf tipi Alanya'da revaçta. Zaten turistin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği, sadece elindeki malı "dalavere" ile satmaya çalıştığı yüzünden o kadar belli oluyor ki bu tür esnafın, turistler bir kaç dakika sonra çıkıyorlar oradan.
Arkasından küfretmekle kalsalar yine iyi, yanında eşi olan kadına sarkıntılık edenler mi dersiniz, yoksa malı normalde sattığından beş katı pahalıya satmaya çalışan mı, her türlüsü var.
Allahaşkına, etraf kaliteli turistle dolsa bile siz kaliteli turiste ne sunabileceksiniz ki? Zaten her yerde aynı mallar, daima "dalavere" yapmaya çalışan ve güven vermeyen bazı esnaf, aynı tipte dükkanların yan yana dizilmesi... Alanya yıllardır arzuladığı "kaliteli turist"e ne sunabilecek acaba, gerçekten merak ediyorum.

VE UNUTULACAK

Evet, birincisinin ardından gelen ikinci Van depremi de yavaş yavaş unutulacak.
Depremi unutmanın en kötü tarafı depremin getirdiklerini unutmaktır.
Depremin getirdiği hasarı unutmak demek, yapıların tekrar dere kumuyla yapılmaya başlanması anlamına gelir.
Türkiye başına gelenlerden ders almayan bir ülke, bunu hepimiz biliyoruz. Şu anda gözümüzü boyamak için depreme yönelik her önlemi alıyormuş gibi gösteriyorlar ancak biliyoruz ki bunların hiçbirisi uzun soluklu önlemler değil.
Daha önümüzde bir İstanbul depremi var üstelik...
Türkiye ne zaman akıllanacak? Ne zaman okullarda düzenli deprem eğitimi verilmeye başlanacak? Ne zaman binaların depreme olan dayanıklılığı adam gibi test edilmeye başlanacak?
Ben size söyleyeyim: Hiç bir zaman.
Bir değil, iki değil aynı büyüklüklerde beş deprem daha olsa Türkiye akıllanmaz, gerçek bu.
Ta ki bir sonraki büyük deprem vurana kadar. Onun ardından da bir süre akıllanmış gibi yaparız, ta ki bir dahaki depreme kadar.
Çünkü Türkiye "idare etme" ülkesidir. "Geçiştirme" ülkesidir. Problem çözme ülkesi değildir.