Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Belcik köyünde çiftçilik yapan 32 yaşındaki Aziz Kaya, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Evli ve iki çocuk babası Kaya’nın vücuduna yaklaşık 20 gün önce kene tutunduğu, bir süre sonra yüksek ateş, kusma ve halsizlik şikâyetlerinin başladığı bildirildi.
Durumunun ağırlaşması üzerine Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Kaya, anestezi ve yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Günler süren tedaviye rağmen kurtarılamayan Kaya’nın cenazesi, hastanedeki işlemlerin ardından ailesine teslim edilerek Belcik köyüne götürüldü.
HASTANEDE KKKA NEDENİYLE ÖLENLERİN SAYISI 13’E YÜKSELDİ
Aziz Kaya’nın ölümüyle birlikte, Sivas ve çevre illerden sevk edilen hastalar dahil Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu yıl KKKA nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 13’e yükseldi. Sivas’ın yanı sıra Tokat gibi çevre illerden de hastaların merkeze sevk edilmesi nedeniyle bu sayı yalnızca Sivas’ta yaşayan kişilerden oluşmuyor.
SİVAS, KKKA VAKALARININ GÖRÜLDÜĞÜ BÖLGELER ARASINDA
Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının yayımladığı bilgilere göre Sivas; Tokat, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan ve Bayburt ile birlikte KKKA’nın endemik olarak görüldüğü iller arasında bulunuyor. Hastalık özellikle kenelerin aktif olduğu ilkbahar ve yaz aylarında daha fazla gündeme geliyor. Tarla, bağ, bahçe ve meralarda çalışanlar ile hayvancılıkla uğraşanlar, doğayla temasın yoğun olması nedeniyle korunma tedbirlerine daha fazla ihtiyaç duyuyor.
KKKA, virüsü taşıyan kenelerin insan vücuduna tutunmasının yanı sıra enfekte hayvanların veya hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucunda da bulaşabiliyor. Hayvanlarda enfeksiyon belirti vermeden seyredebildiği için sağlıklı görünen hayvanların kanı, dokusu ve vücut sıvılarıyla çıplak elle temastan kaçınılması gerekiyor.
ATEŞ, HALSİZLİK VE KAS AĞRISIYLA BAŞLAYABİLİYOR
KKKA’nın ilk belirtileri başka enfeksiyonlarla karıştırılabilecek şekilde başlayabiliyor. Sağlık Bakanlığının bilgilendirmelerinde ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ve kas ağrısı, bulantı, kusma ve ishal hastalığın belirtileri arasında sıralanıyor. Ağır vakalarda ise kanama görülebiliyor. Kene tutunmasının ardından belirtiler çoğunlukla birkaç gün içinde ortaya çıksa da kişilerin 10 gün boyunca kendilerini takip etmeleri isteniyor.
KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün yaklaşımına göre vücuda tutunan kenenin mümkün olan en kısa sürede uzaklaştırılması gerekiyor. Keneye çıplak elle dokunulmaması, vücuda en yakın bölümünden uygun bir malzemeyle tutulup ezilmeden çıkarılması öneriliyor. Kişi bunu yapamıyorsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Kenenin üzerine sigara basılması, kolonya, alkol, gaz yağı veya benzeri maddelerin dökülmesi ise önerilmiyor.
Kene çıkarıldıktan sonra tutunduğu bölgenin temizlenmesi ve kişinin 10 gün boyunca sağlık durumunu izlemesi gerekiyor. Bu süre içerisinde ateş, yoğun halsizlik, kas veya baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ya da kanama gibi şikâyetlerden biri ortaya çıkarsa sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sağlık Bakanlığının sağlık kuruluşları için hazırladığı algoritmada da hastanın şikâyetleriyle birlikte kan değerlerinin değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda üst basamak sağlık kuruluşuna sevk edilmesi öngörülüyor.
TARLA VE MERADA ÇALIŞANLAR İÇİN KORUNMA ÖNEMLİ
KKKA açısından riskli bölgelerde tarım ve hayvancılık faaliyetleri günlük yaşamın bir parçası olduğu için korunma önlemleri özellikle kırsalda önem taşıyor. Tarla, bağ, bahçe, mera, ormanlık alan veya piknik alanlarına giderken vücudu örten giysilerin kullanılması, pantolon paçalarının çorapların içine alınması ve kenelerin kolay fark edilebilmesi için açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi öneriliyor.
Riskli alanlardan eve dönüldüğünde yalnızca görünen bölgelerin değil; kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkası dahil bütün vücudun kontrol edilmesi gerekiyor. Çocukların da aynı şekilde kontrol edilmesi öneriliyor. KKKA’ya karşı korunmada temel yaklaşım, kene temasını mümkün olduğunca engellemek, tutunan keneyi erken fark etmek ve temas sonrasında ortaya çıkabilecek belirtileri gecikmeden sağlık kuruluşuna bildirmek olarak öne çıkıyor.



