Kanal İstanbul projesi kapsamında Sazlıbosna Baraj Göleti'nin iki yakasını birbirine bağlayacak köprüde çalışmalar gündüz ve gece devam ediyor. Havadan görüntülenen şantiyede köprü ayakları ve çelik tabliyelerin yanı sıra Sazlıbosna'dan Küçükçekmece Gölü ve Marmara Denizi yönüne uzanan koridor da öne çıkıyor. İnşaatın en kritik aşamalarından biri olan tabliye montajında, toplam 17 ana tabliyeden 11'incisinin montaj aşamasına gelindiği belirtiliyor.
YÜZLERCE TONLUK TABLİYELER HASSAS BİR OPERASYONLA KALDIRILIYOR
Köprünün ana gövdesini oluşturacak dev çelik parçaların yerlerine alınması, inşaatın teknik açıdan en hassas bölümleri arasında bulunuyor. Projede görev yapan Sancak Operatörü Berkay Mutlay'ın verdiği bilgiye göre her bir ana tabliyenin ağırlığı 250 ile 252 ton arasında değişiyor. Ana açıklık ve yan açıklık tarafındaki tabliyelerin karşılıklı kaldırılması sırasında köprü üzerinde yaklaşık 500 tonluk yükün dengeli biçimde yönetilmesi gerekiyor. Bu nedenle kaldırma işlemi yalnızca ağır yük taşımacılığı değil, aynı zamanda yapının geometrisinin ve yük dağılımının sürekli kontrol edildiği bir mühendislik operasyonu niteliği taşıyor.
Tabliyelerin yükseltilmesinde Strandjack olarak bilinen hidrolik kaldırma sistemlerinden yararlanılıyor. Bu tür sistemler, çok ağır yapı elemanlarının kontrollü ve düşük hızlarda hareket ettirilmesine imkân verdiği için büyük köprüler, endüstriyel tesisler ve benzeri ağır mühendislik projelerinde kullanılabiliyor. Sazlıbosna'daki çalışmalarda da tabliye hedef seviyeye ulaştığında operasyon tamamlanmış sayılmıyor; harita mühendisleri lazerli ölçüm sistemleriyle çelik parçanın konumunu kontrol ediyor. Yaklaşık bir gün sürebilen hassas yerleştirme sürecinin ardından tabliye nihai noktasına oturtularak bağlantı aşamasına geçiliyor.
MONTAJIN BİR DİĞER KRİTİK AŞAMASI CIVATALAMA
Tabliyelerin doğru konuma getirilmesinin ardından çelik elemanların birbirine bağlanması gerekiyor. Proje ekibinin aktardığı bilgilere göre bu aşamadaki cıvatalama işlemi yaklaşık 12 ila 13 saat sürüyor. Büyük açıklıklı çelik köprülerde bağlantı noktaları, yapı boyunca oluşan çekme, basınç ve hareketlerin güvenli şekilde aktarılması bakımından kritik önem taşıyor. Bu nedenle montajın her aşamasında ölçüm, hizalama ve bağlantı kontrollerinin birlikte yürütülmesi gerekiyor. Projede kullanılan özel cıvatalı birleştirme yönteminin de bu ölçekteki eğik askılı köprü uygulamaları açısından öne çıktığı ifade ediliyor.
KÖPRÜ DAHA GENİŞ BİR ULAŞIM KORİDORUNUN PARÇASI
Sazlıbosna'daki yapı yalnızca iki yakayı birbirine bağlayan bağımsız bir köprü olarak değerlendirilmiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan planlamalarda köprü, İstanbul'un batısındaki otoyol sisteminin geliştirilmesi ve mevcut ana ulaşım akslarıyla yeni bağlantılar kurulması hedefinin bir parçası olarak ele alınıyor. Kanal İstanbul için hazırlanan resmi çalışmalarda da gelecekte kanalın iki tarafındaki karayolu ve raylı sistem bağlantılarının sürdürülebilmesi amacıyla farklı noktalarda geçiş yapılarının oluşturulması öngörülüyor. Dolayısıyla köprülerin tasarımında yalnızca mevcut arazi ve trafik şartları değil, kanalın açılması halinde ortaya çıkacak yeni coğrafi eşik de dikkate alınıyor.
KANAL İSTANBUL GÜZERGAHI KÜÇÜKÇEKMECE'DEN KARADENİZ'E UZANIYOR
Resmi proje belgelerinde Kanal İstanbul, Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu koridorunda planlanan yapay bir suyolu olarak tanımlanıyor. Güzergâhın Küçükçekmece Gölü çevresinden başlayarak Sazlıdere bölgesinden geçmesi ve kuzeyde Karadeniz'e ulaşması öngörülüyor. Böyle bir suyolunun hayata geçirilmesi halinde mevcut karayolları, yerel yollar, enerji ve su altyapıları gibi çok sayıda sistemin kanalın iki tarafı arasında yeniden bağlantısının sağlanması gerekiyor. Bu nedenle köprüler ve altyapı deplasmanları, kanalın kendisinden ayrı değil, projenin tamamlayıcı mühendislik unsurları olarak değerlendiriliyor.
RESMİ SÜREÇ ÇED VE İMAR PLANLARINI DA KAPSIYOR
Kanal İstanbul'un uygulanması yalnızca kazı ve köprü inşaatlarından oluşan bir süreç değil. Büyük altyapı projelerinde olduğu gibi güzergâh etütleri, jeolojik ve jeoteknik incelemeler, ulaşım bağlantıları, altyapı deplasmanları, kamulaştırma ve imar kararları ile çevresel etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın proje bilgilerine göre Kanal İstanbul için etüt ve proje çalışmaları kapsamında saha incelemeleri, işletme senaryoları, çevresel etki modelleri, altyapı deplasman önerileri ve yatırım planlaması gibi başlıklar ele alındı. Proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci yürütülürken bölgeye ilişkin farklı ölçeklerde planlama çalışmaları da gerçekleştirildi.
SAZLIDERE-KÜÇÜKÇEKMECE KORİDORU ÇEVRE TARTIŞMALARININ DA MERKEZİNDE
Projenin geçtiği coğrafya, İstanbul'un su havzaları, kırsal alanları ve hızla yapılaşan batı-kuzeybatı kesimleriyle kesiştiği için Kanal İstanbul uzun süredir çevresel ve şehircilik tartışmalarının da odağında bulunuyor. Projeyi savunan yaklaşım, yeni suyolunu İstanbul Boğazı'ndaki deniz trafiğine alternatif oluşturabilecek ve çevresindeki ulaşım-lojistik altyapısını geliştirebilecek stratejik bir yatırım olarak değerlendiriyor. Eleştirel değerlendirmelerde ise Sazlıdere ve çevresindeki su kaynakları, ekolojik koridorlar, tarım alanları, yeni yapılaşma baskısı ve altyapı maliyetleri üzerinde duruluyor. Bu nedenle projenin ilerleyen aşamalarında mühendislik uygulamalarının yanı sıra su yönetimi, çevresel izleme ve kent planlamasına ilişkin kararların da önemini koruması bekleniyor.
BÜYÜK KÖPRÜLERDE DENGE VE ÖLÇÜM BELİRLEYİCİ
Sazlıbosna Köprüsü'nde yürütülen tabliye operasyonları, büyük açıklıklı köprülerin neden aşamalı olarak inşa edildiğini de gösteriyor. Benzer mühendislik uygulamalarında ağır çelik bölümlerin karşılıklı ilerletilmesi, yapıda oluşabilecek geçici yüklerin kontrol edilmesine yardımcı oluyor. Her yeni parçanın eklenmesiyle köprünün yük dağılımı değiştiğinden kaldırma sistemleri, ölçüm ekipleri ve montaj personelinin eş zamanlı çalışması gerekiyor. Tabliyelerin tamamlanmasının ardından da üstyapı, bağlantı elemanları, yol sistemleri ve diğer tamamlayıcı imalatların teknik kontrollerden geçirilmesi, ardından ilgili kabul ve güvenlik süreçlerinin yürütülmesi gerekiyor. Sazlıbosna'daki çalışmalar da bu nedenle yalnızca tabliyelerin yerine kaldırılmasından değil, birbirini takip eden hassas mühendislik aşamalarından oluşuyor.




