Survivor 2020’de üçüncü olan ve adından sıkça söz ettiren Yasin Obuz, program öncesi kendisini kampa aldığı Alanya’daki dostlarını ziyarete geldi. Alanya’nın kendisi için çok farklı bir yeri olduğunu belirten Survivor Yasin, Dim TV ekibinden Ceren Şahin ve Ramazan Özdemir’e önemli açıklamalarda bulundu
SURVİVOR 2020’den önce Masterchef yarışmasıyla ün kazanmaya başlayan Yasin Obuz, Dominik’teki ada yaşantısına Alanya’da hazırlandığını belirtti. Kleopatra Plajı’nda antrenman yaptığını belirten Obuz, “Alanya’daki kampım başarımda çok etkili oldu. Sağ olsunlar o zaman da buradaki dostlarım beni yalnız bırakmadı. Şimdi de iade-i ziyarete geldim” ifadelerini kullandı. Survivor Yasin ile yarışma süreci hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
‘ALANYA’NIN BENDE EMEĞİ ÇOK’
- Yarışma öncesi kamp sürecinizi Alanya’da gerçekleştirmişsiniz. Önce kamp sürecini, daha sonra da Survivor sürecini sizden dinleyebilir miyiz? Yeniden Alanya’ya dönmek nasıl bir şey?
Survivor’a gideceğim netleştiğinde yaklaşık 97 kilo filandım. Şu an 73 kiloyum. O kadar zor. Zayıflamam gerekiyordu. Survivor parkurları kumdan oluşuyor. Bu nedenle programa başlamadan önce bir ay kadar burada kamp yaptım. Kamp için kış ayında en uygun iklim Alanya’ydı ve Kleopatra Plajı antrenmanlarımı yapabilmem için çok uygundu. Survivor parkurları da bildiğiniz gibi kumdan oluşuyor. Bu nedenle yaklaşık bir ay kadar Alanya’da kamp yaptım. Dominik’e gitmeme iki gün kala İstanbul’a geçtim oradan da Dominik’e geçtim. Alanya’ya ahde vefam var diyebilirim. Burada Serkan ve Şükrü ağabeylerimin ve Alanya’nın bende emekleri çoktur. Alanya’nın bende yeri ayrıdır. Survivor bittikten sonra da tekrar buraya gelerek dostlarımı ziyaret etmek istedim. Survivor’da üçüncü oldum. Birinci olamadım ama olsun. Yine de başarımda burada kamp yapmam çok etkili oldu. Sağ olsunlar o zaman da buradaki dostlarım beni yalnız bırakmadı. Şimdi de iade-i ziyarete geldim.
‘GERÇEKTEN AÇ KALIYORUZ'
- Survivor dendiği zaman herkesin merak ettiği bir şey var. Gerçekten aç mı kalıyorsunuz? Herkes bu soruyu soruyor ve belli yanıtları alıyor ama biz bir kez daha size sormuş olalım.
Ben 24 kilo verdim ve bunu mide küçültme ameliyatı ile vermedim. O kadar aç kalıyorduk ki kimi 13, kimi 14 kilo verdi. Ben diğer arkadaşlarıma göre daha hiperaktif çalıştığım için 24 kilo verdim. Gerçekten aç kalıyorsunuz. Şu anda hala çok zayıfım. Hem psikolojik hem de fiziksel bir mücadelenin içindesiniz ve çok fazla açsınız. Ailenize, sevdiklerinize karşı özleminiz var. Dünyanın en zor yarışması deme nedenlerini oraya gittikten sonra anlıyorsunuz. Ben ilk başlarda o kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Diğer arkadaşlarım da tahmin etmemişler. Gitmeyen ve gitmeyi düşünen kişiler on defa daha düşünüp öyle gitsinler.
‘EVRİM’İN AÇLIKTAN AĞLAMASI BENİ ÇOK YARALADI’
- Survivor’da yaşadığınız en zor şey neydi?
Survivor’da aklıma kazınan en kötü şey, bir sabah uyandığımda Evrim’in açlıktan hıçkırarak ağlamasıydı. Çünkü hiçbir şey yapamıyorsunuz. Maalesef yemeğimiz de yoktu. Kız perişan bir şekilde ağlıyordu, o beni çok yaralamıştı. Aynı şekilde Nisa da öyle, aç kaldığında ağlıyordu. Bir tavuk ödülü vardı. 3-1 öndeyken 5-3 kaybetmiştik. Çok açtık ve Nisa hüngür hüngür ağlamıştı. Gitmek istiyorum diye bağırmaya başlamıştı. Bu iki olay bizi çok üzmüştü.
‘YEMEK ÖDÜLLERİ EN GÜZEL ANLARIMIZDI’
- Peki Survivor’daki en güzel anınız nedir?
En güzel an ödül kazandığın andır. Ödülü kazanıp yemeğe ulaşmak en güzel andı. Ödülün ne olduğu önemli olmuyordu, önemli olan kazanmaktı. Daha sonra külkedisi misali eski halimize dönüyorduk. 1 saat sonra yine açsın ama o an ödülü kazanıp yemeği yemen en güzel an.
‘HAK ETTİĞİMİ ALDIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM’
- Size haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?
Hiç kimse tarafından hakkımın yendiğini düşünmüyorum. Neticede halk karar veriyor. Üçüncü oldum. Bu benim için büyük bir başarı. Çünkü şimdiye kadar çekilen en uzun Survivor’da son güne kadar yer aldım. Bu benim için, ailem ve sevdiklerim için gurur verici bir şey. Kesinlikle hakkımın yendiğini düşünmüyorum. Hak ettiğimi aldığımı düşünüyorum.
‘PANDEMİDE BİZİ ÇOK İYİ KORUDULAR’
- Bildiğiniz üzere pandemi tüm dünyanın içerisine girdiği bir sınav. İspanyol gribinden sonra 100 yılın ardından koronavirüse siz Survivor’da yakalananlardansınız. Bu kapsamda neler söylersiniz?
Bizim yakınımızdan bile geçmedi. Sağ olsunlar bizi çok iyi koruyorlardı. Acun Medya ekibi bu kapsamda çok sıkı çalıştı. Hiçbir şekilde pandeminin yakınından geçmedik. Pandemi konusunda şanslıydık ama yemek konusunda değildik. Sürekli açtık.
‘HALA NORMALE ALIŞAMADIM’
- Aylarca fiziksel ve psikolojik olarak bir mücadelenin içindeydiniz. Büyük bir açlık yaşadınız, her şeyden uzaktınız. Normal hayata adaptasyon süreci nasıl oluyor?
Şu anda normal hayata adaptasyon sürecindeyim ama adapte olabildin mi deseniz kesinlikle olamadım. Birincisi ben eskiden çok yemek yiyen bir insandım. Günde altı öğün yerdim. Şimdi günde 2-3 öğün yiyorum ama çok az yiyorum, bünyem kabul etmiyor. Mesela geceleri uyumuyordum, gündüzleri uyuyordum. Şimdi gece 3-4 gibi yatıp sabah 6 gibi uyanıyorum. Çünkü o alışkanlık haline gelmiş. Güneş doğunca saatin kaç olduğunu bilmesek de biz de otomatikman uyanıyorduk. Şimdi de kaçta yatarsam yatayım güneş doğunca uyanıyorum. Bu beni ister istemez çok etkiliyor. Çünkü oradaki hayatla buradaki hayat yüzde yüz farklı. Hayata alışmaya çalışıyorum ama ne kadar alışabildiğimi bilmiyorum. Geçenlerde evde uyuyorum. İnce ara holde bir kilim vardı. Gece yastığımı alıp yataktan kalkıp holde uyudum. Çünkü altı ay boyunca sert zeminde uyumaya alışmışım. Yatakta uyuyamadım.
‘ÖYLE BİR AN Kİ GÜRÜLTÜYÜ VE BETONU ÖZLÜYORSUNUZ’
- Doğanın içerisindeydiniz. Elbette zorluklar vardı ama bize yansıyan muhteşem bir huzur ortamının olduğuydu. Trafikten, gürültüden ve çevre kirliliğinden uzaktınız. Her ikisini de deneyimleyen birisi olarak kentte yaşayanlara neleri önerirsiniz?
Özellikle kentleri yönetenlere önerileriniz ne olur?
Survivor’daki yaşamla kentteki yaşam tabii ki yüzde yüz farklı, kıyas bile edilemez. Yeşillik açısından baktığında her yer ağaçlıktı. Yılanlar, tarantulalar ile birlikte yaşıyorduk. Ama ülkeye döndüğümüz zaman beton ve trafiği görmeyi özlediğimizi anladık. Belli bir süre sonra yaşadığın alana özlemin artıyor. Şimdi tamam ormandasın, oksijenin içindesiniz ama altı aydan sonra hele açken ve aile hasretin varken otomatikman yaşadığın şehri özlüyorsun.
‘YEMEK DIŞINDA AKLINIZA BİR ŞEY GELMİYOR’
- Yine her zaman merak edilen bir soruyu sormak istiyoruz size. Survivor’da aklınıza aşk geliyor mu?
Hayır, orada günü kurtarmanın derdindesiniz. Karnımı doyurabilir miyim diye düşünüyorsun. Çünkü beslenmek bizim için en önemli şey ve yaşam kaynağımız. Ne kadar çok beslenebilirsen o kadar çok gün kurtarabiliyorsun. O nedenle aklınız sadece karnınızı doyurmakta oluyor. Aklınız fikriniz oyun kazanıp yemek yemekteydi.
‘ŞİMDİLİK SÜRPRİZ KALSIN’
- Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?
Birçok fikrim var ama bunu şu an burada açıklamam doğru olmaz. Şimdilik sürpriz kalsın.
‘ALANYA’DA KORONA VAR DA ÇEŞME’DE YOK MU?’
- Son olarak bizlerin aracılığıyla vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Şimdi buraya, Alanya’ya geldik. Gece 12.00’ye kadar korona yok da gece yarısından sonra mı korona var? Neden eğlence mekanları açık değil? Buradan belediye başkanına sesleniyorum. Eğlence mekanları neden açık değil? Ben Çeşme’den geldim buraya ve inanın adım atacak yer yoktu. Alanya’da korona var da Çeşme’de yok mu, ben ona anlam veremedim. Ben buradaki sokakları bomboş görünce gerçekten çok üzüldüm. Çeşme yüzde yüz dolu, Alanya yüzde yüz boş. Muhteşem eğlence mekanları ve plajlar var Alanya’da. Bu kadar güzel oteller varken ve çoğu insanlar bundan ekmek yiyorken neden bunun için bir adım atılmıyor? Benim kesinlikle siyasetle bir alakam yok. Ben sadece gördüm ve merak ettiğim bu konuyu dillendirmek istiyorum. Bu farklılığın nedenini çok merak ediyorum. Yerli turist neden burada yok. Alanya da çok güzel bir yer ve bu düşüncemi sizlerin aracılığıyla sayın başkanıma sormak isterim. Alanya gibi güzide bir yerde yerli turistin de olmaması beni çok üzdü. Umarım bu sorun bir an önce çözülür. (GÜLŞAH ANAK)