Akademik geçmişi yurtdışına dayanan uzman isim Pedagog Banu Hocaoğlu, Pazartesi Sohbeti’ne özel yaptığı açıklamalarda çocukların dijital esaret yaşamaması için ailelerin çok dikkatli olması gerektiğine vurgu yaptı.

PAZARTESİ Sohbeti’nin bu haftaki konuğu, yurtdışında lisans eğitimini tamamlayan, Alanya’da kendi adını taşıyan pedagoji merkezinde hizmet veren Pedagog Banu Hocaoğlu oldu. Merkezinde çocuk ve anne-baba eğitimleri veren, çocukları hem psikolojik hem de sosyolojik açıdan inceleyen Hocaoğlu, pandemi dönemi ile çocukların alışkanlıklarının değiştiğini ve ekran bağımlısı olduğunu söyledi.

- Banu Hanım, Pazartesi Sohbeti’ne hoş geldiniz. Yeni Alanya okurları için kendinizden bahseder misiniz?

Merhabalar, hoşbuldum. Martin Luther Üniversitesi psikoloji bölümündeki iki yıllık eğitimimin ardından Pedagoji Bölümüne geçiş yaptım ve Carolo-Wilhelmina zu Braunschweig Üniversitesinden mezun oldum. Eğitim, hayat boyunca devam eden bir süreç olduğu için Almanya'da aile danışmanlığı, oyun terapisi eğitimlerini başarıyla tamamladım. Halen pek çok eğitime katılıyorum çünkü öğrenmenin ve deneyim kazanma sürecinin verdiği mutluluk motivasyon kaynağım. Bağımlılık ile mücadele, anne ve baba eğitimi, mobbing ve tükenmişlik sendromu alanlarında uzmanım. Oyun terapisi, yaşam koçu ve kozmik enerji operatörü olarak Almanca ve Türkçe hizmet veriyorum.

‘PEDAGOGLAR, ÇOCUKLARIN HUZURLU BİR YAŞAM SÜRMESİNİ SAĞLAR’

- Pedagogların görev tanımı nedir?

Pedagoglar, toplum tarafından kabul gören normlar doğrultusunda çocuklardaki bedensel, zihinsel, duygusal, psikososyal gelişimleri inceler, yaşam akışında dışsal etkenlerle meydana gelen sapmaların düzeltilmesinde danışmanlık hizmeti ile huzurlu yaşamın mimarlığını yaparlar.

‘ERGENLİK DÖNEMİ ÖNCESİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİYLE ÇALIŞIYORUM’

- Pedagog Banu Hocaoğlu Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde verdiğiniz hizmetler nelerdir?

0–12 yaş arasındaki çocuklara ve ailelere destek olduğumuz birçok eğitim programımız ve farklı şekillerde planladığımız bireysel seanslarımız var. Anne–baba eğitimleri, drama kurslarımız, orff eğitimi, matematik atölyesi ve ebeveynlerime özel çocuk merkezli aile danışmanlığı başlıca hizmetlerimizden.
Ayrıca çocuklarda disleksi, yas süreci, psikosomatik ve kognitif sorunların danışmanlığı, hiperaktivite, antisosyallik, tuvalet eğitimi, mahremiyet eğitimi, çocuk travmaları, oyun terapileri, hırçın olarak adlandırılan çocuklar, boşanma sürecindeki çocuklar ve ayrı anne baba sendromu yaşayan çocuklarla da çalışıyorum. Bazı çocukların davranış bozukluğu olmasa da sosyal ve duyusal gelişimlerini de takip ediyorum.

‘PANDEMİ SÜRECİNDE AİLELER ÖNEMİNİ ANLADI’

-Söz konusu çocuk olunca, akan sular duruyor… Gelişimi, eğitimi, psikolojisi, sosyalleşmesi gibi pek çok parametreye önem veriyor aileler. Merkezinize gelen çocukların takibini nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Pedagoglara ne kadar sıklıkla başvurulmalı?

Her çocuk biricik olduğu için seanslarımız da çocuğumuza özel planlanıyor. Problemler ortaya çıktıktan sonra aileler, büyük bir panikle bize gelirler. Ama önleyici ve koruyucu pedagoji eğitimlerimizle bu sürecin önüne geçmek mümkün. Biliyorsunuz, pandemi süreci hem yetişkinleri hem de çocukları derinden etkiledi. Pandemi ile birlikte ailelerimizin bilinci yükseldi ve koruyucu pedagojinin önemini anladılar. Okul öncesi çocuklarda gelişimsel takip için, 3 ayda bir çocuklarımızı görmemiz yeterli oluyor. Bu süreci raporlandırarak aileye geri bildirimde bulunuyoruz..
Aileler pandemi sürecine çok hazırlıksız yakalandı. Bu da çok anlaşılabilir ama düzeltilebilir bir süreç. Yeni nesil çocuklar dijital dünyanın bir parçası. Onların bu süreçten korunması için dijital mahremiyet eğitimi ve gerçek hayat ve dijital dünya arasındaki farkın çok iyi anlatılması gerekiyor.

‘ANNE-BABALAR ÖNCE KENDİLERİNE SORMALI’

- Banu Hanım, halen devam eden koronavirüs sürecinde çocuklar ekran bağımlısı oldular, göz göze iletişim kurmayı bıraktılar. Ekran bağımlılığı nasıl aşılabilir?

Anne-babalar olarak çocukların ekran bağımlısı olma sürecini öz eleştiri ile gözlemlemeli. “Benim çocuğum ekran bağımlısı olana kadar ben nerdeydim bu süreç olgunlaşırken benim yüzüm çocuğuma neden dönük değildi?” sorularının cevabını kendilerine verebilmeli.
Dijital medya okur yazarı olmalılar. Bir bilginin, videonun, oyunun verdiği mesajları önce biz ebeveynler ölçümlemeliyiz.

‘SOSYAL MEDYA KONTROLSÜZ BİR MECRA’

- Sosyal medya da çocukları bir tutsak haline getirdi adeta… Çocukların sosyal medya alışkanlığını faydalı içerik üreticilerine nasıl çevirebiliriz?

Sosyal medya çok kontrolsüz bir mecra. O yüzden çocuklarımızın filtreli ve korunaklı platformlara erişimi olması için daha çok çalışmalıyız. Travma bizim içsel dengemizi, bazen korkularımızı tetikleyen bir süreç. Etkilenen çocukları sevgi ve şefkatle kucaklamak ve bir uzmandan destek almak gerekebilir.
Anne-babalar olarak çocuklarımızı oyun parklarına götürüyor, doğaya çıkarıyoruz, etkinlikler yapıyoruz. Bunlar elbette olmalı ama çocuklarımızla paylaşımlarımızın bir kısmını da dijital dünya üzerinden yapmalıyız. Yani çocuklarımızla birlikte dijital dünyada da oyunlar oynamalıyız. O heyecanı, eğlenceyi dijital mecrada yakalamak çok ama çok önemli. Böylece çocuğun hem gerçek dünyada hem de sanal dünyada güvende hissetmesini sağlamış oluruz…

‘ÖNCE BİZİM RUH SAĞLIĞIMIZ İYİ OLMALI’

- Peki çocukların sağlıklı bir aile ortamında büyümesi için yetişkinlere ne söylemek istersiniz?
İyi bir anne ve baba olmak her şeyden evvel birey olmaktan, sağlıklı duygu ve düşüncelere sahip bir birey olmaktan geçiyor. Bu sebeple önce bir kendimize dönelim, bu süreçten emin olalım. Eğer sağlıklı duygu ve düşüncelere sahip bir yetişkinsek sevgi ve şefkatle inşa edilen her aile zaten sağlam ve mutludur.

‘GENETİK AKTARIMLA ATALARIMIZDAN GELEN KORKULARIMIZ VAR’

- Merkezinizde kozmik enerji eğitimleri de veriliyor. Bu eğitimlerden bahseder misiniz?

Çok uzun yıllardır ailelerle çalışıyorum. Şunu anladım ki insan çok boyutlu bir varlık. Sadece var olduğumuz beden ve bu dünyada yaşadıklarımızdan ibaret değiliz. Kozmik enerji kökeni yıllarca süren bilimsel çalışmalara dayanıyor. Yapılan son araştırmalar gösterdi ki; genetik aktarım genlerimizle bize iyi ya da kötü fiziksel özelliklerimiz değil, atalarımızdan gelen korku, endişe, travmalar da olabilir. 10 yıl boyunca üniversitelerde yapılan laboratuvar araştırmaları bize gösterdi ki; bozulan enerji alanımızı düzenleyerek, bütüncül bir yaklaşımla, çok daha verimli sonuçlar alınabiliyor. İşte tam bu süreçte çocukların atalarından, çevresel negatif etkilerden bile ne kadar etkilendiğini anladım. Yaptığımız uygulamalarda seanslarıma kozmik enerji kombine ederek çok daha güzel sonuçlar aldım.

‘SEVGİYLE VAR OLDUĞUMUZ BİR HAYAT DİLİYORUM’

- Pazartesi Sohbeti’ne katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu varsa dinlemek isteriz.

Ben teşekkür ederim. İhtiyacımız olan şey koşulsuz ve sağlıklı sevgi ve şefkat. Günlük hayatın sorunları içinde boğulmadan, çocuklarımızla sevgiyle var olduğumuz bir hayat diliyorum bütün ebeveynlerime. PAZARTESİ SOHBETİ/EBRU YAHŞİ