Gazeteciliği ya da yazarlığı bir pazarlama sanatı olarak görüyorsanız, her dönemde, tiraj ya da reyting anlamında, iktidardan çok muhaliflere oynamanın getirisi hep fazla olmuştur! Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan, Rahmetli Özal döneminde...

Gazeteciliği ya da yazarlığı bir pazarlama sanatı olarak görüyorsanız, her dönemde, tiraj ya da reyting anlamında, iktidardan çok muhaliflere oynamanın getirisi hep fazla olmuştur!Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan, Rahmetli Özal döneminde de, şimdi de, hep iktidara vurarak sürekli iktidar karşıtları sayesinde reyting toplama uyanıklığını gösteren bir gazeteci.Kimi kesimler iktidarı övene “İktidar yalakası” dese de, bence getirisi en fazla olan "Muhalefet yalakası" olmaktır!Aslına bakarsanız, gerçekçilikten uzak, gazetecilikle ilgisi olmayan yalakalığın her ikisi de yanlış ve de kötü.Her iki yalakalığın da inandırıcı yanı olamaz.Parti fanatizmi içinde olan, gerçeğe gözlerini kapatmış beyinlerin, önyargılarına ve de alışkanlığa dönüşmüş partizanlıklarına diyecek lafım olamaz.Partizanlığı ve de siyaset yapmayı neredeyse meslek haline getirmiş, bu şekilde, sürekli gündemde kalmaya çalışan deli cesaretine sahip, kimi boş beyinlerin, bu yolda büyük paralar harcayarak, Türkiye’nin en önemli siyasi partilerinde önemli görevlere gelmeleri, Türk siyaseti açısından tehlike çanlarının çalmaya başladığının resmidir!Bu da gösteriyor ki, günümüzde siyaset yapmak, siyaseten bir yerlere gelmek için büyük paralara ihtiyaç var.Bu para babaları, öylesine güçlü bir yapılanma içine giriyorlar ki, yanlarında parayla tutulmuş sözde partinin militanları ve de siyasi cambazlığı, dalavereyi meslek haline getirmiş, siyaseti bir oyun olarak gören, vatan, millet sevgisinden oldukça uzak kimi danışmanlarla, öylesine rezil, öylesine fütursuz ve de terbiyesiz çıkışlara imza atarak siyaset yapıyorlar ki, toplumun yarısına yakını bir partiyi desteklemesine ya da oy vermesine karşın, bunların önemli bir bölümü “Ben bu partiliyim” ya da “Ben şu partiye oy verdim” bile diyemiyor.Bu beyler, lafa gelince demokrasiden ve de demokratlıktan söz ederler!Böylesine çirkin bir mahalle baskısını, kimi bölgelerde bazı cemaatlere mensup marjinal dinciler,Doğu ve Güneydoğu'da PKK, bir de monarşiyle yönetilen ülkelerdeki diktatörler uygularlar.Bugün için Türkiye, ne derlerse desinler, birçok alanda çağ atlama noktasına geldi.Bunda rahmetli Özal’ın da ciddi katkısı var.Mevcut iktidardan nefret edenlerin olduğu gerçeğini kabul ediyorum.Bunlar, taraftarı olduğu siyasi yapıyı ya da ideolojiyi, ülkesinin ve ülke insanının çıkarlarından çok daha fazla düşünen ve de seven beyinler.Bunları eleştiremiyorum da!Gençliğimizde biz de bu körlüğün içindeydik.Bunlar, karşı oldukları bir parti iktidar olduğunda ağzıyla kuş tutsa, taktir etme bir yana, yerin dibine batırmak için ellerinden gelen her şeyi yapma konusunda birbirleriyle yarışırlar.Günümüzün moda sloganı "Düşmanımın düşmanı dostumdur."Baksanıza, yerel seçimlerde CHP ve MHP'nin kanka olması bir yana, AK Parti karşıtları Doğu ve Güneydoğu'da, HDP ya da BDP ile sarmaş dolaş olabildiler!Bu, kendi beceriksizliklerinden kaynaklanan yapay dayanışma ya da kerhen ortaya konmuş ittifaklar, Cumhurbaşkanlığı seçimine de damgasını vuracak gibi!