Geçtiğim Çarşamba, gürültü manyaklarına seslenip, 'Gündüzden vazgeçtim, hiç değilse geceleri huzur verin be kardeşim…” diye seslenmiştim ya; etkili yetkililerden yine tık yok ama ayılar, elmeğimi (elektronik posta adresi) her zaman...
Geçtiğim Çarşamba, gürültü manyaklarına seslenip, “Gündüzden vazgeçtim, hiç değilse geceleri huzur verin be kardeşim…” diye seslenmiştim ya; etkili yetkililerden yine tık yok ama ayılar, elmeğimi (elektronik posta adresi) her zaman olduğu kendilerine özgü kültürleriyle yine bombardımana tutmuşlar.Tutacaklar elbet.Biz onlara “ayı” diyoruz, onlar da karşılığını verecekler.Bu onların demokratik hakkı.Etkili yetkililer, görevlerini yapmadığı sürece; ben yazmaya devam edeceğim, onlar da sergiledikleri ayılığı özgürlük hakkı sanıp, bana ve de herkese giydirmeye devam edecekler.Ayı kardeşlerimle bu tür atışmalarımız, beş yıla yakın bir süredir süre geliyor.Geçtiğimiz yılki atışmalarımızın birinde, bu kardeşlerimize şöyle bir yanıt vermiştim.Bu yanıtım, bugün için de geçerli.
* * *Şöyle demişim o yazımda. (Yeni Alanya/25.7.2013)… …Yazılarımızdan alınan motosiklet(!) sürücülerinden(!) biri, “Bana/bize ayı diyemezsin!…” cümlesiyle özetlenebilecek, sağı solu, önü arkası, giydirmeli(!) cümlelerle bezenmiş bir ileti göndermiş.Biraz eli yüzü düzgün olsa, kelimesi kelimesine burada yayımlar, kelimesi kelimesine de yedirirdim ona iletisini(!) ya neyse…Biz yine de gazete yönetimini sıkıntıya sokmayacak şekilde yanıtlamaya çalışalım bu ilginç iletiyi(!).* * *Evet arkadaşım…Sana “ayı” derim.Niye derim?Yazılarımdan bu denli alındığına göre; demek ki, sen ve arkadaş grubun da; yeşil sönüp, sarı ışık yanar yanmaz motosikletlerinizi şaha kaldırıp, kulakları sağır eden bir gürültüyle, roket gibi fırlayan güruhtansınız.Demek ki, sen ve arkadaşların da; motosikletlerinizi, o malum patlama seslerini çıkaran aparatlarla donatanlardansınız.Demek ki, sen ve arkadaşların da; motosikletlerinizin susturucularını söküp, egzozlarınızı özellikle deldirtenlerdensiniz.O nedenle arkadaşım, sana ve arkadaşlarına, “ayyıı” derim.Sizi böyle nitelemek, size böyle seslenmek; benim de, benim gibi sizlerden rahatsız olan Alanya halkının da en doğal hakkıdır.Kentte yaşamanın kuralları vardır arkadaşım.Bu kuralların başında; “kişisel hak ve özgürlükleri kullanırken, başkalarının hak ve özgürlüğüne tecavüz etmemek…” gelir.Sen ve arkadaşların, ısrarla; bu tür gürültü kirlilikleri yaratarak; kentli gibi değil, dağlı gibi davranıyorsunuz.İnsanları korkutuyor, rahatsız ediyor, geçici de olsa işlerinden alıkoyuyorsunuz.Onları işlerinden, istirahatlarından, uykularından alıkoyarak da kul hakkı yiyorsunuz.O zaman hiç kusura bakma arkadaşım, ben sana da arkadaşlarına da (hem de çift şeddeli) “ayyıı” derim…Aynı davranışlarda bulunan, çocuklarım, yeğenlerim olsa, onlara da derim.Hatta ve hatta kendime de derim.Nitekim geçtiğimiz Pazar günü, olmayacak bir şey yaptım; “ayı” dedim, kendi kendime; hatta daha da ağırlarını söyledim…O gün arabamla, PTT kavşağı ışıklarına geldiğimde yeşil sönüp, sarı ışık yandı. Dalgındım, hızımı kesemedim, sarı ışık diye geçtim. Aynı anda, Lise yönünden de bir araç fırladı; o aracın benim aracıma yandan çarpmasını, saniye farkıyla önledim.Yol boyu, “ayı” dedim, kendime; daha başka şeyler de söyledim.Hâlâ da affetmiyorum kendimi, aklıma geldikçe de saydırıp duruyorum kendime…O nedenle; derim arkadaşım, toplu yaşam kurallarına uymayan herkese, “ayı” da derim, daha başka şeyler de söylerim.Gençliğim hep bu konular yüzünden, kavgalarla, mücadelelerle geçti. Çok karakolluk, çok mahkemelik oldum.* * *Arabasının camını açıp, küllüğünü dışarı döken; zıkkımlandığı sigaranın izmaritini dışarı atan; içtiği her neyse, onun şişesini ya da kabını refüje, yola fırlatan sürücüler delirtir beni; arabamın kornasıyla huzur vermem onlara. Verir, veriştiririm arkalarından…… …Neredeyse, her elli metrede bir çöp taşmalığı (konteynır) varken, elindeki çöpü bulunduğu yere bırakan öküzler çıldırdır beni.Yürürken, hiç üşenmem, tek tek toplarım o şişeleri, poşetleri götürür en yakındaki çöp taşımalığına atarım; ama dedim ya kötü bir huyum vardır, o atıkları toplarken de sövüp, sayarım.… …Sözün özü güzel kardeşim, derim ben; “ayı” da derim, başka şeyler de söylerim…Motorlarınıza susturucu taktıracaksınız, delik egzozlarını onartacaksınız. Geri zekâlı insanlar gibi ara gazı vere vere ortalığı inletmeyeceksiniz.Adam gibi, kentli insanlar gibi kullanacaksınız motorlarınızı kısacası.Adam gibi kullanacaksınız ki, kendinizin ve yakınlarınızın kulağı çınlamasın.Hastaları, hamileleri düşüneceksiniz.O hastaların, o hamilelerin kendi yakınlarınız, kendi eşiniz, kendi bacınız olduğunu düşüneceksiniz.İnsan olacak, insan gibi davranacaksınız.Yoksa derim/deriz arkadaşım.Daha ağırlarını da söyleriz, nitekim de söylüyoruz.Kendinizi düşünmüyorsanız, yakınlarınızı düşünün, onların kulaklarını çınlatmaya vesile olmayın…