Korku, gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında kendini belli eden coşku, beniz sararması, ağız kuruması, aşırı heyecanlanma, kalp ve solunum hızlanması gibi bir takım fiziksel belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik...

Korku, gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında kendini belli eden coşku, beniz sararması, ağız kuruması, aşırı heyecanlanma, kalp ve solunum hızlanması gibi bir takım fiziksel belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duyguların genel adı olarak tanımlanabilir. Karanlık, ölüm, yalnızlık, yükseklik, yanlış anlaşılmak, beğenilmemek, kalbini aşka kapamak, güvensizlik, yargılanmak, terk edilmek, becerememek, uçak, trafik kazası, iflas, nazar, fesat, beddua, rezil olmak, geç kalmak ve daha pek çoğu… Onlar her yerdeler, gece de gündüz de, akılda ve kalpteler… Meydana geldiği anda kişilere sıkıntı üstüne sıkıntı yaşatarak hayati fonksiyonlarını kısıtlayan hatta hayatı kâbusa çeviren bu korkuların tıptaki adı fobi veya panik reaksiyondur. Beynimizin korkuyla ilişkili kısmı amygdala çekirdeğidir. Korku anında amygdala çekirdeğinin aktivasyonunda işlev artışı görülür. Kişiler korku yaratan bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ne yapacaklarını şaşırırlar. Elleri ayaklarına dolanan kişi, kendisini bir anda beliren ve bedensel olarak ciddi boyutta sonuçlar doğuran durumların içerisinde bulur. Biraz daha açacak olursak; korkudan eli ayağı tutmamak, eli ayağı kesilmek, beti benzi solmak, dili tutulmak, avuçlarının içi terlemek, nefesi kesilmek, gibi yan etkileri son derece güçlü bir duygudur, korku. Kaygılı, bağımlı, çekingen ya da takıntılı kişiliklerde, diğerlerine oranla daha fazla korku tepkisi görülmektedir. Korku sırasında kişide birtakım fiziksel belirtiler meydana gelmektedir. Bunlar çarpıntı, tansiyonda değişiklikler, soluk renk ya da yüzde kızarma, nefes darlığı hava açlığı, boğazda düğümlenme, boğulma hissi, yutma güçlüğü, bulantı, kusma, karın ağrısı, terleme, titreme, sıcak basması, baş dönmesi şeklinde sıralanabilir.
Korkular kişinin hayatını zindan etmiyor, yaşantısını engellemiyorsa bu noktada aslında çok da önemli sayılmazlar. Ancak; sokağa çıkamama, kalabalık yerlerde bulunamama, sürekli başına kötü bir şey gelecekmiş ve yakınlarından herhangi birini kaybedecekmiş gibi hissetme şeklinde beliren birtakım korkular, kişinin yaşantısını sınırlayıp engelleyebileceği gibi erken sürede tedavi olunmadığı takdirde bu korkuların sayısı ve yoğunluğu da gün geçtikçe artış gösterecektir. Korkusunu anlamsız ve yersiz bulan kişi, yine de korktuğu nesne ya da durumdan ısrarla kaçınır. Fobiler, ortaya çıktığı uyarana göre 3 gruba ayrılır.
1. Nesne Fobileri: Böcek, kelebek, köpek, kedi, sivri uçlu eşyalar, bıçak, makas gibi.
2. Durum Fobileri: Kapalı yer, açık yer, asansör, yükseklik, karanlık yer, uçak korkusu veya yüz kızarması, kalabalıkta konuşamama gibi.
3. İşlev Fobileri: Yüz kızarması, terleme, bayılacakmış hatta kalbi duracakmış gibi hissetme durumu.
Fobiler; agorafobi, sosyal fobi ve özgül fobi olarak da ayrılabilir. Agora fobide; meydanlardan, açık yerlerden korkmak, kesinlikle ve kesinlikle yalnız başına kalamamak, sokağa çıkamamak, kalabalık yerlere girmekten ısrarla kaçınmak gibi.

KORKULARIN KİŞİDE YARATTIĞI DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?
Korkular ne yazık ki verimliliği düşürerek kişinin çalışmalarını, performansını, hayattan tat almasını ve de hayata bakış açısını engellemektedirler. Bir başka deyişle insan böyle yaşarken ya kendisine işkence etmektedir ya da kendisini diri diri mezara gömmekte...

KORKULAR NE ZAMAN BAŞLAR?
Korkuların ne zaman başladığı ile ilgili net bir yaş sınırı çizilmese de şunu söyleyebiliriz ki korku, her yaşta başlayabilmekle birlikte özellikle fobik korkular, çocukluk çağında kendisini göstermektedir. Bunun dışında kişi yaşadığı travmatik bir olayın ardından da birtakım korkular geliştirebilir. Bir başka şey ise özellikle katı cinsel eğitim verilmiş kadınlarda veya aşırı baskı ile yetiştirilmiş kız çocuklarında vajinismus görülme olasılığı oldukça yüksek, bunun yanında cinselliğin bir erkeklik simgesi şeklinde erkek çocuklarına öğretilmesi sonucunda da erkeklerde performans kaygısına bağlı olarak erekte olamama ya da erken boşalma sorunları görülmektedir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Korkuyu yenmenin çözümü aslında her şeyi göze almakta gizlidir diyebiliriz. Aslında bu kadar basit işte! Tek yapılması gereken onun emrettiğinin tam tersini yapmak... Korkudan korkmakla olmuyor, kesinlikle. İşte, esas olarak fark edilmesi gereken nokta bu. Kişi, yaşadığı korkulardan kurtulabilmek için öncelikle kendisiyle mücadele edecek baktı olmuyor vakit kaybetmeden bir Psikolog ya da Psikiyatra danışarak korkularının hayatını kâbusa çevirmesine müsaade etmeyecektir. Günümüzde İlaç tedavisi, psikoterapi yöntemleri ve de stres yönetimi teknikleriyle korkunun tedavisi yapılmaktadır. Sağlıklı günler!