Nepal’in Çin sınırına yakın kuzey kesimlerini vuran büyük sel felaketinde can kaybı 538’e yükseldi. Nepal Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumu tarafından paylaşılan son verilere göre, afetin ardından yüzlerce kişiye halen ulaşılamıyor. Selin ilk olarak Rasuwa bölgesindeki Bhotekoshi Nehri boyunca büyük yıkıma yol açtığı, ardından su ve enkaz kütlesinin Trishuli Nehri sistemi üzerinden kilometrelerce aşağıya taşındığı bildirildi. Arama çalışmalarının bu nedenle yalnızca felaketin başladığı bölgede değil, nehrin aşağı havzasındaki çok sayıda noktada sürdürüldüğü belirtiliyor.
CESETLER KİLOMETRELERCE UZAĞA SÜRÜKLENDİ
Sel sularının taşıdığı çamur, kaya ve enkazın gücü, felaketin etkisini Rasuwa’nın çok ötesine taşıdı. Yetkililer Nuwakot, Dhading, Gorkha, Tanahun, Chitwan ve Nawalparasi gibi aşağı havzada bulunan bölgelerde de arama çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bazı cansız bedenlerin afetin başladığı noktadan çok uzakta bulunması, kayıp kişilerin tespitini ve kimliklendirme sürecini güçleştiriyor. Felaket bölgesindeki morgların artan can kaybı nedeniyle kapasite sorunu yaşadığı, bu nedenle geçici tesislere ihtiyaç duyulduğu aktarılıyor.
YOLLAR VE KÖPRÜLERİN YIKILMASI ÇALIŞMALARI ZORLAŞTIRIYOR
Himalayalar’ın sarp coğrafyasında meydana gelen afet, arama kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşmasını da ciddi biçimde güçleştirdi. Sel nedeniyle çok sayıda yol ve köprü kullanılamaz hale gelirken, bazı yerleşimlerle kara bağlantısı kesildi. Bu tür afetlerde ulaşım altyapısının kaybedilmesi yalnızca kurtarma çalışmalarını değil; gıda, temiz içme suyu, ilaç, yakıt ve diğer temel ihtiyaçların sevkiyatını da aksatabiliyor. Kara yoluyla erişilemeyen noktalarda helikopterler, hava yoluyla tahliye ve yardım malzemesi ulaştırılması açısından kritik önem taşıyor.
YABANCI UYRUKLULAR DA KAYIPLAR ARASINDA

Felaketin yaşandığı Nepal-Çin sınır hattı yalnızca yerel halk açısından değil, turizm ve sınır geçişleri bakımından da hareketli bir bölge konumunda. Bu nedenle kayıp kişiler arasında yabancı uyrukluların da bulunduğu bildiriliyor. Yetkililerin kayıp listelerini kontrol etmesi, hastanelere ve tahliye merkezlerine götürülen kişilerin kayıtlarının karşılaştırılması ve yabancıların durumuyla ilgili diplomatik temsilciliklerle bilgi paylaşılması, afet sonrasındaki resmi sürecin önemli bölümlerini oluşturuyor. Haber alınamayan kişilerle ilgili rakamların, iletişimin yeniden kurulması ve kayıtların birleştirilmesiyle değişebileceği belirtiliyor.
DEPREM SANILDI, BUZUL ÇÖKMESİ ÇIKTI
Felaketin nedenine ilişkin ilk saatlerde bölgede deprem meydana geldiği yönünde değerlendirmeler yapılırken, daha sonra elde edilen sismik veriler farklı bir tablo ortaya koydu. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmelerine göre kaydedilen sismik hareketlilik, bir depremden ziyade büyük miktarda buzul, kaya ve enkazın aniden hareket etmesiyle bağlantılıydı. Uzmanların değerlendirmesi, yüksek dağlık alandaki buzul çökmesinin büyük bir enkaz akışını tetiklediği ve bunun nehir sistemine ulaşarak son derece hızlı gelişen bir sele dönüştüğü yönünde.
BUZUL KAYNAKLI SELLER NASIL OLUŞUYOR?
Yüksek dağlık bölgelerde buzulların veya buzulları çevreleyen kaya kütlelerinin kararlılığını kaybetmesi, çok büyük miktarda malzemenin kısa sürede vadilere düşmesine yol açabiliyor. Buz, kaya ve toprağın nehir yatağına ulaşması halinde suyun önü geçici olarak kapanabiliyor veya büyük miktarda su ve enkaz aniden aşağı havzaya hareket edebiliyor. Dik vadilerde hızlanan bu akışlar klasik nehir taşkınlarından çok daha ani gelişebildiği için yerleşimlere tahliye için son derece sınırlı zaman bırakabiliyor.

HİMALAYALAR'DA BUZUL RİSKİ BÜYÜYOR
Nepal’in de içinde bulunduğu Himalaya kuşağı, yüksek rakımlı buzulların ve buzul göllerinin yoğun biçimde bulunduğu bölgelerden biri. Bilim insanları uzun süredir sıcaklık artışının buzulların geri çekilmesi, yüksek dağlardaki donmuş zeminin çözülmesi ve kaya kütlelerinin kararsızlaşması gibi birbirini tetikleyebilen riskleri artırabileceğine öne çıkıyor. Bu süreç yalnızca buzul çökmesi değil, heyelan, kaya düşmesi ve buzul gölü taşkını gibi birbirine bağlı afetlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayabiliyor.
ERKEN UYARI SİSTEMLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Uzmanlara göre yüksek dağ havzalarında riskin azaltılması için buzulların, buzul göllerinin ve nehir seviyelerinin sürekli izlenmesi büyük önem taşıyor. Uydu görüntüleri, otomatik su seviyesi ölçüm istasyonları, meteorolojik veriler ve yer hareketlerini takip eden sistemler olası tehlikelerin önceden belirlenmesinde kullanılabiliyor. Ancak selin çok hızlı geliştiği dar vadilerde yalnızca tehlikenin tespit edilmesi yeterli olmayabiliyor; uyarının aşağı havzadaki yerleşimlere saniyeler ve dakikalar içerisinde ulaştırılması, önceden belirlenmiş tahliye güzergâhlarının bulunması ve halkın bu konuda düzenli olarak bilgilendirilmesi gerekiyor.

AFETİN EKONOMİK ETKİSİ DE AĞIR OLABİLİR
Nepal gibi dağlık ülkelerde nehir vadileri ulaşım, enerji üretimi, yerleşim ve ticaret açısından büyük önem taşıyor. Büyük sellerin köprüleri, yolları, enerji tesislerini ve yerleşimleri aynı anda etkilemesi, doğrudan fiziksel zararın ötesinde uzun süreli ekonomik sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle hidroelektrik üretiminin önemli olduğu ülkelerde nehir havzalarındaki altyapının zarar görmesi enerji arzını etkileyebilirken, sınır yollarının kapanması ticaret ve turizm hareketliliğini de sekteye uğratabiliyor.
ARAMA KURTARMADA ZAMANLA YARIŞ
Afet sonrasında öncelik kayıp kişilerin bulunması, yaralıların güvenli bölgelere tahliye edilmesi ve izole kalan yerleşimlere temel ihtiyaçların ulaştırılması olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte yeni heyelanlar, nehir yataklarında oluşabilecek geçici setler ve yüksek kesimlerdeki istikrarsız buz-kaya kütleleri ekipler açısından ek risk oluşturabiliyor. Bu nedenle arama kurtarma faaliyetleri yürütülürken nehir seviyelerinin ve dağ yamaçlarının sürekli takip edilmesi gerekiyor. Nepal’de bilanço ağırlaşırken Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde de sel nedeniyle can kayıpları bildirildi ve sınırın iki tarafında afetin etkilerinin giderilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.




