Nepal ile Çin'in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki Himalaya sınır hattında meydana gelen büyük sel felaketinde bilanço ağırlaşıyor. Nepal polisinin açıklamasına göre Bhotekoshi Nehri ve bağlantılı akarsu sistemlerinde oluşan ani taşkınların ardından hayatını kaybedenlerin sayısı 332'ye yükseldi. Ulusal Afet Risk Azaltma ve Yönetim Kurumu (NDRRMA) ise yüzlerce kişinin hâlâ kayıp olduğunu bildirirken, kayıplar arasında çok sayıda turistin de bulunması arama kurtarma çalışmalarına uluslararası bir boyut kazandırdı.
BİNLERCE PERSONEL ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA
Felaketin ardından Nepal ordusu selden etkilenen bölgelerde geniş çaplı arama kurtarma operasyonu başlattı. Kaynakta aktarılan bilgilere göre 2 bin askeri personelin görevlendirildiği çalışmalara 3 bin 318 polis memuru da destek veriyor. Dağlık arazi, nehirlerdeki yüksek debi, çamur ve moloz yığınları ile ulaşım altyapısında meydana gelen hasar, ekiplerin bazı noktalara erişimini güçleştiriyor. Bölgeden gelen güncel haberlerde güvenlik personeli, yerel yönetimler ve kurtarma ekiplerinin nehir kıyıları ile taşkının ilerlediği aşağı havza boyunca kayıpları aradığı belirtiliyor.
DEPREM DEĞİL BUZUL ÇÖKMESİ

Felaketin nedeni konusunda ilk saatlerde ortaya çıkan deprem ihtimali, yapılan teknik incelemelerin ardından değişti. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS), yakın sismik istasyonlardan alınan kayıtların, uzun periyotlu sismik dalgaların ve uydu görüntülerinin incelenmesi sonucunda olayın bir depremden kaynaklanmadığını açıkladı. Kurumun değerlendirmesine göre kaydedilen sismik hareket, buzul kütlesinin çökmesi ve ardından gelişen büyük moloz akışından kaynaklandı. Böylece dağlık bölgede başlayan olay, kısa sürede aşağı havzalarda yıkıcı bir taşkına dönüşen zincirleme bir afete yol açtı.
BUZUL ÇÖKMESİ NASIL BÜYÜK BİR SELE DÖNÜŞÜYOR?
Yüksek dağlık bölgelerde buz, kaya ve toprak kütlelerinin ani şekilde vadi tabanına inmesi, nehir yataklarının geçici olarak kapanmasına neden olabiliyor. Oluşan doğal setin arkasında biriken suyun bu engeli aşması veya seti yıkması halinde çok kısa sürede yüksek hızda ilerleyen bir taşkın dalgası meydana gelebiliyor. Suya karışan kaya, çamur, buz ve diğer malzemeler akışın yoğunluğunu ve yıkıcı gücünü artırıyor. Bu tür olayların klasik yağış kaynaklı sellerden farklı olarak yağmur olmadan da çok kısa sürede gelişebilmesi, erken uyarı ve tahliye süreçlerini özellikle zorlaştırıyor.

HİMALAYALARDA BUZUL KAYNAKLI AFET RİSKİ
Himalaya kuşağında buzullar, buzul gölleri, dik vadiler ve yoğun akarsu ağları bir arada bulunduğu için zincirleme afet riski yüksek. Bilim insanları bu nedenle yalnızca yağış miktarının değil; buzulların hareketinin, buzul göllerinin büyüklüğünün, yamaçlardaki deformasyonların ve nehir yataklarında oluşabilecek doğal setlerin de uydu ve yer tabanlı sistemlerle takip edilmesinin önemine öne çıkıyor. Uzaktan algılama teknolojileri, ulaşılması güç yüksek dağlık bölgelerde meydana gelen değişimlerin belirlenmesinde kritik araçlardan biri olarak kullanılıyor.
AYNI SINIR HATTI DAHA ÖNCE DE AFET YAŞADI
Nepal-Çin sınırındaki bu koridorun benzer tehlikelerle daha önce de karşı karşıya kaldığı biliniyor. 2025 yılında Gyirong sınır bölgesinde meydana gelen buzul gölü taşkınına ilişkin bilimsel incelemeler, yüksek dağlık alanda başlayan su ve moloz hareketinin sınırı aşarak Nepal tarafında ciddi hasara neden olabildiğini ortaya koymuştu. Bu tür sınır aşan afetler, nehir havzalarının siyasi sınırlardan bağımsız hareket etmesi nedeniyle Nepal ve Çin arasında veri paylaşımı, erken uyarı ve ortak risk takibinin önemini artırıyor.

GYIRONG LİMANI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
Felaket yalnızca can kayıpları açısından değil, bölgesel ticaret bakımından da önemli sonuçlar doğurdu. Tibet Özerk Bölgesi'ndeki Gyirong, Nepal ile Çin arasındaki başlıca kara ticaret geçişlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynakta yer alan bilgilere göre Gyirong'da meydana gelen toprak kaymasında 3 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişiden haber alınamıyor. Liman ve bağlantı yollarında meydana gelen ağır hasar, iki ülke arasındaki mal ve yolcu hareketinin de afetlerden ne kadar hızlı etkilenebildiğini gösteriyor.
İKİNCİL AFETLERE KARŞI TEHLİKE SÜRÜYOR

Büyük sel ve heyelanların ardından kurtarma çalışmalarının yanı sıra ikincil afet risklerinin takip edilmesi de önem taşıyor. Dik yamaçlarda gevşeyen toprak ve kaya kütleleri yeni heyelanlara yol açabilirken, nehir yataklarında biriken molozların oluşturduğu geçici setler yeniden taşkın tehlikesi yaratabiliyor. Bu nedenle afet bölgelerinde hasarlı köprü ve yolların kullanılmaması, nehir yataklarından uzak durulması ve yalnızca yetkili kurumların tahliye ve güvenli bölge yönlendirmelerine uyulması hayati önem taşıyor.
ULUSLARARASI YARDIM SEFERBERLİĞİ BAŞLADI
Felaketin boyutlarının ortaya çıkmasının ardından birçok ülke ve uluslararası kuruluş Nepal'e yardım göndermeye başladı. Çin'in Nepal Büyükelçiliği acil yardım malzemeleri ve nakit destek sağlandığını açıklarken, Avrupa Birliği daha fazla yardım sağlamaya hazır olduğunu bildirdi. Hindistan geçici barınak, battaniye, hijyen kiti, aydınlatma ekipmanı ve ilaçların da bulunduğu 10 tonluk afet yardım malzemesi gönderdi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, Nepal Kızılhaç Derneği'nin çalışmalarına destek amacıyla 1,24 milyon dolarlık acil durum fonu ayırdı.

ACİL BARINMA VE SAĞLIK İHTİYACI ÖNE ÇIKIYOR
ABD'nin Nepal'deki afet müdahalesine destek amacıyla danışman gönderdiği ve 500 bin dolarlık fon sağladığı, Dünya Sağlık Örgütü Nepal Ofisi'nin ise ilaçlar ve çok amaçlı çadırlar dahil temel acil sağlık malzemelerini devreye aldığı bildirildi. Büyük sellerin ardından temiz içme suyuna erişimin bozulması, sağlık hizmetlerinin kesintiye uğraması ve insanların geçici barınma alanlarına taşınması yeni riskler oluşturabiliyor. Bu nedenle arama kurtarma çalışmalarının ardından güvenli su, sanitasyon, sağlık hizmetleri, barınma ve ulaşım altyapısının yeniden sağlanması afet yönetiminin en kritik aşamaları arasında bulunuyor.





