KENDİSİ başlı başına bir proje olan Adalet ve Kalkınma Partisi, proje deyimini Türk siyasi yaşamında yaygınlaştıran kurum oldu. Projeler ile, halkın yararına hizmetlerin üretildiği var sayılıyordu. İşin acıklı yönü, uygulamalarda...

KENDİSİ

başlı başına bir proje olan Adalet ve Kalkınma Partisi, proje deyimini Türk siyasi yaşamında yaygınlaştıran kurum oldu. Projeler ile, halkın yararına hizmetlerin üretildiği var sayılıyordu. İşin acıklı yönü, uygulamalarda halkın görüşü alınmıyor, önceliği konusunda düşüncesi bile sorulmuyordu.
AKP yıllar içinde edindiği güç ile toplumda öyle bir belirleyici oldu ki, içlerinde CHP ve MHP’nin de olduğu tüm siyasi organlar bu partinin söyleminin dışında düşünce üretemez oldular. Temel görevi halkına insani yaşam şartları sağlamak olan yönetimler, hep bir “dev projelerinin varlığı” ile sorgulandı. Örneğin, kent meydanlarının planlanması…
Etrafındaki yapılarıyla, yerleşik insanıyla tarihi gelişimi içinde bir bütünlük oluşturan, sosyal buluşma alanları olarak işlev gören kent meydanları AKP döneminde “yaratıldı”. Ancak totaliter rejimlerde benzeri görülen, o siyasi görüşe biat eden kitleyi alanlara çekebilmek için suni olarak yaratılan büyük beton boşluklar, muhalefet partilerince de halka hizmet adına oy isterken kullanıldı…
AKP en büyük primi “mega” ulaşım projeleriyle aldı. Devletin halkına anayasal bir hak olarak sunması gereken ulaşımda, ihtiyaçtan daha çok, planlanan otoyolun para kazanıp kazanamayacağına göre projelendirmeye gidildi. Otoyol yapımındaki yandaş yüklenici, sanki otobüs firması gibiydi; o bölgeye sefer koyulması, yolcu potansiyelinin var olup olmadığına göre belirleniyordu.
Alanya örneğinde olduğu gibi… Antalya’dan gelen otoyol (Almancası “otoban”dır!) Alanya geçişinde yapılacak tünel ve viyadüklerle müteahhitlere müthiş paralar kazandırıldıktan ve çevre mahvedildikten sonra güzergah normal yola bağlanacak ve sonlanacaktı. Sonrası “Allah Kerim”di.
Bilenler söylüyor; yaklaşmakta olan bir ara seçim; erken seçim; başkanlık seçimi adına dev(!) bir yatırım olan otoyol ancak 2023 planları içinde değerlendiriliyor. Yani bu konuyu tartışmak, doğru yolu bulmak için zaman var. EXPO ve Aksu’ya tren gibi büyük paralar harcanan, ucunda büyük üleşimlerin olduğu(!) projeler, Alanya’ya gelmesi gereken payı en az üç yıllığına bloke etmiş durumda. Bu yıl yapılacak en mega yatırım, Uğrak’a planlanan kadınlar plajı gibi görünüyor!
Oysa Alanya’nın onlarca küçük(!) sorunu var… Bunların başında katı atık geliyor. Çöp atığının yer altı sularına karışması, ki halihazırda böyledir, kanalizasyonun karışmasından daha tehlikelidir deniyor… DSİ bölge müdürü her ay rutin gelip, açıklamada bulunuyor ama henüz sulama ve içme suyu sorununda sona gelinemiyor… Havagazı ile ısınma konusunda toplanan imzaların, yine otoyol yapımı gibi bir karlılık düşüncesiyle mi sonuçlanamadığı kuşkusu var. İnternet erişimini sağlayan fiber optik kablolar şehrin çok az bir bölümünü sarıyor.
Küresel ısınmanın en çok vuracağı yerlerden birisi Alanya olacak; bu bir fırsata çevrilebilir. Güneş ışınından yararlanma değerleri çok yüksek olan Alanya’da bu konuda ARGE ve istihdam yaratacak merkezler açılabilir. Keza, kuraklığın neden olacağı bitki çeşitlendirmesi için Alanya yine örnek olacaktır.
Ekonomisini kaçınılmaz olarak turizme bağlamış ama bir yandan da emlak ve inşaat sektörü ile çevreyi sürdürülemez kılan bir Alanya var. Bu gelirlerin pamuk ipliğine bağlı olduğu günümüz koşullarında, rejime para kazandıracak, göz boyayıcı mega projeler yerine; istihdam yaratıcı, niteliksiz iş gücünün şehre akımını önleyici, halkın refahını sağlayıcı alternatif projelere daha çok gereksinim var…