İnsanlar artık birbirini sevmez oldu. Herkes, herkese kuşku ile bakıyor, potansiyel suçlu gibi görüyor. Sokağı bırakın, aynı binada oturan komşular bile, birbirleriyle selamlaşmaktan kaçınıyor. Herkesin suratı asık. Gülen, tebessüm edene...
İnsanlar artık birbirini sevmez oldu.
Herkes, herkese kuşku ile bakıyor, potansiyel suçlu gibi görüyor.
Sokağı bırakın, aynı binada oturan komşular bile, birbirleriyle selamlaşmaktan kaçınıyor.
Herkesin suratı asık.
Gülen, tebessüm edene rastlamak imkansız gibi bir şey!
Böylesine bir birine yabancılaşmış, bir birlerini ötekileştirmiş bir toplumdan ne beklenebilir ki?
İlginç bir biçimde ve çok saçma bir korkuya dayalı olarak, laik–anti laik kutuplaşması özellikle pompalanıyor.
Aleviler eskiye göre çok daha rahat bir ortamda, kendilerini ifade edebilmelerine rağmen, Alevi-Sünni kutuplaşmasının fitili ateşlenmeye çalışılıyor.
Türk-Kürt ırkçılığı neredeyse tavan yapacak noktaya taşınmaya çalışılırken, Allah’tan Türk halkı bu konuda çok daha duyarlı davranıyor.
Türkler doğu ve güneydoğuya gönül rahatlığıyla ve güvenli bir biçimde gidemezlerken, Kürtler batıda ellerini kollarını sallayarak huzur içinde yaşayabiliyorlar.
Olaya bu açıdan baktığımızda, tüm olumsuzluklara ve tahriklere rağmen, Türk halkı gelişmeleri olgunlukla ve hoşgörüyle karşılayabiliyor.
Tabii ki bu hoşgörünün aralıksız devam edeceğini sanmak saflık olur!
Benim merak ettiğim konu, bu terör bu şekilde devam ederken, Kürt halkı içindeki sağduyulu vatandaşlarımız PKK’ya dur deme yerine PKK ve BDP’nin suyuna gitmeye devam ettiklerinde, Türkler de "Kürtlerden ayrılalım" demeye başlarsa, Kürt halkının tutumunun ne olacağını cidden merak ediyorum!
PKK terör örgütü militanlarının cenazeleri, bir protesto eylemi aracı olarak kullanılıp, sık sık bu militanların ölüm günleri yeniden gündeme taşınarak, Kürt halkını ırkçılığa taşıyacak, terörü destekleyecek bir motivasyona dönüştürülmeye çalışılırken, Türk askerine dönük ihanetler, kalleşlikler hiç gündeme gelmiyor ya da getirilmiyor!
Bu, Türk halkının sağduyusundan mı, yoksa vurdumduymazlığından mı?
Bu hoşgörü ortamının devamı ve ülke genelinde bir iç savaşın çıkmaması konusundaki sabrı nedeniyle, MHP ve Ülkücü hareketi tekrar tekrar kutlamak gerekir!
Siyasiler, siyasi kaygılara dayalı olarak, ülkenin ve ülke insanının çıkarlarından çok parti çıkarlarını öne koyup, salt iktidarı ele geçirme adına olmadık saçmalıklara imza atma aymazlığı içindeler.
Her ne olacaksa olsun, “Benden sonrası tufan” diyen siyasetçilerimiz olduğu gibi, partilerin ya da ideolojilerin fanatikleri, bu ülkenin ve bu ülke insanının felaketine neden olabilecek yaklaşımlar içine girmekten bile çekinmemekteler!
Ülkedeki her tür olumlu gelişmeyi bile olumsuz gibi, her yapılan iyi şeyi kötü gibi göstermeye çalışan bu beyinler, ülkenin batması pahasına, destekledikleri siyasi yapının ya da ideolojinin, oyla olmasa bile, bir biçimde iktidara gelme adına, her tür rezilliği sergilemekten çekinmemekteler.
İşte böylesine her alanda kutuplaşmış bir toplum, ister istemez linç kültürüyle sarmaş dolaş olup, o kadar gerilmiş halde ki, en küçük bir tartışmada, fındık kabuğunu doldurmayacak bir konuda ya da çelişkide insanlar birbirlerini öldürebiliyorlar.
Hoşgörüden yoksun, empati geleneği olmayan, Osmanlıdan kalma yağmacı geleneğimizden bir türlü kurtulamadık.
İnsanlarımız, birbiriyle eşit koşullarda ve belli kurallar dahilinde yarışma yerine, kısa yoldan öne çıkma adına her tür insanlık dışı davranış içine girebilen bir toplum dokusu içinde, yine de kurallara uyarak yaşamaya çalışanlarımız olsa da, sürekli gerilerde kalanlar, haksızlığa uğrayanlar, her alanda mağdur olanlar yine de onlar oluyor!