Emre Kongar'ın 'Devrim Tarihi Toplumbilim Açısından Atatürk” isimli kitabından bir alıntı: Halkevlerinin etkinliklerine bir örnek olarak 1940 yılına baktığımızda oldukça ilginç sonuçlar görüyoruz. Verilen konferansların sayısı...

Emre Kongar’ın “Devrim Tarihi Toplumbilim Açısından Atatürk” isimli kitabından bir alıntı: Halkevlerinin etkinliklerine bir örnek olarak 1940 yılına baktığımızda oldukça ilginç sonuçlar görüyoruz. Verilen konferansların sayısı beşbinden çoktur. İkibin temsil, binikiyüz konser verilmiş, ikibin film gösterilmiş, yüzelli güzel sanatlar, dörtyüz kadar çeşitli sergi açılmış, çeşitli kurslara kırkbeşbin kişi devam etmiş, mevcut dörtyüz küsur bin kitaptan 2.461.813 kişi yararlanmıştır. (İğdemir 1945).
Emre Kongar kitabının içeriği nedeniyle, geçmişi bu günle kıyaslamamış. Onu da tahmin ederek biz yapalım.
Nüfusumuz ikiden fazlaya katlandı, 30 milyondan 75 milyona ulaştı. Kapanan tiyatro ve sinema salonu sayısı bilinmiyor, yeni açılanları da yok. Yerlerine dikilen AVM’lerin sayıları bilinmiyor. Kitapçılar kırtasiyeci oldu. Okuyan sayısı azalırken topun peşine düşen sayısı bilinmiyor. Gazete sayısı artarken tirajın artmamasının nedeni nedir? Yoksa inanırlılıklarını yitirip yandaş olmalarından mıdır?
Sarı sendikalar artarken sendikalı sayısının azaldığı ülkemizde kültür ve sanata pay ayırmalarını insanımızdan beklemek insafsızlıktır. Bu eksiği kapatması gereken Devlet, kültür ve sanattan elini eteğini çekmiştir. Halkevlerini yok eden iktidarlar; 1960 devrimiyle özerkleştirilen radyonun yani TRT’nin halkevleri rolüne soyunmasını bile çok gördüler. Kalitesizlik; iktidarlarıyla birlikte önce TRT’de başladı.
Dilde özen yok oldu. Yapılı cüsseli yerine sayz diye kavram icat eden spikerler türedi. Özel kanallara yetişmiş elemen ihraç eden kurum tanınmaz haldedir. Söyleşiye alınanlar bizi işimizden etmeyin ricasıyla karşılaşıyorlar. Eskiden kendilerini ifade etme şansını yakalayan bilim insanları bu şanslarını kaybettiler. TRT, çocuklar için inanılmaz eğitim aracıydı.
Yıllarca sinema ve tiyatroya özellikle Türk Müziğine, edebiyata önemli katkılar sağlayan TRT; artık kendi çarkını bile döndürememektedir.
Koruma bilinci gelişmemiş Türkiye’de kimse beni; mimarlıkta, mühendislikte, bilimde ve güzel sanatlarda iyi olduğumuz konusunda, ikna edemez. Batılı geçmişini koruduktan sonra teknolojinin üstünlüklerini kullanıyor. Modern alanlarla tarihi dokuya asla zarar vermiyorlar. Dolayısıyla batıda; tarihi doku, müzeler, parklar huzur dolu yaşam alanları oluştururken; kentlerimiz plansız yapılaşmaya kurban edilmektedir.
Bu anlayışla anlaşılan o ki; işler daha da kötüye gidecektir. Sevgili meslektaşım mimar Oktay Ekinci hakkın rahmetine kavuştu. Bizler çok üzüldük; kente karşı işenen suçları suç görmeyenler, çevrelerine duyarsız olanlar; acaba onlar da üzülmüşler midir?