'Dünya Değerler Araştırması”nın sonuçları açıklandı. 54 il ve 128 ilçede yapılan görüşmelerde ortaya çıkan bulgulara göre, 12 Haziran 2011 seçim sonuçları nedeniyle bizzat CHP'li politbüro üyelerince yoğun eleştiriler...
“Dünya Değerler Araştırması”nın sonuçları açıklandı. 54 il ve 128 ilçede yapılan görüşmelerde ortaya çıkan bulgulara göre, 12 Haziran 2011 seçim sonuçları nedeniyle bizzat CHP’li politbüro üyelerince yoğun eleştiriler alan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapıldığını ortaya çıkıyor. AKP’nin yüzde 49 oy aldığı ve çok başarılı bulunduğu Türkiye’nin “değerleri” nelermiş, bir bakalım:
Yüzde 61: Kadın mayo giymesine karşı olduğu gibi, kadın her zaman kocasına biat etsin, sözünden dışarı çıkmasın diyor…
Yüzde 71: Erkek daha iyi liderdir dediği gibi, nikâhsız yaşayan komşu istemiyor. Kadınlar çalışmasın çocukları zarar görür görüşünde…
Yüzde 77: Din ile bilim çelişirse, dine inanırım...
Yüzde 44: Ramazanda lokantalar kapalı olsun...
Yüzde 23: Bir erkeğin birden fazla eşi olabilir... Ülkemizin değerleri bunlar...
Şimdi sormak lazım? Kılıçdaroğlu’nun yüzde 26 oy alması başarı mıdır, yoksa başarısızlık mıdır? Bu değerlere göre öncelik, toplumu “çağdaş dünyaya” uygun hale getirmek olmalı… Bu görev de muhalefet partilerine özelliklede CHP’ye düşüyor; Türkiye bu makûs talihini ancak iyi örgütlenmiş, çalışkan muhalefet partileriyle yenebilir... MHP’de büyük iş düşüyor…
GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE’NİN SORUNLARI NELERDİR?
Güzel ve yalnız ülkemizin sorunları bunlarla bitmiyor. İşsizlik, üretimsizlik, ithalata tutsak bir ekonomi, ihracatın yüzde 74’ünün ithalata bağlı olması, eğitim, sağlık, terör… Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, HSYK, yürütmenin emrine adeta girerek kuvvetler ayrılığı ilkesinin çökertilmesi…
Üniter ulus devletin yeni bir anayasa ile dönüştürülerek federal bir yönetime geçilmesi sürecinin hızlandırılması… Bunca yaşamsal sorun varken siyaset meydanında konuşulup tartışılan bir şey yok. Adeta muhalefet partilerinden de “tık” yok…
Hükümetin görevlendirmesi üzerine ilgili Adalet Bakanlığı, ABD’ye üst düzey bürokratlarla birlikte giderek eyalet sistemini incelemiştir.35 vali yardımcısı ve kaymakam yine ABD’de eyalet sistemi üzerine eğitim görmüştür. Yargıtay’ın eyalet hukukuna göre dönüştürülmesi için 9 bölgeye ayrılan Türkiye’de İstinat Mahkemeleri için görevlendirilen HSYK Bölge Hukuk Mahkemelerinin savcılarını atamıştır.
İlk Bölge Hukuk Mahkemesi Diyarbakır’da açılacakmış… Danıştay ve Yargıtay başkanlarını istinat mahkemelerinden yana görüş bildiriyorlar… Hukukçu bilmez mi istinat mahkemelerinin sadece federal ülkelerde olduğunu? Ülkenin bağımsızlığı ayaklar altına alınmıştır… Üniter ulus devlet adım, adım federasyon yoluyla bölünmeye götürülmektedir…
YENİ CHP Mİ YOKSA “YENİDEN” CHP Mİ?
Yeni sözcüğü insan ruhunda, umudu yansıtır. Sanki her “yeni”, bize iyi bir şeymiş gibi gelir. Yeninin kötüsü olmaz. Yeniler her zaman iyidir.
Siyasi hayatımızda, “yeni” dendiğinde, biliniz ki, bu yenilik Büyük Ortadoğu Projesi gereğince, Atlantik ötesinden gelmektedir. Amerika'nın yapın dedikleri, ülke halkına siyasi iktidarca, "yeni" kavramı altında yapılmaktadır.
Bu yeni oluşumlara, “yeni CHP” eklendi. CHP’nin yeni olması için yeni Kemalizm gerekli... “Yeni Kemalizm” olamayacağına göre, Yeni CHP’de olamaz. Ancak ve ancak “yeniden CHP” olabilir… Fiiliyat da yeni CHP'miz, yeni Türkiye için AKP politikalarına paralel, yeni politikalar izlediği konuşuluyor.
CHP yeni olurda, “yeni ordu” olmaz mı? Zaten “Yeni TSK” çok önceden uygulamaya konulmuştu.
"Yeni Anayasa" ve “Yeni Kürt açılımı” zaten konuşuluyor. Baksana 31 yıldır İsveç’te yaşayan eski ama “yeni Kürtçü aydın” olarak lanse edilen Kemal Burkay bile “yeni” geldi… Sayesinde Atatürk’ümüzün bile yüzü örtüldü! Onlara göre Atatürk eski… Bu yeni sıfatı girdiğinden bu yana, ülkede huzur kalmadı.
Siyasi iktidar yüzde 50 oy almış olmasına rağmen, karşısında “hissedilir bir muhalefet” olmamasına rağmen, ülkede gerginlik hiç son bulmuyor.
Bu “yeni” iradenin Amerika'nın iradesi olması muhtemel gözüküyor… Halkımızın bu huzursuzluğu, bu gerginliği nereye kadar sineye çeker bilemiyorum. Ama gidişatımızın pek iç açıcı olmadığı da apaçık ortadadır. İnanıyorum “gerçek yeninin” kurucusu “yeniden CHP” ve onun idealist kadroları ve örgütleri olacaktır.
ALANYA’DA ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ OLUŞMAMIŞ, OLUŞMAYACAK TA!
Bu yeni kavramı kafamı bayağı karıştırdı. Alanya’mızın da “Yeniden Alanya” gündeme gelmeli! Dostlar “Neden Alanya hakkında yazmıyorsun?” diyorlar… Ne yazayım kardeşim? Her şey “eski hamam, eski tas”, ayrıca da “sen, ben, bizim oğlan”… Benim de biraz olsun kafa dinlemeye ihtiyacım var. Nasılsa birileri Alanya’nın sorunlarını çözdüklerini ifade ediyor… Eleştiride bulunuyoruz, “eleştiri kültürü”nün medeniyet unsuru olduğu henüz Alanya’ya gelmemiş… Taneri “yine buhran” da diyor, cam kulede ikamet eden şahıs… Kendime tek taraflı olarak izin verdim… Bayram sonu nasip olursa görüşürüz… Görüşemesek de, hoşça kalın… Yaşamınız “yeni mutluluklarla” dolsun…