Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa, cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçilecek. Benim gördüğüm ya da görebildiğim kadarıyla, halkın seçime ilgisi yok gibi bir şey! Üç adaydan ikisi, partilerinde lider konumunda. Birisi ise ne yazık ki,...

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa, cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçilecek.
Benim gördüğüm ya da görebildiğim kadarıyla, halkın seçime ilgisi yok gibi bir şey!
Üç adaydan ikisi, partilerinde lider konumunda.
Birisi ise ne yazık ki, çatıdan çok, çatıyı geçici olarak örtecek bir çadır gibi!

HDP

kazanıp kaybetme hesabına girmeden, kendi adayını özellikle de Eşbaşkanı Selahaddin Demirtaş’ı aday gösterirken, Demirtaş da aday olma yürekliliğini gösterdi.

AK

Parti’nin adayının Erdoğan olacağı yıllar önceden belliydi.
Merak edilen konu ise, iki güçlü ve köklü parti yani

CHP

ve

MHP

’den kimlerin aday olacağıydı.
Bu iki partinin liderleri, aday olamadıkları gibi, kendi adaylarını da gösteremediler.
Mazeret olarak da, iki parti olarak bir çatı aday isminde birleşerek, uzlaşma kültürüne yelken açmanın yararlarını ortaya koyarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.
İki partinin desteklediği çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu bana göre her bakımdan

SP

Genel Başkanı bile olabilecek kariyere, birikime ve de kültüre sahip bir kişi.

MHP

Türk-İslam Sentezi çizgisinde olması nedeniyle İhsanoğlu’nu desteklemesi normal de,

CHP

’nin özellikle de kendilerini ilerici ve devrimci olarak gören, laikliği ağzından düşürmeyen, mevcut iktidarı da şeriatçılığa yelken açmakla suçlayan bir zihniyetin hatta Kemalist bir geleneğin İhsanoğlu’nu desteklemesi beni şaşırttı!
Aslında bu tutarsızlıklardan dolayı kurumsal olarak

CHP’

yi eleştirmek doğru olmaz.
Eğer bir yanlışlık ya da bir suçlu varsa, o da

CHP

’nin politikalarını belirleyen kadro.
Sürekli bizi şaşırtmaya devam eden de

CHP

değil, maalesef bu kadro.
Kara çarşafa bile

CHP

rozeti takan bu kadrodan başka ne beklenebilir ki?
Bana göre

CHP

ve

MHP

liderleri aday olsalardı ya da bu çizgide yıllardır tutarlı bir siyaset yapmış, tanınmış siyasilerden birini aday gösterebilselerdi.
Bu seçimde özellikle de birinci turda hiçbir aday yüzded 50’nin üzerinde oy alamazdı.
İkinci tura ya

CHP

’nin ya da

MHP

’nin adayı kalırdı.
İkinci turda seçimi kimin kazanacağı ise hiç belli olmazdı.
AK Parti ya da Erdoğan karşıtlığına dayalı bu seçimi

CHP

’nin ya da MHP’nin adayı kazanabilirdi.
Kazanamasalar bile yarış çok daha çekişmeli geçer, kazanacak kişi bugünkü gibi önceden belli olmazdı!
Daha da önemlisi, seçim çok daha renkli ve heyecanlı geçer, halkın ilgisi tavan yapabilirdi!
Dünkü yazımda da değindiğim gibi,

CHP

ve

MHP

kurmayları, Erdoğan Cumhurbaşkanı olsun da,

AK

Parti'nin başından ayrılsın diyerek bu yolu seçtiler gibi geliyor bana!
Kim ne derse desin, anketler ne söylerse söylesin, seçimin sonuçları belli.
Belli olduğu için de, millette seçim heyecanı yok.
“Miting meydanlarındaki kalabalıklar neyin nesi?” diye soracak olursanız.
Bunlar, siyasi partilerin bindirme kıtalarından oluşan, salt kendi partilerine ve liderlerine destek amaçlı kalabalıklar.
Bu kalabalıkların önemli bir bölümünün İhsanoğlu’nun oylarına yansıyacağını sanmıyorum.
Ben Cumhurbaşkanının kim olacağını merak etmiyorum.
Benim merak ettiğim şu:

AK

Parti Genel Başkanı, dolayısıyla da önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlere kadar Başbakan’ın kim olacağı?
Seçimin sonucu ne olursa olsun, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.