O'na ölüm hiç yakışmadı.Köpeği Gery, Hasan'ın ardından hala ağlamaya, ulumaya devam ediyor DE kahpe dünya dee... Genç-yaşlı demeden insanları öğütmeye devam ediyorsun. Kaybettiklerimizin ardından yazdığım yazıların sayısını...
O’na ölüm hiç yakışmadı.Köpeği Gery, Hasan'ın ardından hala ağlamaya, ulumaya devam ediyor
DE kahpe dünya dee... Genç-yaşlı demeden insanları öğütmeye devam ediyorsun. Kaybettiklerimizin ardından yazdığım yazıların sayısını ben de hatırlayamıyorum. Her ölüm acıdır. Hele ölüm genç ölümü olursa daha da acıdır. Genç ölümlerini Yunus Emre'nin şu dizeleri nasıl da anlamlı kılar:
Bir nesneye yanar içim,
Göynür özüm,
Gök ekini biçmiş gibi,
Yiğit iken ölenlere.
14 Eylül 2011'de Alanya bir gencini, bir yiğidini daha kaybetti. Hasan Kargı'yı büyük kalabalıkla uğurladık. Alanyalılar lakaplarıyla bilinirler. Hasan'ın mensubu olduğu Topal Hüsnü ve Tat Şavkı sülalesinin acılarını paylaşıyoruz. Hasan Kargı, 24 Ağustos 1976 yılında, bir Ağustos sıcağında, Ömer, Ayşe ve Esma'dan sonra, son evlat olarak dünyaya gelir. Anne tarafından Topal Hüsnü'nün (Büyük Dede) torunudur. Memiş Doğan'ın kızı Fatma ile Kerim Kargı'nın oğludur. Baba Kerim Kargı köken olarak Tat Şavkılar sülalesine dayanır. Merhum Tat Şavkı bir dönem Alanya'sının renkli simasıdır. At üstünde giderken zil çalar, cümbüş çalar, görenler “Tat Şavkı at üstünde düğün yapıyor” derdi. Anne Fatma Hanım, Topal Hüsnü'nün torunudur. Sülale fertlerinden merhum Hayri Emmi, merhum Berber Ahmet söyledikleri gazellerle ünlüydüler. Onların Davudi seslerini unutmak mümkün mü? İşte Hasan bu saydığımız iki sülalenin bir senteziydi. Bu iki renkli, maharetli sülalenin sentezinden zeybek oyunlarını kendine has yorumuyla oynayan bir Hasan ortaya çıkacaktır. Çökertmeyi onun stiliyle izlemek bir zevkti. En son oyununu da Alanya Sofrası’nda oynamıştı. Alanya'ya uzun yıllar Kargı Nakliyat Ambarı ile hizmet veren Baba Kerim Kargı'da da aynı maharetler var mı, bilmiyorum. Özel Hamdullah Emin Paşa Koleji’nde dersine girdiğim merhum Hasan'ın ağabeyi sevgili Ömer'in oyun oynamada ve şarkı söylemede maharetli olduğunu biliyorum. Dayıları Hüsnü ve Kemal de bu konuda maharetlidir. Merhum Hasan'a dönecek olursak, ortaokuldan sonra ağabeyi Ömer'le birlikte 'Şerif' diye bir giyim mağazası açtılar. Daha sonra Hasan, balık lokantası işletmeciliği yaptı. Balık konusunda uzman olduğu söylenen Hasan'ın, anlatılanlara göre balığın çıktığı denize karşı, daha doğrusu suya karşı bir fobisinin olması, yüzme bilmemesi bir tuhaflık arz eder. Kadere bakın ki, su, onun ölüm nedeni olacaktır. Onu zeybek oynarken sık sık havaya zıplamasıyla bir başka sevmiştik. İlginçtir, zıpladığında ayakları zıplanan aynı noktaya düşerdi. Milim şaşmazdı. Değişik ve ilginç ayakkabılarla dolaşmasını severdi. Titiz bir yapısı vardı. Klas giyinirdi. Uzakdoğu sporlarına hevesliydi. Ölümünden bir gün önce evlerinin yanındaki Doğanay Cam sahiplerinden Remzi Ay’la sohbet eder. Kadıpaşa Muhtarı Hasan Öner'in marketinde çalışan Yavuz'dan sarkıttığı sepetle bir dal sigara ister.
Remzi Ay anlatıyor:
“13 Eylül 2011 Salı günü muhabbet ettik. ‘Yarın sabah araziye çıkacağım’ dedi. Arazi dediği avlanmaktır. O ‘Avlanmaya gideceğim’ demek yerine ‘Araziye çıkma’ tabirini kullanırdı. Dediği gün araziye çıkarlar. Saat 11.00'de dönerler. Köpeklerini yemler. Canı gibi sevdiği 4 köpeği var. İsimleri Gery, Kont, Zeytin ve Aymi'dir. Aynı gün dayısı Kemal Doğan'la ava çıkar. Kendisinin günde iki kere ava gittiği görülmemiştir. Ancak o gün ikinci kez ava çıkmıştır. Çünkü köpekleri çok kıymetlidir. Onları günde iki kere ava çıkararak yormak istemezdi. Olay günü damızlık olarak kullandığı (Erek köpek) Gery, saat 13.00 ile 13.30 arası ağlayarak, ulumaya başladı. Bu saatler Hasan'ın kuyuya düştüğü saatlerdi. Köpeğin ulumasında bir anlam vardı. Sahibinin öldüğünü resmen ilan ediyordu. Hissetmişti. Bu köpek normalde hiç ulumayan bir köpektir. Uluma seslerini dükkanının yanında olduğum için bizzat duydum. Köpeği Gery, hala ağlayıp duruyor. Ölüm esnasında köpeği Kont yanındaymış. Hasan'ın dostluğunu, arkadaşlığını hep arayacağız. Kuşlardan iyi anlardı. Isırgan kuşunun en iyisini beslerdi. Tüfeklere hevesliydi. Ölümünden bir gün önce papağanının tüyünü Almanya'ya göndermişti. DNA testi ile kuşun yaşını öğrenmek istiyordu.”
İşte, Remzi Ay'ın anlattıkları böyle.
Sevgili dostlar, hayat sürprizlerle dolu. Umulmaz acılar her an kapımızda. Şair ne de güzel söyler:
Neylersin ölüm herkesin başında,
Yaşadın, yaşamadın,
Uyudun, uyanamadın olacak,
Bir tat misali nereden,
Ne zaman, nasıl, kim bilir,
Bir musalla taşında,
Bir namazlık saltanatın olacak.
Hasan'ımıza ölüm hiç yakışmadı. Elden ne gelir ki? Işığı bol olsun. Serin selviler altında kalan kabrinden her seher bir gül açsın. Her dem o çok sevdiği bülbül ötsün.
NOT: Baba Kerim Kargı, evladı Hasan'ın cenazesine, taziyesine iştirak eden tüm sevenlerine kalbi teşekkürlerini iletmemizi istedi.