Alanya’da bulunan ve makalelere konu olan bu türbeleri biliyor muydunuz?

Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mevlüt Metin Türktaş tarafından hazırlanan tarihi makalede Alanya’nın kırsal mahallelerinde yer alan yatır ve türbelere yer verildi.

İNSANLAR ilk çağdan bu güne kadar sıkıntılı süreçlerde Allah’tan yardım almak için çeşitli yollara başvurdu. Bu beklenti kimi zaman doğrudan dua ile olurken kimi zaman da insanlar Evliya, yatır ve türbeler aracılığıyla Allah’a dua etti. Alanya’da da yaygın olan türbe kültürü Pamukkale Üniversitesinin hazırladığı tarih dergisinde konu edildi.

ŞAMANİZMDEN GÜNÜMÜZE KADAR GELDİ

Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mevlüt Metin Türktaş tarafından hazırlanan makalede şunlara yer verildi:
Türk kültürü içerisinde türbe, yatır ve adak yerleriyle ilgili inançlar oldukça fazla ve yaygındır. Orta Asya Türkleri ve Türkiye Türkleri arasındaki kültür bağlarını, inanç sistemlerini, detaylı olarak araştıran Abdülkadir İnan, türbeler, yatırlar ve adale yerleriyle ilgili inançlara çeşitli makalelerinde temas etmiştir. İnan, bu çalışmalarından birinde, günümüzde hâlâ canlı canlı olarak yaşayan, ağaçlara paçavra bağlamak, değişik yerlere kurban kesmek, Evliya ve türbeleri ziyaret etmek ve adaklar adamanın Türklerin İslamiyet öncesi dini olan Şamanizm’den günümüze kadar süregeldiğini belirtmiştir. Bir ara Hz. Muhammed zamanında, insanların eski dinlerinin etkisinden kurtarılması için yatır ve türbe gibi yerlerin ziyaretleri yasaklanmış; ancak İslamiyet kuvvetlenince tekrar serbest bırakılmıştır. Türk kültürü içerisinde, türbe, yatır ve adak yerleriyle ilgili inançların oldukça fazla ve yaygın olduğunu söylemiştik. Bunların içerisinde adak adamak Türk inanç sisteminde oldukça köklüdür. Yatırlara adak adamak, ona bir dileğin gerçekleşmesi için başvurmaktır. Adayan kişi bu eylemiyle yatırın kendisiyle Allah arasında bir çeşit aracılık yapacağına inanmıştır. Dileği gerçekleşince verdiği sözü, yerine getirir.

KÖKLEM DEDE EVLİYASI

Alanya'nın 20 km kadar batısında bulunan Türkler Kasabası sınırları içerisindedir. Evliyanın mezarı, kasabanın mahallesini Bilaller Mahallesi'ne bağlayan köprünün hemen yanında, Kargı Çayı'nın kenarındadır. Evliya, yerli halk arasında "Büklüm Dede'\ "Türbe"' gibi adlarla da anılmaktadır. Mezarın boyu yaklaşık olarak 3m, genişliği 1.5m; duvarının yerden yüksekliği 60cm kadardır. Üzeri tahtadan bir çatı ile örtülmüştür. Evliyanın mezarı eski bir mezarın kenarındadır.
Bu da mezarlığın Müslüman mezarlığı olup olmadığı konusunda şüphe uyandırmaktadır. Ancak, mezarların hepsinin yönünün Kıbleye doğru olması ve mezarlıkta bol miktarda "andız"- ağacının olması bizde burasının Müslüman ve Türk mezarlığı olduğu kanaatini kuvvetlendirdi. Evliyanın kabrinin yanında bulunan büyükçe meşe ağacında çok miktarda çakılmış çivi ve bu çivilere bağlanmış bez parçaları, saç telleri, değişik renkte ipler, yünler ve boncuklar bulunmaktadır. Bunlar yatırı ziyaret eden kişiler tarafından çoğunlukla bir dilek tutularak bağlanmıştır.
Köklem Dede Evliyası hakkında bilgi veren bölge halkından Ahmet amca şunları söyledi:
"Bu yatırın kim olduğunu ve nereden geldiğim herkes gibi ben de kesin olarak bilmiyorum. Ben kendimi bildim bileli buraya ziyaretçiler gelir. Eskilerin anlattığına göre buraya daha eskilerden de ziyaretçi gelirmiş ve halk o zaman da buraya çok önem verirmiş. Ben küçüklüğümden bu yana bu Evliyanın büyüklüğüne ve kerametine inanırım. Yolum ne zaman o taraflara düşse gider dua ederim. Size bu Evliya ile ilgili başımdan geçen bir olayı anlatayım. Sizin de gördüğünüz gibi Evliyanın mezarının bulunduğu yer ormanlık bir yerdir. Benim küçüklüğümde oradaki ormanlar daha da fazlaydı. Ormanın çok olduğu yer de kuş da çok olur. Ben de çocukken bundan faydalanarak oralara kapan kurmaya giderdim. Yine bir gün, kapan kurmak için gittiğimde, kapan için yassı bir taşa ihtiyacım oldu. Daha önce böyle taşları mezarlıktan bulabildiğim için yine oraya gittim. Aradığım taşı Evliyanın mezarı üzerinde buldum. Taşı yerden kaldırır kaldırmaz karnıma müthiş bir ağrı saplandı. Ben, ağrıya fazla aldırmadan, taşı kullanacağım yere kadar götürdüm; ancak ağrıdan kapanı kuramadan kendimi eve zor attım. Akşam olunca anneme karnımın çok ağrıdığını ve hasta olduğumu söyledim. Annem hemen, "Yoksa Türbeden bir şey mi aldın, oralardan bir ağaç mı kestin ?" diye sordu. Ben de başıma gelenleri olduğu gibi anlattım. Bana sabah olur olmaz oraya gitmemi ve aldığım taşı yerine koymamı söyledi. Sabah olunca gidip aldığım taşı korka korka yerine koydum ve hemen karnımın ağrısı kesildi. Sonradan öğrendiğime göre benim aldığım taş, Evliyanın hece taşıymış."
Yine Evliya hakkında bilgi veren Ali Ersoy ise şunları söyledi:
“Evliya, çok büyük bir zatmış ve birçok derde derman olduğunu, rahatsız edildiği zaman rahatsız edeni mutlaka cezalandırdığı söylenir. Gençlik yıllarımda şöyle bir şeye tanık olmuştum. Bir arkadaşımla Türbe civarında koyun güdüyorduk. Koyunları Türbenin yanındaki çaydan karşıya geçirecektik. Hayvanlar, suyu görünce karşıya geçmek istemediler. Arkadaşım, koyunları ürküterek karşıya geçirmek için elindeki sopayı Türbe'nin tahtalarına birkaç defa vurdu ve hemen fenalaştı. Ağzı da bir tarafa kaymıştı. Hocalara okutarak bu rahatsızlığından zorla kurtuldu."
Bu Evliya, özellikle çarşamba günleri bir çok kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Her türlü rahatsızlıktan ziyaret edilmekte; özellikle çocuğu olmayan kadınlar daha fazla uğramaktadır.

MAHMUT ŞEYDİ EVLİYASI

Alanya Payallar Kasabası doğumlu. Mahmut Şeydi Evliyası, Alanya'ya 30km uzaklıkta ve Alanya'nın kuzey kesiminde bulunan Mahmut Şeydi Köyü’nde bulunmaktadır. Evliyanın mezarı, duvarları taştan örülmüş ve üzeri kiremitle örtülü büyükçe bir yapının içerisindedir. Bu Evliyanın da Horasan'dan gelen yedi Evliyadan biri olduğu söylenmektedir.
Mahmut Sevdi Köyü halkı kendilerinin Evliyanın soyundan geldiklerini söylemektedirler. Yöre halkının anlattığına göre, Evliyanın türbesini yaptıran Hamdullah Emin Paşa'nın Mısır’da görev yaptığı yıllarda bu Zât, Mısırlı bir zenginin rüyasına girmiş ve ondan örtü istemiş. Hamdullah Emin Paşa'yı tanıyan bu zengin, onun vasıtasıyla büyük ve kıymetli bir halıyı Zâtın üzerine örtülmesi için göndermiş. Yöre halkının yaşlıları bu halıyı hatırlıyorlar. Halı, 1932 yılında Alanya kaymakamı tarafından iki ilkokul çocuğuna aldırılmış ve bir daha da bulunamamış. Halıyı alan çocuklar, bir hastalığa tutulmuşlar ve hâlâ da çekiyorlarmış. Evliyanın makamının bulunduğu mezarlık ağaçlık bir yerdir. Ağaçlar, köy halkı tarafından kesinlikle kesilmemektedir. Kendisiyle Evliya hakkında konuştuğumuz Hasan Tahsin Bey bu konuda şunları anlattı:
"Babam Hüseyin Tıkmak, bu mezarlıktan bir ağaç keserek evine götürmüş. O gece zât rüyasına girmiş ve odunu geri götürmesini istemiş. Babam da sabah olunca odunu geri götürmüş" Bu Evliya da her türlü hastalıktan dolayı ziyarat edilmektedir.Ziyarete gelenler Evliyanın yanında kurban keserler ,kurban etini ve getirdikleri yemekleri muhtaç insanlara dağıtırlar. Ziyaretçiler arasında çocuğu olmayan kadınlar çoğunluktadır.

HIDILELLEZ DEDE

Hıdılellez Dede, ilçe merkezinin kuzey batı yönünde bulunan Hıdılellez adıyla anılan mevkide bulunmaktadır. Makam, denize nazır bir yere yapılmıştır. Uzaktan görünümü bir kiliseyi andırmaktadır. Yapının, biri kuzeye biri güneye bakan iki kapısı vardır. Güneye bakan kapının üst kısmında, mermer üzerine Latince yazılmış yazılar ve bir haç işareti vardır. Yazının altında da 1873 tarihi yazılıdır. Yapının içinde mezara benzeyen hiç bir şey yoktur. Yöre halkının anlattığına göre burası, eskiden Rumlar'ın yaşadığı bir yermiş. Rumlar buraya bahar aylarında çıkar ve bu yapıyı da kilise olarak kullanırlarmış. Cumhuriyet yıllarında (21 Ekim 1922) bir mübadele ile Rumlar burasını olduğu gibi bırakıp Yunanistan'a göçmüşler. Giden o Rumlar'ın, yazları hâlâ buraya ziyarete geldikleri söylenmektedir. Rumlar burayı terk edince onların yerine yerleşen Türkler, makamı pek fazla değiştirmeden cami haline getirmişlerdir. Yapı, daha sonraları bir adak yeri ve makam olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burasının, bahar aylarında çıkılan bir yer olması ve baharla Hıdılellez arasındaki ilişki neticesinde bu yapının Hıdılellez Dede adını almış olabileceği söylenmektedir. Makam, özellikle yağmur duası için ziyaret edilmekle birlikte, başka şikâyetler için de gelenler olmaktadır.

AKŞEBE SULTAN

Akşebe Sultan Türbesi ve Mescidi, yukarı kale içinde ve tarihi Bedesten'in batı kısmında yer almaktadır. Türbe, mescide bitişik olarak yapılmıştır. Duvarları taştan ve üzeri tek kubbelidir. Türbe mescidin sağ tarafında münferit olarak yapılmış bir de minare bulunmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı 1946 yılında yazmış olduğu kitabında Akşebe Sultan Türbesi ve Mescidi'ni şu şekilde anlatmaktadır:
"Mabedin soluna, sonradan aynı renk tuğla ile bir yazlık mescit ve türbe eklenmiştir. Bu kısmın kıble tarafını yuvarlak bir kubbe, kuzeyini de dar bir tonoz örter. Kıble duvarındaki mihrab yeri, burasının yazlık bir mescit olduğunu göstermektedir. Tonoz kısmın altında bir mezar ve üstünde 0.65m uzunluğunda Selçuk tarzında yapılmış kısa bir mezar taşı vardır. Yaşlı Alanyalılar 60 yıl kadar önce bu mezarda bir hırsızlık yapıldığını söylüyorlar. Bir ecnebi hesabına mezarın sandukası sökülmüştür. Tahminimize göre bu sanduka evvelce çini ile kaplı idi. Bu çiniler çalınmıştır. Buradan mescide açılır pencereler vardır. Mezarlarda hiç bir kitabe yoktur. Sonradan kubbenin altına ve mescidin içine ölü gömülmüş, perişan bir mezarlık haline konulmuştur. Biz, bu iki yapının da Selçuk eseri olduğuna inanıyoruz. Mescidin kapısının üzerinde 0.65m eninde ve 1.05m uzunluğunda üç menilerden teşekkül eden kitabe taşı vardır. Devrinin çok güzel bir sülüsü ile yukarıdan aşağıya doğru ayetler yazılmıştır. Kitabeye göre mescit. I. Sultan Alâüddin Keykubat zamanında 1230 yılında Akşebe tarafından yaptırılmıştır.
Burası, özellikle fıtık hastalığından şikâyetçi olanların ziyaret ettiği bir yerdir. Ziyarete gelen bayan hastalar tavuk, erkek hastalar ise horoz keserek dua etmektedirler. Makam, cuma günlerinin dışında her gün, özellikle çarşamba günleri ziyaret edilmektedir. Cuma günleri ziyaret edilmemesinin sebebi ise Evliyanın cuma günleri cuma namazına gittiğinin düşünülmesidir.

(Gülşah Anak)

01 Haz 2020 - 14:15 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Zeki Türktaş - Bu güzel çalışmayla Türbelerimiz ve evliyalarızmla alakalı bizleri aydınlattığı için sayın Mevlüt Metin Türktaş hocamıza teşekkür ederiz emeğinize yüreğinize sağlık??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Haziran 09:42
01

Hasan - Kale de deniz fenerinin yanında bir de Hatip Dede türbesi vardır. Bu türbenin üzerini örten sadece taşları vardır. Büyüklerimiz Hatip Dedeye dua eder ve adak dilerlerdi.

Ayrıca, Türbelinas yaylasından Gedeved yaylasına giderken yine bir taş yığınından ibaret olan öksüz kız türbesi vardır. Türk kültüründe önemli yerleri olan bu türbelerin atalarımızın şamanizden islamiyete geçişini yansıttı için çok önemlidir. Yine günümüzde Zidni zeynep hatun türbesi sağlam bir yapı olarak durmakta, çocukluğumda burada mevlüd okutulurdu. Daha önceleri de Bektaşi gençlerin burada nöbet tuttuğu söylenirdi. Mevlüt beyin bu çalışması nedeniyle bizleri aydınlattığından çok teşekkür ederim.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 01 Haziran 14:37



Anket Başkan Yücel'in 7 yıldaki performansını nasıl buluyorsunuz?