TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'na bazı malum şahıs ve çevrelerce gösterilen haksız ve akıl dışı karalama ve tepkilerin sebeplerini gayet iyi anlıyoruz da, 'Dost” görünümündeki insanların hem de dost kanallarda endam olup...
TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’na bazı malum şahıs ve çevrelerce gösterilen haksız ve akıl dışı karalama ve tepkilerin sebeplerini gayet iyi anlıyoruz da, “Dost” görünümündeki insanların hem de dost kanallarda endam olup fikir yürütmeye kalkışmalarını bir yere koyamıyoruz.
Adil olmayan yargılamalar sonucunda mağdur olan insanların mağduriyetlerinin yeniden yargılama ile bir an evvel giderilmesini talep etmenin ve bu konuda yetkili olan kurum ve kişilerin duyarlılıkla görevlerini yerine getirmesini hukuk adına talep etmenin neresinde bir anormallik olabilir? Malum dava ve diğerlerinde günlerdir anlattığımız gibi bir hukuk cinayeti söz konusudur. Bu haksızlığın giderilmesini talep eden Feyzioğlu’na o kadar haksızlıklar yapılmaya kalkışıldı ki burada bu konuyu anlatmaya devam edeceğim.
Metin Feyzioğlu’nun Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile birlikte İstanbul’da Başbakan Erdoğan’ın çalışma ofisinde konu ile alakalı görüştüğü günün akşamı üç kişi, dost bilinen bir kanalda akıllarınca bir takım fikirler yürütmeye kalkışıyorlar. Bu üç kafadarın programı haftada bir akşam canlı olarak yayınlanır. O akşam öyle kuru sıkı attılar ki, “Gündem değiştirme”den tutun da Feyzioğlu’nun “Cumhurbaşkanı adayı olacağı, CHP’ye genel başkan yardımcısı ve genel başkan olacağını” dillendirdiler. Öyle ki Metin Feyzioğlu’nun Başbakan’la görüşmeye giderken Baro aracıyla değil de başka bir araçla gittiğini dahi dile getirdiler. Güler misiniz, ağlar mısınız? Gündem saptırma masalını dünkü yazımızda hakkıyla anlattık. Tekrar anlatmaya gerek duymuyorum. İyi niyetlilere eyvallah diyorum. Ancak maksatlı olanlara da diyorum ki, bu ülkede birisi bir makama aday olacaksa sizlere mi danışacak beyler? Bu konuyu Metin Feyzioğlu, Fatih Altaylı’nın “Teke Tek” programında fazlasıyla, hem de kamuoyunu net bir şekilde aydınlattı.
Lütfen Feyzioğlu, Başbakan ile görüşmeye giderken yaya gitse ne kıymeti var? Helikopter ile gitse ne kıymeti var, ticari bir taksi kiralayıp da gitse ne kıymeti var, Baro’ya ait olmayan bir can dostunun aracıyla gitse ne ifade eder? Size ne? Sizin işiniz gücünüz yok mu hemşerim? Ama konu başkadır.
Feyzioğlu’nun “Şüphesiz kötü niyetle söylenmemiştir, üzerinde tartışılabilir” dediği projeye bu üç kafadar, başka art niyetliler gibi Sabih Kanadoğlu’nun önerisine yani mağdurların “Bizi celladımızın insafına terk etmeyin” diyerek büyük tepki gösterdikleri projeye sımsıkı sarıldılar. Ama nafile. Burada amaç bambaşkadır. Anlaşılan onlara birilerinin etki ettiği belli. Anlaşılan Feyzioğlu’nun bu kadar isabetli girişimlerine rağmen birilerinin başka hesaplar, içerisinde olduğu besbelli. Yalnız bu hesap yanlış bir hesaptır beyler. Yanlış hesap da unutmayınız Bağdat’tan dönermiş. Lütfen küçük hesapları bırakınız da, mağdurlara ve ailelerine bir sorunuz bakalım, bir tanesi eğer biz “Metin Feyzioğlu’nun girişimlerini yanlış buluyoruz” diyecek mi? Eğer derlerse, bu cevabı alırsanız sizlerden özür dilemeye hazırım. Hodri meydan.
Sevgili okuyucularım bu konuda bütün mağdurlar ve aileleri sonuna kadar TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun yanındadırlar. Zira onların ailelerini canlı yayınlarda ve programlarda kahrolarak, üzülerek, vicdanım sızlayarak izliyorum. Tertip ve iftiralara maruz kalan bu insanların kendilerinin, eşlerinin ve çocuklarının yaşadığı dramları buraya yazmaktan hicap duyuyorum. Vicdan sahibi olan herkesi de Metin Feyzioğlu’nun başlattığı bu girişime destek olmaya davet ediyorum. Lütfen destek olalım ki bu proje hayata geçirilsin. Yarın sizlere Metin Feyzioğlu’nu, ona gösterilen tahammülsüzlük ve kıskançlıkların sebeplerini anlatacağım. Hoşça kalınız.
NOT: Bu üç kafadar yukarıda anlattığım programın bir hafta sonraki ilk programında “Metin Feyzioğlu’nu çok sevdiklerini, sözlerinin yanlış anlaşıldığını ve Feyzioğlu’na da destek olduklarını” mealen dile getirdiler. Anlaşılan büyük tepki almışlar, tıpkı Emin Çölaşan gibi.
- DEVAM EDECEK –