Zamansız ve ani gelişen her kayıp sonrası insan yaşamı daha detaylıca sorgulanıyor. Aynı, fiziksel ve düşünsel olarak ölümün kıyısından hiç geçmeyeceği düşünülen Mehmet Ali Kemaloğlu’nun kaybedilişinde olduğu gibi…


Yakın arkadaş olan dedelerimiz, kurucu Atatürk cumhuriyetinin neferleri olarak Alanya’ya beraberce hizmet etmişler. 1940’larda Alanya ekonomisine yön veren Dim Çayı Sulaması ve betonarme iskele yapımı gibi büyük devlet yatırımlarının şehre ulaşmasından tutun da, İbrahim Hakkı Konyalı’nın meşhur Alanya kitabının hazırlanmasına kadar birlikte çalışmışlar.


Keza babalarımız öyle. ‘Dik’ lâkabı ile anılan baba Kemal Kemaloğlu özellikle muz ziraati ile uğraşırken, babam narenciyede kalmış. Alanya’nın tarımla gelişme modelinin ön alındığı 1960’lı, 70’li yıllarda fikir alışverişinde bulunmuş olmamalılar.


Mehmet Ali benimle aynı devreydi. İlkokula beraber başladık. O Müşerref Hocanım’da okurken ben Hasan Eminoğlu’nun öğrencisi oldum. Yollarımız üniversitede yine kesişti. ODTÜ İşletme’yi ben terk ederken, o bitirdi.


1985 yılında daha 29 yaşındayken, iyi İngilizce bilen, akıllı ve aileden aldığı genetik miras ile dürüst bir insan olarak turizm sektörüne girdi. Alanya’nın ilk şehir içi motellerinden olan Panorama’yı yönetmeye başladı. 1998 yılına kadar sürdürdüğü bu görev sonrasında otel kiralayarak işletmecilik yaptı.


Gerçek bir turizm duayeni olarak, Alanya’nın o yıllardaki en saygın ve etkili kurumu olan Alanya Turistik Otelciler Derneği’nde (ALTİD) önemli görevler aldı. ALTİD, yine günümüzde olduğu gibi zor yönetilir hale gelen 1990’lı yıllar Alanya’sında şehrin gelişiminde rol oynarken, o yönetici olarak iş başındaydı.


Alanya’yla özdeşleşmiş ülkenin en büyük spor organizasyonlarından birisi olan Alanya Triatlonu’na büyük katkı verdi. Arkadaşlarıyla birlikte, Alanya Triatlonu’nun uluslararası alanda resmî statüye kavuşması için yurt dışı toplantılarına gitti. Orada ülkemizi ve Alanya’yı temsil etti. 


Mehmet Ali günümüz Alanya’sındaki anlayıştan çok farklı olarak daha sakin, daha dünya hırslarından arınmış bir yaşam tarzını hedefledi. Kendisini huzurlu hissettiği yer Alanya Şehir Kulübü olmuş olacak ki, son yıllarında orada arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi tercih etti.


Mehmet Ali’ye arkadaşları, babasının lâkabı ile seslenmeyi uygun buldular. Onun Şehir Kulübü’ndeki adı da ‘dik’ oldu. Dik oluş inatçılıktan da öte, bildiği doğrulardan şaşmayan, prensiplerinden ödün vermeyen kişiliğinden de geliyordu. Akıllı bir insan olarak inanışlarını savunmaktan vazgeçmedi, dik olarak gitti.


Mehmet Ali Kemaloğlu’nun, insan değerlendirmelerinin farklı “mihenk taşlarında” ölçüldüğü günümüz Alanya’sında unutulmaması, gerçek yerine oturtulması için yazdım…