BİZ millet olarak iktidar düşmanıyız. İktidarın başarılı olup olmadığına göre bir değerlendirme yapmaktan çok, iktidarda olan bizim parti mi, değil mi ona bakıyoruz. Mevcut iktidara ve liderine karşı, muhalefet partileri birlik olup sürekli...
BİZ
millet olarak iktidar düşmanıyız.
İktidarın başarılı olup olmadığına göre bir değerlendirme yapmaktan çok, iktidarda olan bizim parti mi, değil mi ona bakıyoruz.
Mevcut iktidara ve liderine karşı, muhalefet partileri birlik olup sürekli saldırarak en acımasız eleştirilerde bulunurken, bu isimlerden birisi iktidar olduğunda, bu sefer de, iktidardan düşen partinin lideriyle geçmişte bu lidere söylemediğini bırakmayan diğer parti liderlerinin sarmaş dolaş olmaları ülkemizde geleneksel hale gelmiş durumda.
Buna en somut örnek olarak Rahmetli Ecevit ile Demirel’in farklı zamanlarda ve farklı konumlarda, çok farklı ilişkiler içinde olmalarını gösterebiliriz.
Demirel’le Ecevit iktidar kavgası verirken, bir araya gelip konuşmaları bile mümkün olmazken, Demirel’in ikinci defa Cumhurbaşkanı olması için Ecevit çok uğraştı.
Bugün de yıllardır devam eden AK Parti karşıtlığına dayalı bir bloktan söz edebiliriz.
Ne yazık ki, bu bloğun içinde birbirleriyle taban tabana zıt, hiçbir dönemde bir araya gelmeleri mümkün olmayan siyasi yapılar var!
1980 darbesine kadar, CHP saflarında aktif siyaset içinde bulunduğum uzun yıllar Demirel’e karşı mücadele verenlerdendim.
Rahmetlinin, MSP ve MHP ile birlikte iki defa Milliyetçi Cephe Hükümeti kurması sayesinde Milli Görüş çizgisiyle MHP önemli konuma geldiler.
Eğer bugün Milli Görüş çizgisinden gelme AK Parti 12 yıl bu ülkede tek başına iktidarda kalıp, hala da birinci parti durumundaysa, bunda Demirel’in şu ya da bu biçimde katkısı olmuştur.
Buna rağmen eğer son yıllarda Demirel bu 12 yıl içinde aktif olarak siyasete devam ediyor olsaydı, AK Parti bu kadar iktidarda kalamazdı!
Aslında hakkın rahmetine kavuşan bu dört siyaset adamı, iki kutuplu dünyanın soğuk savaş döneminde siyasete başladılar.
Demirel başta olmak üzere Erbakan ve Türkeş anti komünist cephedeydiler.
Özünde, CHP’nin komünizmle uzaktan yakından en küçük bir ilişkisi olmamasına karşın, bu üç isim de CHP’yi komünist olarak tanımlıyorlardı.
O günün moda umacı da komünizmdi!