Seçime iki gün kaldı. Pazar günü dananın kuyruğu kopacak. Ak koyun kara koyun belli olacak. Hamasi çıkışların oy getirip getirmeyeceğini ve bu toplumun aptal olup olmadığını da bu vesileyle öğrenmiş olacağız. Miting meydanlarında, olmayacak...

Seçime iki gün kaldı.

Pazar günü dananın kuyruğu kopacak.

Ak koyun kara koyun belli olacak.

Hamasi çıkışların oy getirip getirmeyeceğini ve bu toplumun aptal olup olmadığını da bu vesileyle öğrenmiş olacağız.

Miting meydanlarında, olmayacak vaatlerin bini bir para.

Hele hele Haydar Baş’ın reklamları ve de vaatleri olacak gibi değildi.

Vallahi ne yalan söyleyeyim, kimi vaatlere “Pes doğrusu. Bu kadarı da fazla” dedim.

İnanın bu saçma sapan hamasi çıkışlarla, halk dalkavukluğuna dayalı söylemlerle oy devşirmeye kalkan siyasetçilere bakınca, bunların o kadar da aptal olmadıklarını görüyor ve diyorum ki, yoksa biz gerçekten rahmetli Aziz Nesin’in dediği gibi aptalız da, bu uyanıklar bizim aptallığımızdan yararlanabilmek için, miting meydanlarında üfürdükçe üfürüp, mangalda kül bırakmıyorlar!

İşin ilginç yanı ise, seçimde en çok oyu hangi parti alınca bu toplumun akıllı ya da akılsız olduğu anlaşılacak?

Türkiye’de, Demokrat Parti çizgisindeki merkez sağ partiler tasfiye olduğundan bu yana, Türk siyaseti topallamaya başladı.

Merkez Sağ yok olunca, merkez Sol da, nereye yöneleceğini şaşırmış, sürekli yalpalamakla meşgul.

CHP gibi laikliği dilinden düşürmeyen bir partinin kara çarşafa CHP rozeti takması anlaşılır şey mi?

Bu yüzden de, marjinal olarak gördüğümüz Milli Görüş çizgisinin bir versiyonu olan AK Parti, muhafazakar demokrasi söylemiyle merkez sağın yerini aldı.

İlk dönemlerinde, AK Parti’nin dine dayalı bir devlet anlayışına yönelmesinden kaygı duyan, Türkiye’de laik demokratik hukuk devletine dayalı bir cumhuriyeti savunan kesimlere güven vermeye çalışan Erdoğan liderliğindeki AK Parti kadroları, son yıllarda, Erdoğan başta olmak üzere Davutoğlu’nun, İmam Hatip Liseleri ve türban konusuna odaklanıp, dini söylemlere ağırlık vererek, tarikat lideri gibi bir üsluba yönelmeleri, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş ya da desteklemiş çağdaş beyinleri rahatsız etmeye başladı.

Bu tür konular başta olmak üzere, uluslararası ilişkilerde din temelli bir anlayışla, herkese meydan okuyarak, tüm ülke liderlerinin tepkisini toplayan Erdoğan’ın Türkiye’yi bilinmez bir maceraya sürüklemesinden kaygı duyanların çoğunlukta olduğunu söylememiz mümkün.

Bu tür kaygıların tavan yaptığı bir dönemde, bakalım Pazar akşamı, Türkiye’nin karşısına, nasıl bir meclis tablosu çıkacak?