Millet olarak cesaretimiz tartışılmaz. Kural tanımamakta üstümüze yok! Trafik kurallarını ihlalde, kırmızı ışığı takmamakta, ehliyeti bile olmayan gençlerin, direksiyonun başına geçip, son sürat cadde ve sokaklarda hava atarken, kaç...
Millet olarak cesaretimiz tartışılmaz.
Kural tanımamakta üstümüze yok!
Trafik kurallarını ihlalde, kırmızı ışığı takmamakta, ehliyeti bile olmayan gençlerin, direksiyonun başına geçip, son sürat cadde ve sokaklarda hava atarken, kaç insanımızın öldüğünü, kaçının sakat kaldığını, kaç günahsızın, kaldırımda giderken, ya da yeşil ışıkta yaya geçidinden geçerken, durakta otobüs beklerken, bu sorumsuzların sorumsuzluğu yüzünden canlarından olduğunu düşündüğümüzde, ne kadar çılgın ve cesur bir millet olduğumuz, ölüme meydan okuduğumuz, dünyada en fazla trafik kazası demiyorum, trafik canavarlarına kurban veren bir ülke olmamızdan anlaşılmıyor mu?
Motosikletlerle tek tekerlek üzerinde şaha kalkmayı bir beceri ve yiğitlik sanan, ana caddelerde yoğun trafik içinde cambazlık yapan, bir sola bir sağa zikzaklar çizerek, akrobasi hareketlerine soyunan, bunu özel alanlarda değil, cadde ve sokaklarda deneyen beyinlerin, cesaretini tartışmak mümkün mü?
Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimiz, oralarda kuzu iken Türkiye sınırları içine girer girmez, kural tanımaz bir kurda dönüyorlar.
Denetimlerin yetersiz olduğunu söylesek de, asıl sorunun, insanlarımızın sorumsuzluğundan kaynaklandığını kabul etmek zorundayız.
Cadde ve sokaklarımızın iki tarafı da park edilmiş araçlarla dolu.
Bırakın kavşakların başına gelişigüzel araç park etmeyi, yolun ortasına aracını bırakan sürücüler var.
Böyle bir hanzoluğa hangi ülkede şahit olabilirsiniz?
Toplum sorumsuz olunca, yerel yönetimler ve güvenlik güçleri nereye kadar bu sorumsuzların sorumsuzluklarına engel olabilir ki?
Çok daha çirkini ise, ülkenin dört bir köşesinde şu ya da bu gerekçe ileri sürülerek, yasa dışı eylemler düzenlenmekte, güvenlik güçleri bu eylemlere müdahale edince de, taş ve sopalarla görevlilere saldırma yiğitliğine soyunan aymazlar var.
Trafikten sorumlu zabıta ile, trafik polisleri de giderek yaygınlaşan bu keşmekeşlik karşısında “Lanet olsun” diyerek ipin ucunu bırakmış durumdalar.
İşin ilginç yanı ise, bu yaygın kural tanımamazlık karşısında, belli günlerde kuralları çiğneyenler cezalandırılmaya kalkınca da, kıyametler koparılıyor, araya amcalar dayılar sokularak cezadan kurtulmaya çalışılıyor.
Kontroller sürekli yapılsa bu tür tepkiler olmaz.
Sürat yapan, tehlikeli sollama yapanlar yerine, hem de şehir içinde kemer takmadığı için bir sürücüye ceza yazıp, aynı durumda bir sürü araç yoluna devam ederse, vatandaş bu duruma da tepki gösterince görevli, “Ne yapalım hepsine yetişemeyiz ki” diyorsa, burada bir çarpıklık hatta keyfilikle rastgelelik var demektir.
Bu, körün tuttuğunu öpmesine benziyor!
Amcalar dayılar araya girince de, görevlinin yanıtı hazır. Maalesef sisteme girdik, yapacak bir şey yok!
Emniyet teşkilatımızın ve de Sayın Emniyet Müdürümüz Erkan Dur’un başta asayiş olmak üzere diğer birimlerdeki başarılı çalışmalarını alkışlarken, trafik konusunda en azından alt birimlerde görevli memurların biraz ağırdan aldıkları ya da belli keyfilik içinde olduklarını söylemek mümkün.
Cezalar hem caydırıcı, hem yerinde ve inandırıcı, hem de adil bir biçimde herkese aynı şekilde uygulanmalı.