'DİM Üzümlü'den getirilecek içme suyunun içinden geçtiği boruların parası” mevzusu, kamuoyunu uzun zamandır meşgul ediyor. Konuyu bilmeyenler için kısa bir özet yapayım. Alanya'nın içme suyu, uzun yıllardır Dim Vadisi'ndeki...

“DİM Üzümlü’den getirilecek içme suyunun içinden geçtiği boruların parası” mevzusu, kamuoyunu uzun zamandır meşgul ediyor.Konuyu bilmeyenler için kısa bir özet yapayım.Alanya’nın içme suyu, uzun yıllardır Dim Vadisi’ndeki Üzümlü Köyü’nden getiriliyor.Ancak bu suyu getiren borular artık yetersiz kaldığı için büyütülmesi, çapının genişletilmesi icap ediyor ve bu amaçla kolları sıvayan Alanya Belediyesi, boruları büyütmeye karar veriyor.Bu işin maliyeti de yaklaşık 12 milyon TL’yi buluyor.Belediyenin kasasında böyle bir para olmadığı için bu bedelin halktan toplanmasına karar veriliyor ve aynı zamanda bir Avukat olan Belediye Başkanı Av. Hasan Sipahioğlu, açıyor Belediye Gelirleri Kanunu’nu, bu parayı halktan alıp alamayacağına bakıyor.Kanunda, “Bu parayı halktan toplamak, belediyenin anasının ak sütü gibi helal” benzeri bir söz bulunca da, yıla yayarak bu parayı vatandaşın su faturasına yansıtmaya karar veriyor.Ancak tüm bu gelişmeler yaşanırken, 2002’de ANAP’ın, şimdi CHP’nin ilçe başkanı olan Şevki Türktaş, yıllar sonra siyaseten yolları ayrılan AKP’li Alanya Belediye Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu hakkında inanılmaz bir iddia ortaya atıyor.Türktaş, CHP’deki başkan yardımcısı Avukat Erdoğan Toktaş kanalıyla yaptığı itirafta diyor ki: “Ben bundan on sene önce aynı partide olduğum Sipahioğlu’na, ‘Gel, şu Üzümlü’den su getiren boruları büyütelim’ dedim. Ama Sipahioğlu bana, ‘Bu belediyenin değil, Devlet Su İşleri’nin işi, ben karışmam’ demişti. Şimdi ne değişti de parayı halktan topluyor.”Türktaş’ın iddiasına göre, on sene önce bu işin DSİ’nin işi olduğunu söyleyen Sipahioğlu, aynı işi şimdi vatandaşın su faturası üzerinden halledecek.Sipahioğlu’nun iddiasına göre yasalar şu anda kendisinden yana.CHP’nin iddiasına göre ise, halktan böyle bir para talep edilmesi yasal değil.Buraya kadar her şey tamam!Eğer CHP sözünde durur da bu işi adliyelik yaparsa, Alanya’da yaşayanlar olarak biz de davanın sonucuna göre neyin ne olduğuna karar verebileceğiz.Ama aklıma takılan başka bir mesele var.Yıllardır evindeki, işyerindeki, okulundaki, camisindeki çeşmeden su içenler parmak kaldırabilir mi acaba?Örneğin ben, evimdeki, işyerimdeki çeşmeden su içmeye korkuyorum.Sözlerim sakın yanlış anlaşılmasın.“Alanya Belediyesi’nin Dim Üzümlü’den getirip evimize, işyerimize, okulumuza, camimize verdiği, çeşmemizden akan su pis” demiyorum.Demek istediğim şu.İçinizde kaç kişi, evindeki veya işyerindeki çeşmeden güven içerisinde su içebiliyor.Bence önemli olan; laboratuardan alınmış sonuçlar değil, asıl önemli olan, vatandaşa bu güveni verebilmektir.Halkın cebinden 12 milyon TL toplayıp içme suyu getirmeyi herkes becerebilir.Ama önemli olan, çeşmeden su içerken güven verebilmek değil midir?Olaya bir de bu pencereden bakılması gerekmez mi?