SİYASİ iktidarlar, bürokraside liyakat yerine, yandaş arayışları içine girerse, bürokraside yozlaşma, bozulma ve kokuşma başlar. Yozlaşan, bozulan ve kokuşan bir bürokratik yapıda, devlet de aynı ölçüde yozlaşır, bozulur ve kokuşur....
SİYASİ
iktidarlar, bürokraside liyakat yerine, yandaş arayışları içine girerse, bürokraside yozlaşma, bozulma ve kokuşma başlar.
Yozlaşan, bozulan ve kokuşan bir bürokratik yapıda, devlet de aynı ölçüde yozlaşır, bozulur ve kokuşur.
Şahsen ben, kendimi bildim bileli, siyasilerin bürokrasiyle nasıl oynadığını çok iyi bilenlerdenim.
Çocukluğumda, babam oradan oraya sürülürdü.
Ben de aynı sürgün furyasının iki defa kurbanı oldum.
Çok daha rezili ise, tayinimin yani sürgünümün durdurulması için verdiğim dilekçeye verilen cevap akıl alacak gibi değildi:
"İstifanız kabul edilmiştir."
İdeolojik fanatizmin ve particiliğin hangi boyutlara vardığını bu örnekte görmek mümkün.
Mevcut iktidar uzun yıllar Gülen Cemaati'ne bel bağlayıp, bürokrasiye cemaat üyelerini doldurdukça, cemaatin gücünden yararlanarak bir yerlere gelme hesabı yapan uyanıklar, cemaatin düşünsel yapısıyla ilgileri olmamasına rağmen buraya doluştular.
Bugünse, bu uyanıklık, mevcut iktidarın, sempatiyle bakmaya başladığı bir başka siyasi yapılanmaya taşınmaya başladı!
Bu da gösteriyor ki, küçük burjuva söylendiği gibi, genelde kaypak oluyor.
İktidarlar bürokrasinin tepe noktaları dışında, tabana dönük de belli operasyonlara kalkarsa, liyakatli kadrolar geriye, liyakatsiz ve yeteneksiz beyinler de öne çıkmaya başlar ki, işte o zaman, devlet yapısı zaafa uğrar.
Aklı başında iktidarın, bürokratları siyasi tercihlerine değil, yaptıkları işin ehli olup olmadıklarına ve işlerini yaparken siyaset yapıp yapmadıklarına bakması gerekir.
Tabii ki, bu tür bir anlayışın bizde de hakim olabilmesi için, devlet geleneğinin ve demokrasi kültürünün, tam anlamıyla rayına oturması gerekir.
Aslında bürokratların, asli görevlerine odaklanıp, siyasi tercihlerini öne çıkaracak tavırlardan özellikle uzak durmaları gerekir.
Bizde öyle mi?
Maalesef bizim bürokratlar, ideolojik yanlarını açıkça ortaya koyma konusunda neredeyse birbirleriyle yarışıyorlar.
Meslek kuruluşlarına ve de sendikalara bir baksanıza.
Meslek kuruluşundan çok ideolojik anlamda oluşturulmuş siyasi bir yapı gibiler.
Örneğin, Milli Eğitim'de dört farklı siyasi yapılanmadan söz etmek mümkün.
İdeolojisi bu denli belli olan bir eğitimciye, farklı ideolojiye sahip ya da çocuğunun eğitim süresince hiçbir ideolojiye yönelmemesini isteyen bir velinin ne kadar zor durumda kalacağını düşünebiliyor musunuz?
Bir solcu ateist ailenin çocuğunu bir tarikatçı, bir tarikatçı ailenin çocuğunu da ateist bir öğretmenin eğittiğini düşünmek bile zor değil mi?